HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Merkez mi, 'catch-all' mu?

Tayyip Erdoğan'ın partisinin kongresinde yaptığı konuşmaya dönük değerlendirmeler arasında en dikkat çekici olanı öne sürdüğü görüşlerle Başbakan'ın yeni bir merkez inşa etmeye çalıştığını söyleyenlerdi. Erdoğan farklı ideolojilere sahip insanları Türkiye'nin bir zenginliği olarak sayarken bu anlayışı ortaya koymuş oluyordu.
Başbakan'ın yaptığı konuşmayı bu çerçeve içinde değerlendirmekte beis yok. Daha önce de 2007 seçimlerinde o kertede oy alınca yapılan birçok yorum aynı noktayı vurgulamış ve AK Parti'nin artık bir merkez partisi olduğunu öne sürmüştü. % 50'ye yakın oy alan bir partiyi başka türlü değerlendirmek de siyaset bilimi açısından zordur.
Ama merkez partisi nedir, bugün ne ifade etmektedir ve acaba o tanımlara göre AK Parti söz konusu nitelikleri taşıyor mu sorularını yanıtlamak bir ön şart.
Siyaset biliminde merkez partisi pek o kadar geçerli ve kullanılan bir kavram değildir. Bana öyle geliyor ki, merkez partisi deyimiyle siyaset bilimi literatüründe Otto Kircheimer tarafından geliştirilmiş catch-all (herkesi kucaklayan) parti diye bilinen kavram dile getirilmektedir. Emin değilim. Bu sadece bir çıkarım, bir varsayım. En azından ben böyle değerlendiriyorum. O zaman bu parti ne anlama gelir onu biraz açayım.
Kucaklayıcı/merkez parti, literatürde kitle partilerinin yerini alan partilerdir. Kitle partileri, sanılanın aksine, daha ideolojik, toplumun belli bir kesimini içeren, daha sınıfsal temele oturan bir anlam taşır. Oysa kucaklayıcı partiler daha gevşek bir ideolojik dokuya sahiptir, daha gevşek bir örgütlenme anlayışı içerir, daha güçlü bir lider kadrosu tarafından yönetilir, özel olarak bir sınıfı gözetmekten kaçınır, çeşitli/farklı çıkar gruplarının partiye erişimini kolaylaştırır. Tüm bir topluma hitap etmeyi hedeflediğinden bireyin rolünü ve bireysel tepkiyi kısıtlar. Lider kadrosunu etkinleştirir fakat liderin başarısını en geniş toplumsal paydaya dönük katkısıyla ölçer.
Bu partiler çok ilginç bir biçimde modernleşmeyi sağlayan kitle/halk partilerini ikame eder. Böyle bir dönüşümde en önemli rolü modernleşme oynar. Toplum-siyaset etkileşimi geliştikçe bu partiler güçlenir. Bu sonucu doğuran en önemli etken daha önce çekinik kalmış olan kitlelerin önce sosyalleşmesi sonra doğal olarak çıkarlarının peşine düşerek siyasallaşmasıdır.
Türkiye'de DP-AP hattı bu çizgiyi oluşturur. ANAP da biraz bu vadide yer alır. Fakat onun daha özgül koşulları vardır. Şimdi DPAP geleneğini tam manasıyla AK Parti'nin temsil ettiği öne sürülebilir. Bu partiler özünde modernleşmenin artmasıyla birlikte ve onu harekete geçiren, ona yeni kitleleri katan, pragmatik partilerdir.
Bu gerçek 2002'den beri izlenmekteydi. AK Parti'nin çok daha ideolojik bir parti olan RP-FP çizgisinden kopması bu nedenleydi, bu parti daha gevşek bir ideolojik dokuya sahip olmak ve geniş kitlelerle bütünleşmek, onları toplumsallaştırmak- siyasallaştırmak istiyordu. Böyle ele alınırsa bu modelin 1994 sonrasında kurulduğu ve şimdi çok güçlendiği söylenebilir. AK Parti kitleleri özellikle yerel yönetimler aracılığıyla sosyalleştirmekte onlar da siyasal tercihlerini bu partiden yana kullanmaktadır.
Artık yeni bir evreye gelindi. Erdoğan'ın konuşması bu nedenle önem taşıyor. Başbakan partiyi şimdi katılımını esirgeyenlere de açmak yönünde bir girişimde bulunuyor. Kürt meselesini tek konu haline getirmeyip daha geniş bir payda oluşturmaya çalışması bu nedenledir. Erdoğan Kürt açılımında ısrarlı olur, o yönde ideolojik bir dönüşüm sağlar ve söz konusu kitle üstünde inandırıcılık/güven kazanırsa büyük kent varoşlarında toplanmış ve yanına çektiği kitleye şimdi en geniş paydadaki kitleyi katabilecektir. Güneydoğu Anadolu'da, Doğu Anadolu'da yerleşik Kürt nüfusunu da belki bölgelerinde tutarak belki büyük kentlere göçürerek onlarla yeni bir siyasal bağ tesis edecektir.
Böyle bir gelişmenin tarihselliği açıktır. Buna karşılık DTP-CHP çizgisi ne yapıyor, neyi temsil ediyor sorusunu da Cuma günü ele alayım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN