HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Türkiye ve yeni dönem Amerika'sı

Başbakan Erdoğan'ın Obama'yla yaptığı ziyaretten sonraki açıklama Türk-Amerikan ilişkileri bakımından her şeyi yerli yerine oturtuyor. Şunu kabul edelim ki, görüşme öncesinde estirilen rüzgârlar ve DC'deki temaslarımız acaba yeni bir evreye mi giriliyor sorusunu akla getirmiyor değildi. Halbuki açıklama tarafların tavrında herhangi bir değişiklik olmadığını ortaya koyuyor. Peki, farklı bir şey olabilir miydi veya bundan sonra bir değişiklik beklemek söz konusu mudur?
Bu soruyu iki noktada cevaplamak gerek. Birincisi Amerika'nın dış politikasının içinde bulunduğu durum. İkincisi, Türkiye'nin konumu ve hatta Türk iç siyasetinin çerçevesi.
Amerika, Obama döneminin "cülus" veya başlangıç döneminin sonuna geldi. Geçen hafta Washington'dan yazdığım yazılarda belirttiğim gibi özellikle dış politika konusunda Afganistan adımıyla Obama yönetimi kendisinden önceki dönemle bir örtüşme, bütünleşme içine girdi. Obama'nın bu konuda getirdiği yeni strateji risklerle dolu ve çok muhtemelen verdiği sözlerin önemli bir bölümünü, öngördüğü takvim esasında karşılayamayacak. Ama bu hamlesiyle Time dergisinin çok yerinde başlığıyla söylemek gerekirse süren savaşı kendi savaşı haline getirdi. Onunla da kalmayıp 11 Eylül sonrası Amerikan dış politikasını üstlendi.
Bu İslamofobi odağına yerleşmiş bir anlayış demek. Bush bu politikayı Amerika'yı yalnızlaştırarak sürdürdü. Asla bir devrimci olmayacak Obama ise aynı politikayı revize etmek, körelmiş Amerika imajını bileylemek için iş başındadır ama yönelimi büyük handikaplar içeriyor. En azından "tazeleme" politikası Obama'ya Amerika'nın sağda soldaki dostlarının sayısını artırmak, yeni politikasını daha bir uzlaşma içinde temellendirmek, süreci diğer devletlerle bir diyaloga dönüştürmek sorumluluğunu yüklüyor.
Obama'yla birlikte Amerika'nın dış politika sorunları bitmedi. Tam tersine üst üste yığılıyor. Hele iç politikada devam eden krizi çözmemesi, üstünde çalıştığı yeni sağlık politikasının toplumdan onay alamaması halinde Başkan büsbütün yıpranacaktır. Kendi bünyesinde yaralanmış bir yönetimin uluslararası arenada dövüşmesi zordan da zordur. Kaldı ki, İran meselesi, Irak meselesi geciktirilmekte, o koşullardaki her gecikme gibi mayalanmakta, ağırlaşmaktadır.
Böyle bir dönemde Türkiye'nin ABD gündeminden düşmesi söz konusu olabilir mi? Böyle bir şey mümkün müdür? İki sorunun yanıtı da olumsuz. Yani kartlar Türkiye'nin lehinedir. Ortadoğu'da güçlü ve çevresiyle ilişkilerini güçlendirmiş bir Türkiye Amerika'nın bölgedeki en önemli şansıdır. Kaddafi'nin İstanbul konusundaki sözlerinden Türkiye'nin İran konusunda yediemin olmak istemesine kadar açılan bir yelpaze karşısında Amerika'nın söyleyecek neyi olabilir? Başbakan Erdoğan'ın Pakistan'a ve bölgeye yaptığı seyahatten sonra Beyaz Saray'a davet alması üstünde iyi düşünmek gerekir.
Bütün bunlara rağmen Türkiye'nin iç politikası söz konusu edilerek ve hükümetin uygulamaları, tutumu bazı çevreler tarafından tartışmaya açılmaktadır ve bu konuda bir mesafe alındığı da doğrudur. Son dönemde "eksen kayması", "neo-Osmanlıcılık" türünden tanımlamalarla ve nitelendirmelerle sürdürülen dış politikaya dönük eleştiriler Amerika'nın gündemine taşınmıştır. Bugün Amerika'da hangi kurumun kapısını çalsanız, kiminle konuşsanız bu soruyla karşılaşıyorsunuz. O sorunun arkasında da başka bir tedirginlik yatıyor. Soru, "Acaba Türkiye ABD ile müttefik görünüp, kapalı kapılar ardında başka kazanlar mı kaynatmaktadır" şeklinde geliyor karşınıza. Bugünkü dünyada böyle bir şeyin olabileceğini düşünenlere kargalar bile güler. Üstelik Türkiye'nin ekseni nereye kaydırdığı da o eleştiriyi getirenler tarafından açıklanamamıştır.
Bütün bunlar Amerika'nın bugünkü stratejisi içinde en önemli dayanağının Türkiye olduğunu gösteriyor. Bu bir ülke bakımından önemlidir ama son değil başlangıç diye değerlendirilse daha da önemlidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.