HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Müslümanlar ve demokratikleşme

Geçen hafta üç gün boyunca parça parça yayınlanan Taner Akçam röportajı (Taraf gazetesi, 12-13- 14 Mart, Neşe Düzel-Daima o...) birbirinden ilginç konulara değiniyordu ama beni ilgilendiren onların arasına sıkışmış bir görüştü.
Akçam, Türkiye'deki demokratikleşmenin Müslümanların demokratikleşmesiyle sağlanacağına inanıyor, görüşmede bunu açıklıyordu.
***

Akçam'ın değerlendirmesi ilgimi çekti çünkü ben de uzun süredir aynı konu üstünde düşünüyorum. İtiraf edeyim ki, kendi mülahazalarım etrafında Türkiye'de bundan böyle gerçekleşecek daha ileri bir demokratikleşmeyi Kürtler üstünden sağlayacağımıza inanıyordum. Fakat son dönemde ortaya çıkan bazı gelişmeler bu görüşlerimi değiştirmesem bile gözden geçirmeme yol açıyor. Kürtler şu anda Türkiye'de gerçekleşecek daha ileri bir demokratikleşmenin genel koşulları üstünde durmuyor. Kendi özel koşulları çerçevesinde oluşacak bir demokratikleşme üstünden Türkiye'deki demokratikleşmenin sağlanmasına dönük planlar yapıyor.
Bu da az buz bir şey değil. Kabul edelim ki, Kürtlerin ve Müslümanların, kısmen de, çok mahcup, çok kafası karışık bir biçimde Alevilerin demokratikleşme talepleri olmasaydı Türkiye'de bu kadarcık bir demokratikleşme bile sağlanamayacaktı.
***

Neden Müslümanlar?
Bence bunun iki nedeni var. Birincisi, Türkiye'deki çok büyük bir kitle söz konusu Müslümanlık deyince. Bu Kürtleri de kapsayan bir olgu ve bugüne kadar toplumsal barışın en önemli harcı, çimentosu oldu Müslümanlık. O alanda meydana gelecek bir düzenleme bütün toplumu doğrudan etkileyecektir ama bir şartla. Demokratikleşme sadece çoğunluğu ilgilendiren bir şey değildir, olamaz. Demokratikleşme ancak azınlık hakları gözetilirse bir anlam ifade eder. Bu bakımdan çoğunluğun azınlığa dönük karar alması, onun hakkını koruması, gözetmesi gibi bir refleksi sağlamak bakımından Müslümanlık üstünden gelişecek bir demokratikleşme önemli görünüyor.
İkincisi daha pratik bir nedene dayanıyor: Müslümanlar bugün iktidarda, kim ne derse desin. Bu iktidar bir karışım, bir koalisyon, bir halita. Bunun içinde milliyetçiliğin zaman zaman çok sertleşebilen çekirdek anlayışı da var. Bu iktidar zaman zaman bazı kanatlarıyla çok daha radikal bir İslamcı tepki de ortaya koyuyor. Dolayısıyla iktidarda bulunan bir siyasetin demokratikleşmesi toplumsal planda sadece daha kolay değil aynı zamanda daha etkilidir.
Bu iki koşuldan öte bir üçüncüsünden söz edelim, daha gündelik siyasete dönük bir problem bu: mevcut iktidar eğitimden anayasaya, askeri vesayetten yargı sisteminin dönüştürülmesine kadar her alanda önemli adımlar atıyor. Bunların bir bölümü demokrasi tartışmasına yol açıyor. Ama bu dönüşümlerin tümünde geniş ve Müslümanlarla doğal bir beraberlik içinde olmayan kitlelerin desteği var. İktidarın bu demokratik koalisyonu, konsensüsü bozmadan ilerlemesi gerekir. Dolayısıyla demokratikleşme bir genel ve daha soyut olgu olduğu kadar pratik bir iktidar şartı olarak da düşünülmelidir.
Demokratikleşme bir kavşaktır.
BİZE ULAŞIN