ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

Türkiye’nin ilk kaynak mühendisinin açtığı kapılar

İş dünyasındaki makine mühendisleri oldum olası dikkatimi çekmiştir. İstisnasız hepsi çok önemli başarılara imza atmış, Türkiye'nin ilerlemesinde çok önemli rol üstlenmiş birbirinden kıymetli isimler.
İşte Türkiye'nin ilk yerli otomobili olan Devrim Arabası Projesi'nin mühendisi, Gedik Holding'in ve Gedik Üniversitesi'nin kurucusu olan ve 2012 yılında hayata veda eden Halil Kaya Gedik bu isimlerden biriydi ve kendisiyle ne güzel ki 2005 yılında tanışma fırsatı yakalamış ve o dönemde yaptığım Misafir Odası isimli röportaj sayfasına hayırseverliğini ön plana çıkardığım hayat hikâyesini, "Para kazanmak için değil harcamak için uğraşıyorum" başlığıyla taşımayı başarmıştım.

Önceki gün değerli meslektaşım, yazar Nurten Yalçın Erüs'ün özenle kaleme aldığı Halil Kaya Gedik'in hikâyesinin anlatıldığı, "Türk Sanayiinin Birleştiren Gücü" isimli kitabı okumaya başlayınca, o güne döndüm ve hiçbir başarının tesadüf olmadığını da bir kez daha anladım.
Gedik Holding şu anda Halil Kaya Gedik'in kızı Hülya Gedik'in yönetiminde başarılı bir şekilde yoluna devam ediyor. Hülya Gedik, Uşak Sanat Okulu'nda torna tesviye bölümünü bitiren, ardından Yıldız Teknik'te makine teknikeri olarak mezun olan ve o dönemin imkânsızlıklarına güzel bir çalım atarak, Almanya'da hem makine mühendisliği hem de kaynak mühendisliği okumayı başaran Halil Kaya Gedik'in, Türkiye'de sanayileşmenin henüz başladığı o yıllarda, öğrendiklerini nasıl Türkiye'nin kalkınması için sanayiye taşıdığını kitapta çok güzel anlatıyor.
Türkiye Cumhuriyeti'ni inşaa eden duayen sanayicilerin büyük bir kısmını tanıma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Düşünün ki Halil Kaya Gedik, Türkiye'nin ikinci, Türk sanayiinin de ilk kaynak mühendisi. Bu kıymetli isimlerin bu topraktan aldığını bu toprağa geri vermek konusundaki büyük arzusu benim her zaman çok dikkatimi çekmiştir.
Nurten Erüs'ün kitaba da aldığı röportajımda, birbiri ardına okul açmak için o günün parasıyla, 'trilyonlarca lira' para harcayan Halil Kaya Gedik, yaptıkları işlerden bahsederken, "Altın, gümüş satmıyoruz. Tonla demir satıyoruz. Ucuz" demiş ve öğrenmiştim ki boğazın ilk köprüsünde Gedik'in kaynak elektrodları kullanılmıştı.
Duayen ve üstelik de büyük hayırsever bir ismi karşımda bulunca kendisini nelerin mutlu ettiğini sormuş ve şu cevabı almıştım:
"Yaşım gereği, para kazanmaktan ziyade, para sarf etmek için uğraşıyorum. Zaman biraz değişiyor. İnsan bu tarafı da öbür tarafı da düşünüyor. Biz inançlı kimseleriz. Önceleri özürlü çocuklara Yakacık'ta yemek verirdik. Sonra kime yemek verdiğimizi merak ettik. Bir gün kendim gittim ve sefaleti gördüm. Sonra da engelli çocuklar için okul yapmaya karar verdim. Yemek verdiğimiz okul küçüktü. Tuzla'da bir yer bulduk ve modern bir okul yaptık. Spor salonları, iş atölyeleri de yaptık. İşe bir kez girince de elimi ayağımı çekemedim..."
Özetle Halil Kaya Gedik'in ifadesiyle Gedik Grubu'nu tüm dünya kaynakçı olarak tanıyor, kaynak teli ve elektrodları yapımında Avrupa'nın önde gelen isimlerinden biri ama grup önce kurucu Halil Kaya Gedik, şimdi de yönetim kurulu başkanı Hülya Gedik'in liderliğinde daha çok üniversite ve sosyal projelerle gündemde. Tam da kurucu babanın dilediği gibi.
İstanbul Gedik Üniversitesi yayınlarından çıkan Halil Kaya Gedik'in hikâyesini, Türkiye'nin bugünlere nasıl geldiğini anlatan güzel bir örnek olduğu için okumanızı tavsiye ederim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.