NAZLI ILICAK

10 Kasım ve Atatürk

Bir zamanlar 10 Kasım'da Atatürk'ün ölüm yıldönümü münasebetiyle yas tutulurdu. Sinemalar tatil edilir; gazinolarda içki servisi yapılmaz; zaten tek kanal olan devlet televizyonunda hep Atatürk'ün sevdiği şarkılar okunurdu. O gün Türkiye'de "ikiyüzlülük iklimi" egemen olurdu. Özal/ Evren döneminde yasaklar kalktı. Millete, "Artık zoraki yas tutmayacaksınız" denildi. Kimse de, niyet okumadı; öküzün altında buzağı aramadı. Belki, Evren'in de bu düşüncede olması bir garanti belgesi sayıldı. O gün yasak kalkmamış olsaydı, bugün hâlâ eminim, 10 Kasım'larda yas tutmaya devam edecektik. Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin: Meselâ AK Parti iktidarı "Artık her 10 Kasım'da televizyona, sinemaya, lokantalardaki içkili servise müdahale etmeyelim, hayat tabii akışını devam ettirsin" deseydi, kuşkuyla karşılanmaz mıydı?
Atatürk, bilimi ve çağdaş düşünceyi savunan, Türkiye için önemi olan bir devlet adamı. Üstelik ülke, onun izinden giderek ve tabii birçok kişinin de yoğun çabaları sayesinde iyi bir noktaya ulaşmış durumda. Halkın çok büyük bir çoğunluğunun Atatürk ile meselesi yok. Ama bir tabu yaratılınca, ister istemez tepkiler de ortaya çıkıyor.
İlk defa 27 Mayıs darbesinden sonra geniş kitlelerin zihninde soru işaretleri belirmeye başladı. O güne kadar, dar bir kesim Atatürk devrimlerine tepki duyuyordu. 27 Mayıs'la birlikte tartışma yayıldı. Çünkü darbeyi yapanlar, Atatürk'ü sahiplenirken, Demokrat Partilileri "Atatürk düşmanı" ilân etmekte beis görmediler. O tarihte Atatürk, manen mezarından çıkarılarak, halkın bir bölümüne karşı silâh gibi kullanıldı. Oysa özellikle Demokrat Parti'nin liderlerinden Celal Bayar, Atatürk'e adeta meftundu. DP döneminde, CHP'nin ihmali telâfi edilmiş, Anıt Mezar inşa edilerek, naaşı Etnografya Müzesi'nden Anıt Kabir'e nakledilmişti. Ayrıca Ticani denilen bir grubun Atatürk heykellerini taşlaması karşısında, Atatürk'ü Koruma Kanunu gene DP tarafından çıkarılmıştı. Demokrat Partililere "gerici" denilmesi, öztürkçe kelimelerin ayıklanarak anayasa dilini orijinal metne döndürmelerinden veya ezanın Türkçe okunması mecburiyetini kaldırmalarından kaynaklanıyordu. Bir de, DP liderleri, halkın değerlerine daha saygılı davrandılar, İslâmiyet'e dair konularda hoşgörülü bir tutumu benimsediler.
27 Mayıs'ta ekilen tohumlar, giderek kök saldı. Atatürk, tartışmanın merkezine çekildi. Zaman içinde "Atatürk ilke ve inkılâpları", bir dogma olarak anayasada yer aldı; Türkiye Cumhuriyeti'nin ideolojisi haline geldi.
10 Kasım vesilesiyle bu hakikati hatırlatmak istedim. Atatürk'ü herkesin kendisine göre yorumlamasını, istediği ölçüde sevmesini serbest bırakırsak, O'nun Türk milletinin müşterek bir değeri olarak kalmasına hizmet etmiş oluruz. Aksi takdirde, karşılıklı salvo atışları altında hatırası onarılmayacak yaralar alabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN