HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Lisede ihtisas yapmak

Üniversite sınavında Türkiye'nin karşılaştığı ağır tabloyu aşmanın ana yolu lise eğitim sistemini düzeltmek ve lise başarısıyla üniversiteye kabulü bir araya getirmektir, demiştim.
Buna bağlı olarak eğer liseleri ihtisas liselerine ayırmazsak işimizin çok zor olacağını da söylemiştim.
Bugün şu ihtisas liseleri konusuna biraz daha değinmek istiyorum.

Nedir lise?..

Bizde bugün uygulanan lise eğitim sistemi çok karma bir sistemdir. Temel tezlerini Fransız liselerinden almıştır. Fakat eğitimin "disipliner" anlayışının altında Alman ekolünden bazı izler bulmak da mümkündür. Bu lise anlayışı esas olarak Aydınlanmacıdır ve kendi şartları içinde bu doğrudur. Fakat daha ziyade 19. Yüzyıl Fransa'sının kültürel ve politik modeline dayanır. Üniversitenin henüz toplumun geniş kesimlerine çok uzak olduğu dönemlerde çok kuvvetli bir genel kültür oluşturmayı öngörür. Meraklısı bu tarihi Regis Debray' nin benim çok sevdiğim kitaplarından izleyebilir.
Bu lise eğitim tarihi bizde cumhuriyetin temel kadrolarını inşa etmiş, seçkinlerini oluşturmuştur. Ama 1950 ve 60'lardan başlayarak meydana gelen toplumsal değişimlere yeterince cevap verememiştir. Özellikle 1970'li yıllarda bu sistem gitgide daha ideolojik ve endoktriner bir içeriğe mahkûm edilerek çökertilmiştir. Bugün lise ne belli bir eğitim ortalaması tutturabilmektedir ne de toplumun seçkinlerini hazırlayabilmektedir. Lise sadece liseli olmanın bir aracı halindedir.

İhtisas lisesi demek...
Bu durum aşılmaz değildir. Eğer 1 milyon 350 bin öğrencinin girdiği sınavda kitlenin yüzde 60'ı fen sorularını yanıtlayamıyorsa, çarşamba günkü yazımda gösterdiğim üzere, matematik bir yana edebiyat, sosyal bilimler, yabancı dil alanlarında dahi tam bir çöküntü hâkimse, yapılacak tek şey yeni bir eğitim planlamasına gitmek ve liseleri ihtisas lisesine dönüştürmektir.
İhtisas liseleri çağdaş bir toplumda bireylerin okuryazarlık düzeyinde sahip olması gereken matematik, sosyal bilimler, fen bilgisi, edebiyat düzeyinin dışında bir arayışa işaret eder. Bugünkü dünya bir enformasyon dünyasıdır. Teknoloji hayatı gitgide inceltmiştir. İhtisas bilgisi de buna dahildir. Üniversite enformasyona değil analitik bilimsel bilgiye yöneliktir. Temel eğitim içermez. Bu haliyle de meslek öğretiminin ötesinde bir anlam taşır.
Oysa Türkiye'de girmeye çalışan kitlenin çok büyük bir bölümü üniversiteyi temel meslek eğitimi aracı olarak görüyor. Bu üniversiteye yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Üniversite meslekten fazlasını öğretir.
Türkiye'deki meselenin düğüm noktası budur. Bu gerçeği bilmek, itiraf etmek zamanı gelmiştir. Üniversite, ister kızıp köpürelim, ister bu kavrama alerji duyalım, popülizmi bir yana bırakırsak çok daha seçmeci ve seçkin yaratmayı öngören bir alandır.
O halde Türkiye'nin çok büyük bir hızla meslek liselerini, fen liselerini, sosyal bilimler ve edebiyat liselerini geliştirmesi gerekir. Yüksek öğrenimini bu liselerden mezun olan öğrencilerin ihtisas ve ileri eğitim alanı olarak ama kesinlikle meslek edinmeye dönük bir biçimde düzenlemesi şarttır Türkiye'nin. Hassas nokta, bu tür liselere öğrencilerin bir çaresizlik, haksızlık, gadre uğramışlık duygusuyla değil tercih duygusuyla gitmesidir. Bu bilincin onlara kazandırılmasıdır. Bu liselerden üniversiteye geçmek imkânsız olmamalı ama kesinlikle özel koşullara bağlanmalıdır.
Yoksa üniversite sınavı her yıl bir kez bize eğitim ayıbımızı gösterecek ve hatırlatacaktır.
Bilmem anlatabiliyor muyum?..
BİZE ULAŞIN