NAZLI ILICAK

Tahliyeler ve suç vasfının değişmesi

Ahmet Şık ve Nedim Şener, Türk Ceza Kanunu'nun 220'nci maddesinin 7'nci fıkrasına göre, "örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek veya isteyerek yardım etmekten" yargılanıyordu. 7'nci fıkra, bu konumdaki kişilerin ayrıca örgüt üyesi olarak da cezalandırılmasını öngörüyor. Örgüt üyeleri 5 ilâ 10 yıl arasında hapis cezasıyla karşı karşıya. Bu düzenleme, Şık ve Şener'in durumunu ağırlaştırıyordu. Tahliye kararı veren İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, suç vasfının değişebileceğini belirtti. Hâkimin bu kararında, yakında TBMM Genel Kurulu'na geleceği söylenen 3. Yargı paketi etkili olabilir. Çünkü o pakette, TCK 220/6 ve 7'ye göre, "örgüte üye olmamakla... örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte" örgüt üyesi sayılan kişilerin alacakları cezanın, yargıcın takdirine bağlı olarak, 3'te 2 oranında indirilmesi öngörülüyor. Ama bence, tahliye kararını veren yargıç, 3. Yargı paketinden ziyade, Nedim Şener ve Ahmet Şık'a isnat edilen fiilin, 220'nci maddenin 7'nci fıkra yerine, 8'inci fıkra çerçevesinde değerlendirilme ihtimalini göz önüne aldı.
Tekrar etmek gerekirse: Şener ve Şık, örgüt üyeliğinden değil, 8'inci fıkrada öngörüldüğü gibi, örgütün veya amacının propagandasını yapmaktan yargılandıkları takdirde, ceza miktarı 1 ilâ 3 yıla düşüyor. Oysa örgüt üyeleri 5 ilâ 10 yıl arasında ceza alıyor. Tahliye kararının, iki gazetecinin fiilini, TCK 220/7 çerçevesinde değil, 220/8 çerçevesinde değerlendirme ihtimalinden kaynaklandığını söylemek daha doğru olacak.

BİZE ULAŞIN