HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

ML'yi İHL'de kaybetmek

YÖK'ün aldığı ve meslek liselerine uygulanan katsayı sorununu "çözen" son karar İmam Hatip Liseleri (İHL) ilgili yeni tartışmalar başlattı. Ben de geçen cuma günü yayınladığım ve üniversite sınavının bir kâbus olmaktan çıkması için getirdiğim önerileri içeren yazıda meslek liseleri (ML) ayrı bir önem taşıdığından bu karar üstüne bir hayli geribildirim aldım. O nedenle konuyu biraz daha açmak zorunlu hale geldi.

ML başka İHL başka

Hemen belirteyim ki, YÖK kararı daha önce zor altında alınmış ve açık bir eşitsizlik içeren haksız bir durumun ortadan kaldırılması bakımından yerindedir. Ne var ki ML ile İHL akademik hayatta birbirinden farklı, ayrı iki konudur.
İHL çok daha politik ve problematiktir. Kendi içinde mütalaa edilmesi gerekir. Bu okulların bugünkü noktaya gelmesinde üç temel etken rol oynamıştır: siyasal popülizm, belli bir toplum kesiminin çocuklarına özel din eğitimi vermek istemesi, sınıfsal sorunlar. Bunlardan sadece üçüncüsü genel olarak ML kategorisi içinde ele alınabilir.

ML ve 'kader'

Gerçekten de ML'lere devam eden öğrencilerin önemli bir bölümü ekonomik yetersizlik nedeniyle bu okullara devam etmiştir, etmektedir. O nedenle andığım cuma günkü yazımda ML'lere eğer yeni bir anlam verilecekse bu bir eşitsizlik ve çaresizlik koşulu olmaktan çıkarılmalıdır diye özellikle belirtmiştim.
O takdirde "ML'lerden yüksek eğitime nasıl geçilecek" sorusu gündeme gelir ki, onun yolu da bir dönemde uygulanan Yüksek Okul-Üniversite ayrımıdır. Bütün bunların uygulanması halinde geçenlerde Yıldıray Oğur'un bu konuda yazdığı güzel yazısında söz ettiği sorunu aşmak gerekecektir. Yani kaynakçılık konusunda ML'de eğitilmiş çocuk felsefe okumak istiyorsa onun bir yolu olmalıdır mutlaka ama o yol da kendi içinde özel bir süreç barındırmalıdır.
Doğrudur, 15 yaşında bir çocuk kendisi hakkında yeterli doğrulukta karar veremez, hakkında verilen karar da onun kaderi olmamalıdır. Mutlaka bir "temyiz" imkânı sağlanmalıdır o karara. Ama bu öncelikle ve bir müktesep hak olarak kaynakçılıktan mezun çocuğun doktor, tesfiyecilikten mezun çocuğun yargıç, İHL'den mezun çocuğun elektronik mühendisi olmasına yol açmamalıdır. Bugünkü gibi açıyorsa ortada bir sorun var demektir, ama olumlu ama olumsuz.

İHL'yi dönüştürmek
Şimdi yeniden İHL'ye dönelim.
Şunu söylemek mümkün: basında çıkan çeşitli yazılarda vurgulandığı gibi İHL'ye giden öğrenci kitlesinin çok uzun yıllar çok özel bir sosyolojisi oldu. O uzun yazıların özetini yukarıda üç madde halinde verdim. İHL'ler 'manipule' edilmiş okullardır. Belki yerinde belki yersiz nedenlerle zaman içinde eğitsel bakımdan anlamlarını kaybetmişlerdir. Ama bu onların yeni anlamlar yüklenmediğini söylemek değildir. Öyle bir şey nasıl söylenebilir? Birçok üniversite giriş sınavında bu okullardan mezun öğrencilerin gösterdiği başarıları biliyoruz. Fakat bunlar bir tarafa bırakılırsa bugün İHL gerçeği nedir?
Bence iki şeydir: birincisi, 1950'lerden bugüne kadar Anadolu'da bu okullara öğrenci gönderen ailelerin sosyo-ekonomik dokusu radikal biçimde değişmiştir ve o kesim artık çocuğunu İHL'ye göndermek istememektedir. İkincisi, o aileler bugün çocuklarına eskisinden daha fazla din eğitimi vermek istemektedir. Şimdi yapılması gereken İHL'yi önceki amacına uygun biçimde revize etmek ve dileyenlerin gerçek/çi bir din eğitimi almasına olanak yaratmaktır.
Bu ikisi yapıldığında ML ile İHL birbirinden ayrılacak, İHL, ML'yi boğmayacak ve üniversite sorununun önemli bir bölümü çözülecektir.
BİZE ULAŞIN