ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

UBER’i bırak YOLO ve CAREEM’e bak!

Üstelik biri yerli! İki yıl kadar önce bir girişimcilik konferansında tanımıştım onları. O günden bugüne de epey yol kat ettiler. Benim de şu an telefonumda YOLO uygulaması var. Üstelik kullandığım cep telefonu hattına istinaden bir de yüzde 50 indirim kampanyam olduğunu ilettiler geçen günlerde.
Evet, UBER gibi tertemiz araçlarla, müşteriyle mesafeli, kibar konuşan şoförleriyle, gideceğim mesafenin kısalığına, uzunluğuna bakmaksızın ihtiyaç duyduğumda kapımdalar. Daha ne isteyeyim?
Serbest piyasa ekonomisinin çarkları çalışıyor.
İyi olan kazansın demeyecek miyiz?
Taksiciler, haksız kazanç elde edip, ekmekleriyle oynadıklarını iddia ederek UBER'i boykot etmeye başladı ve de dava açtılar. Yetmedi kendilerini temsil eden en üst ağızdan bir de yakıp yıkmakla tehdit ettiler! Tüm bunlar olurken, UBER'den bir açıklama beklentisi dahi olamadı, çünkü onun yerine toplumun her kesiminden UBER müşterileri zaten bu hizmeti savunup, taksi kullanırken başlarına gelen türlü belaları anlatıp durdurlar. Ha tabii UBER de kısa bir açıklama yaparak, "Sürücü ortaklarımızın yanında durup, hukuki yardım sağlayacağız" demekle yetindi.
YOLO'ya dönecek olursam, 2016 sonunda kuruldu. Kısa sürede 300'e yakın araca ve 7 binin üzerinde bireysel kullanıcıya ulaştı. TEB Yönetim Kurulu Üyesi Haydar Çolakoğlu, Princeton Üniversitesi'nde okurken tanıştığı arkadaşı Lorenzo Zamorano ve liseden arkadaşı Akın Bubiki ile birlikte kurduğu YOLO'ya, hâlâ geçerli ise Los Angeles'ta kurulu 250 milyon dolarlık bir fon da ortak şu anda. Daha önce Sabah gazetesinde yayınlanan röportajlarında, Türkiye'de KDV'sini, kurumsal vergisini ödeyen, sürücülerin sicilini, davranışlarını denetleyen şeffaf bir şirket olduklarını, yerli ve milli olmanın da önemini anlatmışlar.
Üstelik güvenli olduğu gerekçesiyle YOLO'yu en çok kadınlar ve gençlerin kullandığını da söylemişler.
Şimdi taksi sahipleri kusura bakmasın.
Bu ülkede taksilerle ilgili olumsuz haberler bitmek bilmiyor. İstisnalar kaideyi bozmuyor ne yazık ki. Artık sigara içilmeyen taksi aracı bulmak mümkün değil. Yağmurda kaldırdığın eli görmemesi çok normal bir taksici hareketi. Daha kapıyı açar açmaz, nereye gideceğini sorup, sonra da beğenmeyip kapıyı kapatmanı bile beklemeden aracı hareket ettirmesi de çok normal.
Ha tabii unutmadan taksi plakasını elinde bulunduranların taksi şoförlerinin hakları konusundaki duyarsızlıkları da hiç konuşulmuyor.
Diyeceğim o ki Türkiye'de artık herkes parasını vererek aldığı hizmeti sorguluyor.
Kimse kusura bakmasın, zorla kötüyü kullanmaya zorlamak bir işe yaramayacak.
UBER olmaz ise YOLO olacak. Peki siz şu anda Dubai merkezli Careem'in de bu pazara girdiğini ve de gayet güzel çalıştığını biliyor musunuz? Öylesine başarılı oldu ki bu girişim geçen yıl Harvard Üniversitesi'ne 'case study' yani vaka çalışması oldu ve derslerde okutulmaya başladı.
Hükümet, taksicilerden gelen baskılarla bir karar alacaksa, yaptrımda bulunacaksa tüm bu gelişmeleri, yeni oluşumları inceleyerek öyle bir karar alsın ki tek sevinen taksiciler olmasın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN