NAZLI ILICAK

Haberal, yargı ve sorunlar

Bazı konularda aşırı bir sorumluluk hissederim. Sözgelimi, Mehmet Haberal'ın sağlık durumuyla ilgili tek bir satır dahi yazmadım. Bir insanın hayatı söz konusu ve hiçbirimiz uzaktan onun gerçekten hasta olup olmadığını bilemeyiz. Muhtemelen, o yaşta bir insan, böyle bir stresin altına girince zaten hastalanır. Bazı meslektaşlarımızın, uzaktan fetva verip, "düzmece rapor" iddiasında bulunmalarını bu yüzden yadırgıyorum. Ya hakikaten hayati tehlike varsa? Ve Haberal, Adli Tıp'a sevk edildiğinde kalp krizi geçirirse ne olacak? Hangi vicdan böyle bir yükü taşıyabilir?
Anlayamadığım bir başka nokta da şu: Haberal hastaneden çıkarılıp, Silivri hapishanesine nakledilse, bizim ne kazancımız olacak? Aksine, sanıkların tümünün tutuksuz yargılanması daha doğru. Mahkeme neticelenince, cezalarını çekeceklerdir. Tabii, "zaman aşımı" olmaması kaydıyla.
Sahi, Türkiye'nin ayıbı haline gelen "zaman aşımı"na bir çare bulunamaz mı?
Eski DİSK'in Genel Başkanı Kemal Türkler'in davası zaman aşımından düştü. Dosya, 30 yılda, bir sonuca bağlanamadı. Bu nasıl iş?
Sermaye Piyasası Kurulu'nun suç duyurusu üzerine Uzanlar aleyhine açılan 7 dava, Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından -zaman aşımı gerekçesiyle- kaldırıldı.
Örnekler çoğaltılabilir. Daha evvelki, Genel Kurul'da milletvekillerinin sorularını cevaplayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, şu dehşet verici tabloyu ortaya koydu: "2010'da, Yargıtay'da, zaman aşımından düşen dosya sayısı 19 bin 251'i buldu. Yargıtay'a gelen davaların tamamı kesilse, bazı dairelerde 5 yıl süreyle el sürülemeyecek dosyalar birikti."
Yargı sistemimiz arızalı. Hiç değilse, herkesin üzerinde ittifak sağladığı konularda bir iyileştirme yapılsın:
Tutukluluk infaza dönüşmesin.
Zaman aşımıyla davalar düşmesin.
Mahkemelerin dosya yükünü azaltacak ve dava süreci başladıktan sonra süratle tamamlanmasını sağlayacak bir sistem geliştirilsin.
Yargıtay ve Danıştay'daki birikmeler önlensin; bunun için uzun yıllardır sözü edilen İstinaf Mahkemeleri (bölge mahkemeleri) kurulsun.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndaki yapı değişikliği, sadece yargıdaki ideolojik tavrı hedef alıyordu; özellikle Ergenekon hâkim ve savcılarını sakınmayı amaçlıyordu. Ama artık sıra, gerçek bir yargı reformuna geldi. Yukarıda satır başlarını verdiğim hususlarda ufak birkaç adım atılsa dahi, insanlarda yargıya güven hissi pekişecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.