NAZLI ILICAK NAZLI ILICAK

Özal suikastı, Uğur Tönük ve Yirmibeşoğlu

Ahmet Özal'ın, babasının suikasta uğradığı iddiasını tekrarlaması bir bakıma iyi oldu. Bir şeyin şuyuu vukuundan beterdir. Yıllardır, bu suikast hakkında çok şey anlatılır. Özal'ın, Hürriyet gazetesinin eski sahibi Erol Simavi'nin adını yakınlarına verdiğini biliyorum. Sabri Yirmibeşoğlu' nun isminin ise, Horzum Araştırma Komisyonu üyesi Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nden emekli olan savcı Uğur Tönük tarafından gündeme getirildiğini düşünüyorum.
Özal'a silâh sıkan Kartal Demirağ, Kemal Horzum'a hizmet eden kişiler tarafından hapishaneden kaçırılmıştı. Horzum'un adamı Osman Atay, Kartal Demirağ ile cezaevinde görüşmüş ve ona "Senin gibi mert, gözü pek, yiğit kişilere ihtiyacımız var" demişti. Horzum, Özal hükûmetinin kaçakçılığı önleme konusundaki politikalarına kızıyordu. Özal'ın, af çıkarma eğiliminde olmaması da, cezaevindeki Kartal Demirağ'ın tepkisine yol açmıştı. Bu işin içinde, Horzum'un haricinde bazı sigara kaçakçıları da olabilir. Unutmayalım ki, Özal, yabancı sigaranın ithalatını serbest bırakmıştı. Geçimini sigara kaçakçılığıyla sağlayan mafya, bu gelişmeye tepkiliydi. Acaba Simavi'nin, o camianın bir ferdi olan Dündar Kılıç'la bir şekilde irtibatı var mıydı?
Sabri Yirmibeşoğlu'nu suçlayan ise, Savcı Uğur Tönük'tü. Onun iddialarına, Cüneyt Arcayürek, "Demokrasinin Sonbaharı" kitabında yer vermişti. Uğur Tönük, Horzum Araştırma Komisyonu'na çok çarpıcı şeyler söylemişti. Neydi anlattıkları?
Arcayürek'in kitabından okuyalım: "Afyon Dazkırı'da, 1974-77 seneleri arasında, Ege'de meydana gelen sol hareketleri önlemek için bir kontrgerilla teşkilâtı kurulduğunu, Kartal Demirağ'ın da bu teşkilâtın yetişmiş bir elemanı olduğunu tespit ettik. Komisyon, Afyon'daki teşkilâtın üzerine gitmeye karar verdi. Tam o aşamada, Ortaköy'de bir villaya davet edildim. MİT görevlisi olduğunu sandığım 3 kişi bana 'Tahkikatı kesin' dedi. Bir generalin adını verdiler ve 'Paşa kararınızı bekliyor' dediler. Soruşturmadan çekildim."
Arcayürek, daha sonra Tönük ile görüşmüştü. Tönük, Arcayürek'e, Özal'la buluştuğunu söylemiş ve o görüşme sahnesini şöyle anlatmıştı: "Özal'ın Harbiye orduevindeki odasında diz dize oturduk. Beni tehdit edenlerin adını verdiği generali kendisine açıklayacağım sırada, Özal odadaki büyük ekran televizyonun uzaktan kumandasına uzandı ve sesi sonuna kadar açtı. Ben, paşanın ismini Özal'ın kulağına fısıldadım: Sabri Yirmibeşoğlu."
İşte Sabri Yirmibeşoğlu'nun ismi bu şekilde suikast iddiasına karışıyor. Yirmibeşoğlu, Kartal Demirağ, Özal'a saldırdığında (18 Haziran 1988'de) 3. Ordu Komutanı'ydı; Erzincan'daydı. Ağustos 1988'de, Özal'ın imzasıyla Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri oldu. Yirmibeşoğlu, "Tönük, Özal'ın kulağına ismimi fısıldasaydı, başbakan hiç MGK Genel Sekreterliği'ne beni atar mıydı?" diye soruyor. Gerçi Özal, Necdet Üruğ'un planını bozarak, Yirmibeşoğlu'nun Genelkurmay Başkanlığı'nı önledi ama bu, suikasttan önceki bir tarihe, 1987'ye rastlıyor. Yirmibeşoğlu'nun Genelkurmay Başkanlığı, Org. Necdet Üruğ'un "2000 planı" çerçevesinde ayarlanmıştı. Hani Özal'ın, "2000 yılına kadar kimin Genelkurmay Başkanı olacağı belirlenmiş" diye tepki gösterdiği plandan söz ediyorum. Cumhurbaşkanı Evren'le anlaşan Özal, "İki Necdet Operasyonu" yla, Necdet Öztorun'un Genelkurmay Başkanlığı'nı engellemiş, Üruğ ve Öztorun emekli olunca, bu makama Org. Necip Torumtay gelmişti.
Yirmibeşoğlu kontrgerilla mensubu olabilir. Ama Özal suikastıyla ilgisi, Uğur Tönük'ün iddialarından ibaret kalıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.