HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Gotham şehrinde fırtına düşünceleri

New York sıcaktan kavrulurken fırtına bastırdı. Gökler yırtıldı ama insanlar serinleyen havayla mesut oldu. Yaz fırtınalarının âşığı olarak ben zaten inşirah buldum.
Kıştan, kardan ve yağmurdan korunurcasına insanlar sıcak ve nemden kaçıyor. Yaz günlerinin New York'u! Bu, dışarıda delicesine bir ısı ve su buharı, içerilerde buz gibi hava demektir. Metroya ve sinemaya şapka ve paltoyla gidenler ne şaşırtıcı ne komik. Yazın ülke klima gücüyle soğutuluyor. Bu aklın almayacağı bir şey. Dev gibi ülke, dev mekânlar ve kapısından girdiğiniz her yer buz gibi. Elektrik değil mi harcanan? "Bir yazın tarihi" kaç milyon watt enerji demek bu ülkede? 50'lerde çekilmiş resimler gösteriyor, koca binalarda tek klima yok, bugün klimasız daire düşünülmüyor dahi.
Kaldırım kahvelerinin dışarıdaki masalarını birkaç deliye bırakıp insanlar kapıları kapatıyor, ısıyı içeri sokmamaya çalışıyor. Yüzlerce korku filmini anımsıyorum sabah erken saatte tedbir alanları görünce. Şeytan veya neyse o yaratık gelecek, kapıları, pencereleri örtelim alışkanlığı şimdi ısıya karşı kapı pencere örtmeye itiyor insanları. Artık her şeyden korkan, her şeyi facia gören, hemen "güvenlik durumu"na geçen bir ABD var, Neo-con döneminden beri. Mesele bu ülkenin yeniden "normal" olup olmayacağı. Özgürlük, neşe ve mutluluk, yaratıcılık kurdu ABD'yi. Bana göre özgürlük de neşe ve mutluluk da artık çok hassas bir yerde, eğer büsbütün yok olmadıysa.
Walt Whitman özgürlüğün şiirini yazdı. O nedenle ABD'nin en büyük şairi oldu. Ama anlamı da, kapsamı da değişiyor bu kavramın. Bugünün özgürlüğü nedir? Ciddi bir soru. Bir anahtarcı dükkânının önünden geçiyorum: "özgürlüğünüz için kilitlenin" diyor. Tamam, anahtarcının aklı denebilir ama gerçek payı yok mu? Özgürlüğün anlamı toplumsallıktı, açıklıktı ve sokaklardı. 68 kuşağı bunu haykırdı: "kaldırım taşlarının altında plaj var" dedi, "güzellik sokaklarda" dedi. Özgürlük şimdi sanal ortamda ve onun bir manada kapalı dünyasında. Wall Street işgalcileriyle konuşuyorum bir kahvede Sullivan sokağında. Facebook, cep telefonu falan iyi de insanlar sokağa çıkmıyor diye yakınıyorlar. İhtiyar Platon haklı mı çıkacak yani? Malum, tiyatro kalabalığını bile "güruh" diye görüyordu.
***

Ekonomiden bağımsız özgürlük düşünülemez mi? Bizim kuşak için böyleydi. Sosyalizmin hayaliydi: yoksulluk yeryüzünden kalkmalı, herkes özgür olmalıydı. Sosyalizm aileyi bile bu bağlamda irdeliyordu. Şimdi New York Times nefis bir makale yayınladı. Çarpıcı bir gerçeği saptıyor Harvard, Michigan ve Princeton profesörleri: ABD'de evlilik düşük gelir gruplarında tarihe karışıyor. Evlilik, Engels'i haklı çıkarır biçimde, zengin işi. Akıl almaz bir oranla artıyor yoksulluk sınırında yalnız annelerin sayısı. Tamam, Obama karısını öpüyor, ABD "işte aile" diye ayağa kalkıyor ama aile zengin işi artık!
Dünya tersine inanıyordu: evlilik entelektüel düzey arttıkça, gelir düzeyi yükseldikçe tükenecek, ortadan kalkacak deniyordu. Hiç de öyle olmadığı ortaya çıktı. Varsıllar çocuklarına daha iyi maddi koşullar ve eğitim yanında bir de daha iyi aile ortamı sağlıyor. Yoksulluk bir de anlaşılan istenmeyen yalnızlık demek.
Kapılar kapanıyor, panjurlar indiriliyor, tenteler açılıyor. Sıcak kapılara, pencerelere abanıyor. Akıl almaz yağmurlar iniyor. Su buharı türüyor Gotham şehri. Gene de insanlar koşturuyor. Epey çıplak, bazen çırılçıplak ve nefis insanlar geçiyor sokaklardan. Onlara bakıyorum. Hali vakti iyi olanlar soyunmuşlar, yoksullar sımsıkı giyimli...
Diyorum kendi kendime fırtına Gotham şehrine abanmışken, oturduğum kahvede...
BİZE ULAŞIN