Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Daha da bölünecek CHP

Cuma günü yazdığım 'CHP Bölünüyor' başlıklı yazı üstüne Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu beni aradı. Yazının sonunda Kılıçdaroğlu tek başına olsaydı bu anayasa referandumunda 'evet' derdi diye yazmıştım. Telefonda bana anayasanın diğer maddeleriyle ilgili sorunu olmadığını ama yargıyla ilgili 'şu' değişiklikleri içeren bir pakete asla evet demeyeceğini belirtti. Bazı teknik ayrıntıları anlattı. Peki.
Başyazarımız Mehmet Barlas da benim bu saptamamla Kılıçdaroğlu'nu övdüğümün mü yerdiğimin mi anlaşılmadığını belirtti. Övgü veya yergiyle ilgili değil söylediklerim. Kılıçdaroğlu söyleminin Barlas'ın da işaret ettiği karmaşasından yola çıkarak bir çözümleme yapıyorum. O söylem çapraşıklığının, çelişkilerinin rastlantı olmadığını, toplumsal ve politik bir arayışın yansıması olduğunu vurguluyorum.
Ben, Kılıçdaroğlu'nun 'özünde' farklı bir CHP kurgulamak istediğini, kendisinden önceki iki CHP ile sorunları olduğunu yazdım. Evet, Kılıçdaroğlu'nu siyasete Baykal taşıdı, şimdi Baykal'a karşı olan, zamanında onunla ittifak etmiş ekip getirdi onu CHP'ye, ilk kez. Ama şimdi sözlerinin 'derin yapısına' (bu, sözlerin, işaretlerin, davranış kalıplarının görünmeyen anlamlarını irdeleyen bilimsel alanın yani göstergebilimin (semiotics) bir kavramıdır) bakınca, Kılıçdaroğlu'nun, o ayrımcı, bölücü, kutuplaştırıcı Baykal politikasına da Baykal CHP'sine de karşı olduğu görülüyor. Kendi de bu durumun yeterince farkında olmayabilir. Ama gerçek bu. Sözlerinin 'öte anlamı' çok açık.
İkincisi, bana göre, Kılıçdaroğlu 1930'ların CHP'sine de karşıdır. Dersim konusunda söyledikleri gene vurguladığım algılamasının bir uzantısı, bir göstergesidir. (Kılıçdaroğlu Dersim olayları kendisine anımsatıldığında 'ben o zaman henüz doğmamıştım' lafını 'espri' olarak söylediğini belirtiyor. Ama gene Freud'dan beri esprilerin bilinçaltıyla olan ilişkisini biliyoruz.) Bütün bunlarla birlikte bakınca da ben diyorum ki, Kılıçdaroğlu, eğer bu minval üzere 'özgürce' düşünen, davranan birisi olsaydı, haydi biraz değiştireyim söylediğimi, 'yetmez ama evet' derdi. Bu şekilde 'baş hayırcı' olmazdı.
Yanlış mı?
Değil. Çünkü, sorun, tekrar edelim, o değil, CHP. 1997'den sonra içine kapanmış, 3. Kemalizm dalgasıyla iç içe geçmiş, yapay ve anti demokratik sorunları ilkel bir korku siyasetiyle bütünleştirmiş, 1930'ların arkaik modelini yeniden canlandırmaya çalışmış, sadece kavramlar üstünden toplumu dönüştürmeyi öngören pasif modernleşmeci bir anlayışı benimsemiş, kitlelerden, yeni sosyolojilerden kopmuş ve ancak bugün geldiği yere gelmiş bir CHP'den güçlü, iktidar seçeneği olan, gerçekten sosyal demokrat bir CHP'ye dönüşmek istiyorsa CHP, o takdirde Kılıçdaroğlu da, dilindekileri değil bilincindekileri ve vicdanındakileri ortaya çıkarmak, öne itmek zorundadır. O zaman lider olur. O zaman CHP dönüşür.
Daha önce de 'Kılıçdaroğlu CHP'yi reddediyor Olmasın?' diye yazdım (17.8.2010). Aynı şeyleri söyledim. Ortada yol ayrımına gelmiş bir parti var. Bundan daha doğal ne olabilir? Allah aşkına, bugün kim savunabilir, 1930'ların CHP'sini, var mı böyle bir şeye imkan? Ama ret o kadar kolay iş değil. Sonuç itibariyle kelimenin gerçek ve bugünkü, pratik anlamında CHP bir 'devlet partisi'.
Geçmişte devlet partisi oluşunu anlamak mümkün. Ama 'yeni orta sınıflar' teziyle '28 Şubat sonrası devleti'nin partisi olan CHP'de bir kımıltı fincancı katırlarını ürkütür. O dönüşümü buna rağmen başarmak başka bir liderlik, başka bir ideolojik hazırlık ve çıkış gerektirir. Ama ne yapalım ki, referandum süreci bu toplumda birikmiş olan bütün siyasal farklılaşma potansiyelini, vatandaş temelindeki siyaset özlemini, sivilleşme tutkusunu harekete geçirdi. Kürtler, Aleviler, sol ve nihayet CHP bölündü. CHP de neo-Kemalistlerle liberal kanat arasında kaldı. Daha da bölünecek.
Umarım bölünür. Umarım Kılıçdaroğlu şu yukarıda anlattığım çerçeve içinde hareket eder ve CHP'yi böler. Yani onu yenileştirir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA