HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Amerikan('ın) kuşkusunu duymak

Dev gibi otelde yan odadaki güzel, mahcup bakışlı, Romalı mimar kadın asansörde New York'a ilk kez geldiğini ve gördüklerinden çok şaşırdığını söylüyor. Tüm Avrupa insanları gibi "ben de" diyor, "doğduğum günden itibaren sayısız New York görüntüsü ve hatta gerçeğiyle büyüdüm, sokakları ve her şeyi elimle koymuş gibi buluyorum ama gene de bu kentte olmak başka bir duygu." Kente her ilk kez gelen gibi onu da öncelikle çarpan ölçek olmuş. Sonra da karmaşası. Buna karmaşanın ölçeği dersek her şey cuk oturacak. Ne var ki, bu defa New York beni çok farklı bir nedenle şaşırttı.
Bir yıl önce geldiğim bu kentte hiçbir şeyi bıraktığım yerde bulmuyorum. Neredeyse tüm bildiğim mağaza, dükkân, lokantalar, araç gereç satan yerler, kitapçılar kapanmış. Doğrudur daha önce buradayken krizin ortasından geçiyorlardı ve her şey çok kötü görünüyordu. Şimdiyse kriz hakkında artık kimse bir şey söylemek, fazla konuşmak istemiyor. Zaten TV'lerde, haber programlarında da krizden söz eden kalmamış. Nedeni açık: kriz sürüyor ama tıpkı bir yangının geçtiği yeri enkaza çevirip ilerlemesi gibi insanlar şimdi yangın kadar geride kalmış yıkıntılarla uğraşıyor. Akademik çevrelerdeki arkadaşlarımın neredeyse hepsi hayatını değiştirmiş, çocuklarını okuduğu okuldan almış, kent dışına taşınmış, büsbütün daraltılmış bir yaşantıya sığınmış durumda.
Bu durumun ortaya çıkacağı iyi kötü biliniyordu. Bilinmeyen ve beklenmeyen Obama döneminin o şatafatlı gelişten sonra nasıl cereyan edeceği idi. Beni de bu ilgilendirdiğinden bazı düşünce kuruluşlarına çalışan dostlarıma hep bu soruyu sordum.
Hâlâ kesin bir iyimserlik ve umutlu bekleyiş söz konusu. Bu biraz da Amerikan iyimserliğinin bir sonucu. Fakat iyimserlik karın doyurmuyor. Obama'nın artık "bir şeyler" yapmasının zamanı gelmiş gibi. Sosyal güvenlik programıyla uğraştığını herkes biliyor ve bu çok önemli bir şey bu toplumda. Dünyanın en zengin ülkesinde sigortasız, başı yastığa düştüğü anda kendisini ve ailesini neyin beklediğini bilmeyen milyonlarca insan var. Obama şimdi bu sistemi dönüştürmeye çalışıyor.
Burada "yeni Amerika" bakımından bir gizem var. ABD kapitalizmin belki beşiği değil ama kalesi olmuş bir ülke. Şimdi kapitalizme karşı güvensizlikle karışık bir yaklaşım söz konusu. Neleri başardığını herkes biliyor ama bunun pek bir şeye yetmediği anlaşılıyor. Öte yandan altyapısı söz konusu olduğunda müthiş "eskimiş" bir Amerika var insanın karşısında. Metrolar, hastaneler, yollar, havaalanları tam manasıyla dökülüyor. Yatırımdan uzaklaşmış bir Amerika'nın vardığı yer burası. Obama şimdi bu Amerika'yı değiştirmek istiyor. Kapitalizmin içinde kalacak kuşkusuz ama onu Keynesyen bir modelle yeniden işleyecek. Devlet girişimi, katkısı ve desteği daha önceki dönemlerden daha fazla olacak diye bekleniyorsa da henüz görünür adımların atılmaması herkeste bir kaygı doğuruyor.
"Amerikan solu"
nun bir evladı olarak Obama böyle bir modeli denerken gene solun çok önemli kavramlarından birisi olan cemaat duygusunu yeniden canlandırmak istiyor. Dayanışma, paylaşım ve bütün dünyayı ilgilendiren "barış ve anlayış" bu yaklaşımdan türüyor. Buna mukabil New York Times'da çıkan bir yazı bu dönemin de o kadar kızılan Bush dönemiyle bazı noktalarda çakıştığını, iç içe geçtiğini belirtiyor ve ondan ötürü Obama yönetimini şiddetle ve endişeyle eleştiriyordu.
İlk geldiği gün Guantanamo hapishanesinin kapatılmasını isteyen Obama yönetimi de Hillary Clinton ve yönetimi aracılığıyla gerek orada gerekse başka yerlerde askerlerin uyguladığı kötü muamelenin resimlerini yayınlatmamak için direniyor. O haberlerin üstünü örtmek için elinden geleni ardına koymuyor. Böylece Nobel Barış Ödülü sahibi Obama daha döneminin şu evresinde bir hayli çelişkili ve sorunlu bir noktaya kaymış durumda.
Güzel bir sonbahar hüküm sürüyor New York'ta. İnsanlar kırgın, yorgun ve içlerine dönük. Şu satırları yazarken arkamdaki televizyonda genç bir kadın "New York dünyanın en heyecan verici kentidir" diyor. Bugüne kadar hep eğlence, şov ve serüven bağlamında hatırlatılan bu "gerçeği" şimdi insanlar kriz bağlamında hatırlıyor. Herkes başına ne geleceğini bilememenin sonucu yüreği ağzında yaşıyor.
Amerika belki de tarihinde ilk kez kendinden kuşku duyuyor

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN