HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

CHP’nin ‘ordulu’ tarihi

CHP'yle ordunun yolları bir dönem ayrıldıysa da daha sonra kesişti. Bu uzun öykünün kuramsal-tarihsel bir pragmatik yanı vardır. Kuramsal yanını bu köşeyi okuyanlar çok yazdığımı bilir. Türk modernleşmesi Tarihsel Blok denen ve ordu-bürokrasi-aydınlar arasında kurulan bir ittifakla gerçekleştirilmiştir. Bırakalım öncesini, 1908 sonrasının tarihi budur. Cumhuriyet bu temel üstünde oluşur ve biçimlenir.

Gidip gelen iktidar
1950 bu tarihte bir dönemeçtir. Siyasal anlamda "Merkez"i de meydana getiren Tarihsel Blok, iktidarı bu defa halk-yeni kuşak-burjuvaziden oluşan siyasal "Çevre"ye kaptırır. DP ve sonrası hep bu kökten kaynaklanır. Merkez kaçırdığı iktidarı 1960'ta askeri darbeyle yeniden ele geçirir. 1960 darbesi de ondan sonra gelen 1961 Anayasası da orduyla aydınların son kez gösterdikleri bir tam ittifakla gerçekleştirilir. Bütün bu dönemlerin siyasal partisi CHP'dir. Yani CHP ile ordu 1965 seçimlerine kadar dayanışmasını sürdürür.
CHP ile ordu arasındaki bağların zayıflayıp kopması 1962'lerde başlar. Talat Aydemir CHP'yi yeterince faşizan bir radikalizm içinde görmüyordu. Onu kendisi denemişti. İkincisi 1961 sonrasında sosyalizm ve Türkiye İşçi Partisi ortaya çıkınca 1965'ten sonra CHP "Ortanın Solu" politikasına kayınca ordu bölündü. Ordunun bir kanadı kendince sol ve sosyalist gördüğü yeni oluşumlara kaydı. 9 Mart'a kadar giden çizgi budur.
9 Mart günü Muhsin Batur kamp değiştirip sol faşizan bir cunta ve devlet yapısı için düğmeye basmayıp karşı tarafa geçince darbe geldi ve Ortanın Solu lideri Ecevit hamlenin kendisine karşı yapıldığını söyledi. Bağları CHP değil Ecevit koparmıştı ama onunla kalmadı. Bu defa ordu solun üstüne "Balyoz Harekâtı"yla gitti. Ordu, aydınları sola savruldukları için yanından uzaklaştırdı. Bu, CHP'yi de kısmen kapsadı. Yani CHP'nin orduyu istememesinden çok ordu CHP'yi ve onunla özdeşleşmiş aydınları istemedi. 12 Eylül bu kopukluğu perçinledi. Böylece Tarihsel Blok parçalanmıştı.

Tarihsel Bloku yeniden kurmak
Ne var ki, bu tarih sürekli olmadı. 1998'e kadar sürdü. 28 Şubat'la birlikte ordu-aydınlar-CHP-bürokrasi arasındaki bağ bu defa irtica bahane edilerek yeniden kuruldu. SHP ile birleşmeye kadar daha farklı şeyler söyleyen CHP önce 1993'ten sonra 1998'ten başlayarak kesinkes ordu yanlısı bir politika sürdürdü. Bu ittifaka Cumhuriyet gazetesi gibi bazı kanatlar da eklenince klasik Tarihsel Blok yeniden fakat çok daha cılız bir biçimde teşekkül etti. Üstelik bu defa söz konusu blok Türkiye'deki sosyal ve sosyolojik değişimlerin çok hareketli olduğu bir dönemde ortaya çıkıyor, o farklılaşmayı algılayamadan hareket ediyor, gayet kısır bir gündemi savunuyordu. (Bu tarihi bütün arka planıyla ve farklı boyutlarıyla Türk Siyasetinin Yapısal Analizi-1 isimli kitabımda uzun uzun ele almıştım.)
CHP bu politikaya bugün de sahip. "12 Eylül'ü gerçekleştirenler yargılansın" türünden çıkışlarıyla CHP ordu ile arasındaki ilişkiyi de, sürdürdüğü politikanın özünü de değiştiremez. Onlar sadece gündem kaydırmak için atılmış adımlardır. Önemlidirler, uygulanmaları gerekir ama bu CHP'nin hiç değilse bugüne kadar sürdürdüğü siyaset anlayışını örtemez. Örtemediği şu son tartışmada da ayan beyan görünmektedir.
CHP ne yazık ki sol olduğunu söylüyor. Gene ne yazık ki Türkiye'de solun orduyla, askerle, darbeyle çok yakın, iç içe geçmiş bir tarihi ve zihniyeti var. Bu, tarihsel planda anlaşılabilecek bir şey. Fakat o planın demokrasiyi içermediği de bir o kadar açık. Hele aynı anlayışın bugün savunulması içler acısı.
CHP'nin görmediği bu!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN