ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

Böyle kriz yönetimi görmedim!

Kriz yönetimine müthiş bir örnek. Teknoloji dünyası takip edenler Samsung'un, bir pil sorunu nedeniyle ağustosta satışa sunduğu Note 7'yi geri çağırdığını hatırlar. Bu sorunu yaşayan cep telefonu sayısı 40'ı geçmemişti ve yüzdesel olarak bu sorununun yaşanabileceği cihaz sayısı çok azdı ama şirket pil değiştirmek yerine tüm Note 7'leri geri çağırınca, öğrendim ki cep telefonu pazarının dev ismi cirosuna 1 milyar dolarlık kaybı şimdiden yazmış.
Rakamın büyüklüğü bir yana Samsung'un ısrarlı takibi çok ilgimi çekti.
Önceki gün Samsung Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen ile buluştuğumuzda dijitalleşmeyi konuşacaktık ama haliyle önce şirketin bu krizi nasıl yönettiği konusunda sohbet ettik. Ne ilginç ki Türkiye'de çıkar çıkmaz binlerce satılan Note 7'leri satın alan müşteriler bir türlü geri getirmiyormuş.
Yeğen, her yolu denediklerini söylüyor.
Sırf satın alanların dikkatini çekmek ve pilde çıkacak sorunu engellemek için Note 7'lere firma bir güncelleme yaparak pilin yüzde 60'tan fazla dolmasını engellemiş. Yeğen, "Normalde müşterimizin yeni aldığı telefonun yüzde 60'tan fazla şarj olmadığını görüp bayiye gelmesini bekliyorduk ama yine olmadı" diyor.
Samsung, tüm eski Note 7'leri toplamak konusunda çok ısrarcıymış. Doğrusu bu işin nereye gideceğini ve şirketin politikasının sonuçlarını çok ama çok merak ediyorum.

200 milyar lira ek gelir için...
Tansu Yeğen'in çok ilginç özellikleri var.
Mesela tanıdığım en iyi, en bilgilendirici, en teşvik edici sosyal medya kullanıcılarından biri kendisi.
Türkiye'deki Dijital Değişime CEO Bakışı isimli bir çalışmayı Samsung olarak TÜSİAD ile birlikte yürüttüğü zaman, onca işinin arasında Türkiye'nin önde gelen 58 CEO'su ile birebir görüşme yapmış ki gerçek sonuçlara ulaşabilsin ve şirketlerin dijitalleşip dijitalleşemediğinin aslında güzel bir haritasını çıkarmış. Özetle pek de iyi bir noktada değiliz.
Düşünün ki 2020 Olimpiyat Oyunları'nı alan Japonya'nın tamamen robotların yönetiminde bir olimpiyat köyü kurmakta olduğu yılları yaşıyoruz. Tansu Yeğen, 2020'de Tokyo'da robotların tercüme yapacağını, otomobillerin sürücüsüz olacağını ve otellerde sporcuları robotların karşılayacağını söylüyor.
Başka iki güzel örnek daha veriyor Yeğen.
Çin'de bir lavabo üreten şirket 7/24 çalışan 9 robotu işe başlatarak tam 140 işçinin işini yaptırmaya başlamış. Cep telefonu ve bilgisayar üreticisi Foxconn, 60 işçinin yerine robot düşündüğünü açıklamış. Zaten Güney Kore'de 10 bin işçiye 478 robot şimdiden düşüyor.
Japonya'da ise 314 robot, Almanya'da 292 robot, Çin'de de 36 robot düşüyor. Türkiye bu sıralamada yok bile.
Diyeceğim o ki Başbakan Binali Yıldırım önceki gün üstüne basa basa Türkiye'nin önünün katma değeri yüksek üretimle, ileri teknoloji ile açılacağını söyledi. Şimdi işte başta kamu olmak üzere şirketlerin gerçek anlamda dijitalleşme adımlarını atmasını bekliyoruz. Yeğen, yapılan araştırmalara göre böylece sağlayacağımız verimliliğin 10-15 yılda 50 milyar lira olacağını ve sanayi üretiminin yüzde 3 artacağını, bunun da 150-200 milyar lira ek gelir anlamına geldiğini söylüyor. Şirketler dijitalleşmeyi beceremedikleri takdirde ömürleri 12-13 yılla sınırlanıyor.
Endüstri 4.0 ise hayal oluyor. Türkiye dijitalleşmeye çok değil ilk etapta 10-15 milyar liralık bir yatırım yaparsa, robot kullanımı artarsa neler olacağını varın siz hayal edin. Tansu Yeğen, işe otomotiv, beyaz eşya, tekstil ve kimya sektöründen başlamak gerektiğini söylüyor.
BİZE ULAŞIN