Pazartesi günü Aleviler Nereye Koşuyor başlıklı yazıma hiç beklemediğim kadar tepki alınca şu karmakarışık günlerde bir kere daha aynı konuya dönmek, o yazıda değinmediğim bazı başka konuları da irdelemek istiyorum.
O yazıda Alevilerin niye cumhuriyet tarihi boyunca CHP ile ilişki kurduğuna ve bugün bulundukları noktaya değinmiştim. Yazının sonunda da Alevilerin bugün biraz gecikerek, biraz mütereddit bir biçimde kimlik siyasetine döndüklerini ve artık kimsenin Alevi oylarını cebinde saymaması gerektiğini vurgulamıştım. Bu saptamayı şimdi kuruluş hazırlıkları devam eden ve Alevi ağırlıklı olacağı anlaşılan sol partileri düşünerek yapmıştım. Aldığım mesajlar bu kimlik ve sol kavramları üstünde yoğunlaştığından ben de onları biraz daha deşmek niyetindeyim. Alevi kimliğinin toplumsal kompozisyon içinde ne anlama geldiği bugüne dek yeterince sorgulanmış değil. İşin bazı yazarlar tarafından incelenmiş antropolojik yanı bir kenara politik olarak bu kimliğin sınırları yüzeyde sadece CHP'yle ilgiliymiş gibi duruyor. Oysa Aleviliğin Kürt kimliği içinde ifade ettikleri var ve onun yanı sıra da bu kimliğin bilhassa 1970'lerdeki sol hareketler içinde oynadığı bir rol bulunuyor. Daha açık söylemek gerekirse, Alevilik Türkiye'deki siyasal yelpazede solla ilgili bir kimliktir. Kendisini sağda gören Aleviler var mıdır, kimlerdir benim o konuda bir bilgim yok. Çorum ve Maraş katliamlarından sonra da nasıl olabilir, aklım ermez. (AK Parti ile olan ilişkiler çok daha özel koşullardadır ve ayrıca değerlendirilmek gerekir.) Bu durum beni yakından ilgilendiriyor. Bir kimliğin bir ülkede sol siyasetle buluşması, sağla arasına mesafe koyması önemlidir. Hele Türkiye gibi bütün bir toplumu homojenleştirmeye çalışan, birbirinden farkı olmayan insanlardan müteşekkil bir cemaat olarak tasavvur eden bir ülkede bu daha da önemlidir. Ama acaba mesele benim algıladığım gibi midir? Yani Alevi kimliği ayrışmayı, farklılaşmayı öngörür mü, kendisini diğer toplumsal öznelerden farklılığıyla mı tanımlar, devletle bu meyanda bir zıtlaşma yaşar mı?
Doğrusu pek öyle olduğunu sanmıyorum
. Bir kere CHP içinde yer alan Alevi unsurlar hiç de öyle bir tavır içinde olmamıştır. Tersine devletle bütünleşmek ve pazartesi günü yazdığım gibi devletle bir uzlaşma içinde bulunarak onun koruyuculuğunu sağlamak maksadıyla bu ittifakı istemişlerdir. CHP uzun tarihi boyunca ya gerçek manada devlet demektir ya da devletçi bir anlayışı savunmak manasına gelir. Aleviler de bugüne kadar devlete ve onun hâkim politikalarına hiç baş kaldırmamıştır. Bu şimdi meşhur olan Dersim olaylarına rağmen böyledir. Belki yakınmışlardır ama bir özdeşleşme daima alttan alta sürmüştür.
İkincisi, CHP'de bu kesimin bir grup olarak ortaya çıkması bile bazı kesimleri rahatsız etmiştir. Deniz Baykal, CHP İstanbul İl Başkanlığı'na seçilen birisi için 'ilk kez Alevi olmayan birisi seçildi' demişti. CHP'yle Aleviler arasındaki bağı koparan bu durumda Aleviler ve onların farklılık talepleri değil onları oldukları kadarıyla da istemeyen büsbütün içine kapanan CHP'dir. Şimdi gelelim diğer sol örgütler içindeki Alevi unsuruna. O konudaki bilgilerimiz CHP-Alevi ilişkisinden daha da az. Fakat orada da daha dar anlamlı bir kimlik siyasetinin güdüldüğü bile çok kuşkulu. O kimliğin ritüelistik yanları daha da önemli bir sorun. Cezaevlerindeki eylemlerde görülen semboller, onların dinsel içeriği daha feodal bir yaklaşımla Alevilik arasındaki bağın henüz kopmadığını gösteriyordu ki, bunun radikal sol örgütlerde olması daha da garip ve şaşırtıcıdır. Gelelim bugüne. Ortada iki önemli sorun var. Aleviler kendi kimlik sorunlarını hangi temel üstün ve hangi çerçeve içinde çözmek istediklerini, nasıl bir demokratik arayış içinde bulunduklarını berrak bir biçimde ifade etmek zorundadır. CHP ve devletle ilgili sorunlarını dile getirmek yetmez, yetmiyor.
İkincisi, sol bir partiye Aleviler olarak katılmayı anlarım. Ama sol bir partinin öne çıkmış en net özelliğinin Alevilik olması yanlıştır. Sol hareketler toplumların ezilmiş, dışlanmış kesimlerini öncelikle kapsamalıdır. Ama bu ideolojilerinin o kimliklerden herhangi birisiyle özdeşleşmek şeklinde ifade edilmesi yanlıştır.
Sol herkesi kucaklayan ama herkese eşit uzaklıkta duran soğuk bir ideolojidir. Sol ideolojinin belkemiğini ise emek-sermaye çatışması meydana getirir. Sol partiler bu iki kavramın önceliğinde, öncülüğünde ortaya çıkarlar. Sol Aleviliği kapsar, Alevilik solu kapsamaz. Sol Alevilikten daha geniş bir kavramdır, Alevilik soldan daha geniş değildir.
Ben böyle düşünüyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.