Merah, Fransa'da bir okula saldırıp üçü Yahudi öğrenci dört kişiyi öldürdükten sonra bir de Afganistan'da Taliban'a karşı savaşan Müslüman askerleri katletti, "hainler" diyerek.

***

Kıyamet koptu Fransa'da ve bu hadise, hiç zaman yitirmeksizin, Müslümanların, pazartesi günü yazdığım, alevli "helal kesim" meselesiyle yan yana getirilerek, toplumla bütünleşmediklerinin, nefretle yüklü bulunduklarının bir göstergesi kabul edildi. "Müslüman terörist" kavramı bir kere daha gündeme geldi.
Bizim "varoş" dediğimiz banliyöler bir kere daha "Müslüman suç yatağı" sıfatıyla masaya yatırıldı.
***

Olivier Roy, İslam üstüne yazdığı önemli kitaplarıyla tanınan Fransız akademik, I.H. Tribune gazetesine yazdığı yazıda (24-25 Mart 2012) sanki, Sarkozy başta olmak üzere, üstüne cayır cayır benzin dökülen bu alevi akılcı bir sesle kontrol altına almak ister gibiydi. Roy, sakin bir tonda, daha önce Norveç'te benzeri bir cinayet işlemiş olan Breivik'i "ruh hastası" olarak nitelendirirken o toplumun, neden Merah'ın "Müslüman gazabının" bir sembolü olarak tanımlandığını soruyordu. Oysa diyor, Merah İslam dünyasıyla da ilgisi olmayan, hiçbir sosyal ve dinsel ağ, örgüt, topluluk içinde yer almamış, Fransız Lejyonu'na katılamayınca, kendi kendine Afganistan ve Pakistan'a gitmiş, El Kaide ile ilişkisi kanıtlanmamış, tek başına, yalnızlık kahramanlığı yaşamak isteyen, bunu hastalanmış ruhunda, kafasında kurgulayan bir adamdır. Ona bakarak tüm Müslümanları terörist diye görmek manasızdır.
***

Roy, iki farklı gözlemde daha bulunuyor:
Merah'ın hain diye nitelendirdiği o Müslüman askerler Fransız üniformasıyla savaşabildiği kadar savaşmıştır. On yıl önce tek tük "Müslümanlara karşı savaşmam" diyen Müslüman Fransız askeri söz konusu idiyse de bu iş bugün aşılmıştır ve nasıl ABD'de zenci askerler o kesimin toplumla entegrasyonu için bir araçsa aynı şekilde bu askerler de Müslüman kesimin Fransız toplumuyla bütünleşmesinin çok önemli bir unsurudur.
İkincisi, buna bağlı: Roy, Müslümanlarla Fransızlar arasında hiçbir şekilde kapanmayacak bir kopukluk olduğunu kabul etmiyor. Tersine, diyor, Müslüman orta sınıfı geliştikçe sorun aşılıyor. Müslümanlar, sayısı yok denecek kadar az olan Müslüman okuluna göndermeyince çocuklarını Katolik Okullarına gönderiyorlar. (Bizim laikçilerimizin kulakları çınlasın.) oradan yetişen çocuklar da doktor, gazeteci, öğretmen, belediye danışmanı oluyor.
Medyada devam eden iki toplum arasındaki kopukluk ve Müslüman terörist söylemi ve kavgasının sadece güvensizlik ve gerilim yaratmaya yaradığını, Müslümanlarınsa aşağıdan alıp, dinini, inancını sessizce yaşamak istediğini belirtiyor, bir de Roy.
***

Peki, bütün bunlardan sonra nedir bu devam eden kıyamet? Besbelli, seçime giden Fransa'da tezgâhlanan bir oyun. Gazetelere yansımadı değil, yankı buldu, ben de yazayım: tepe taklak giden Sarkozy'nin, Yahudi kökenli biri olarak hem o çevreden hem de Ermeniler üstünden Hıristiyan oylarına talip olması. Yani, 11 Eylül'den sonra Bush ne yaptıysa onun da aynı şeyleri yapmak istemesi. Fransa'yı bir inanç cehennemine dönüştürme çabası.
Daha ötesindeki komplo görüşleri beni ilgilendirmiyor, çünkü bu kadarıyla bile köy görünüyor ve kılavuz istemiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN