ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

Pandemide yatırımı büyüten Fendi: İstanbul lüks destinasyonu

Dar gelirliler ne kadar tüketimi kısarsa kıssın, pandemi de olsa yüksek gelir grubunun harcamalarını kısmadığına her krizde tanık olduk. Belki başlangıçta kısa süreli tüketim dursa da çok geçmeden ilk canlanma tüm dünyada lükste yaşandı. İşte belki de bu sebeple ünlü markaların yatırımları da durmadı.
1925 yılında Adele ve Edoardo Fendi tarafından Roma'da kurulan ve 2001 yılında LVMH Grubu'nun büyük hissedar olduğu modanın ünlü isimlerinden Fendi, 'Lüks destinasyonu' olarak belirlediği İstanbul'dan umutlu. Geçtiğimiz günlerde Fendi'nin CEO'su Serge Brunschwig'e lüks dünyasının ünlü isminin Türkiye'ye bakışını ve pandemiye rağmen İstanbul'a yaptıkları yeni yatırımın arkasındaki sebepleri sorma fırsatı buldum.
Fendi, şimdiye kadar İstanbul'da çanta ve akseuar koleksiyonunu satışa sunmuştu ancak marka yeni butik konseptine uygun olarak mağazasını, ön cephesini Roma'daki genel merkezine ev sahipliği yapan binadan ilham alarak metal kemerler, şelale desenli vitraylarla bir hayli iddialı bir şekilde üstelikte pandemi esnasında yenileyerek, şimdiye kadar getirmediği kadın koleksiyonunu İstanbul'a taşıdı.
Pandemiye rağmen yatırım planlarını ertelemediklerini söyleyen CEO Serge Brunschwig, İstanbul'daki yatırımlarından çok mutlu olduklarını ve dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul'un marka için de en önemli pazarlardan biri olduğunun altını çiziyor. Bu yatırıma özellikle Türkiye'de satışa sunmadıkları kadın koleksiyonunu da getirmek istedikleri için soyunduklarını anlatıyor Serge Brunschwig ve pandeminin tüm ülkeleri aynı şekilde etkilediğini ancak yaşanan salgının yüksek kaliteli ürünlere olan ilgiyi daha da artırdığına inandıklarını vurguluyor.
Bir hikaye anlattıklarını ve lüks ürünlere ilgi duyanların da sadece bir ürün almadıklarını o hikayenin bir parçası olmaya çalıştıklarını söylüyor Brunschwig, sürdürülebilirliğin merkeze oturduğu yeni dünya düzeninde etik değerlere uygun üretim yapmanın en büyük öncelikleri olduğunu da belirtiyor. Serge Brunschwig, DNA'ında zanaatkarlık olan İtalya'da Fendi'nin de zanaatkarlara büyük önem verdiğini ve kuşaktan kuşağa devam etmesine çalıştıklarını söylüyor.
Geçen hafta İstinye Park'ın kurcularından Zafer Yıldırım ile de sohbet etme imkanı bulmuştum. Pandemi sonrası lüks tüketimde dramatik düşüşlerin yaşanmadığını kendisinden de duydum. Çünkü Türkler de yurtdışına seyahat edemedi ve lüks tüketimi vergi kolaylıkları nedeniyle genelde seyahat esnasında yapan lüks tutkunu Türkler, alışverişlerini kendi ülkelerinde yaptı.
Şu anda hâlâ başta İstanbul'da olmak üzere Türkiye'de beklenenden çok daha az turist var o nedenle de Yıldırım, Türkler'in lüks tüketimi Türkiye'ye kaydırmaları için başta fiyat ve vergi kolaylığı olmak üzere gereken ortamın yaratılmasının da önemli olduğunu söylüyor çünkü ne de olsa İstanbul'un perakende cirosunda son yıllarda turistlerin payı kat be kat artmıştı. Oysa şimdi bu durum mümkün olmadığını da hatırlatalım. Salgının daha ne kadar süreceğine ve etkilerinin nasıl olacağına dair belirsizlik sürerken, işlerin pandemiyle birlikte yürümesi için yeni yol haritalarının her alanda devreye alınmasının ekonominin çarklarının durmaması açısından önem taşıdığı aşikar galiba.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.