Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

OD Türkiye'dir

İran meselesi ilginç ve içinde bulunduğumuz durumu açıklamak bakımından önemli.
Türkiye kısa sayılacak bir süre önce İran'ın belki de "yeryüzünde" tek dayanağıydı. BM'de, ABD ile aynı yönde olmayan oyu kullanmasına rağmen fazla bir tepki görmemişti. Doğaldı; İran'la ABD veya diğer ülkeler, uluslar arasındaki ilişkiyi sağlayan kapıydı Türkiye, köprüydü. Şimdi o kısa sürenin ardından bugün İran'la zıtlaşıyoruz. Bu ilginç, hiç şüphesiz güçlü ve etkili kültürün, yönetimin ve tarihin ülkesi Türkiye'yi suçluyor. "Suriye'deki durumun sorumlusu Türkiye'dir" diyor. Ne sonuçlar çıkarmalı bu halden?

***

Önce İran'dan başlayalım. İran'ın yaşananlardan huzursuzluk duyması doğaldır. Etkindir, erkindir, ilginçtir ama İran demokrasi dışı bir rejimle yönetilmektedir. İkincisi, aynı İran Şii bir yönetimin elindedir, toplumun çoğunluğu Şii'dir. Şimdi, İran bu iki özelliğinden ötürü rahatsız, Suriye (ve Türkiye ilişkileri) söz konusu olunca.
Önce, Suriye rejimi Mısır'dan, Libya'dan sonra çökerse ki, çökecek, o ateşin kendisini yakacağını düşünüyor, tedirgin oluyor, endişe duyuyor. Bu onun demokrasiyle olan ve veremediği hesabın boynundaki yüküdür. Türkiye'yi suçlamasın da (!) ne yapsın?
İkincisi, Suriye'deki rejimin değil ama rejim sonrasının akıbeti. Esed'in Nuseyri/ Şii olduğu ve düştüğü ardından gelecek rejimin Sünni olduğu/ olacağı varsayıldığında İran'ın her şeye rağmen uykuları kaçıyor. Mesele hiç öyle karmaşık değil, bu cephelerden ele alınca, gayet berrak ve açık. Türkiye'nin bu çerçevede ne bir borcu ne de bir yükümlülüğü var.
***

Bu haklı tutuma rağmen Türkiye ilginç bir özelliğe sahip: Türkiye, İran'la, nükleer pazarlıklarda arabuluculuk yaptığı İran'la, ilişkisini her şeye rağmen çok daha iyi koşullarda sürdürebilir/di. Kendisini toparlaması gereken taraf İran'dır, kabul, Türkiye ona yönelik hiçbir yanlış yapmamıştır ama Türkiye'nin bu meyanda Suriye'yle olan ilişkisini dünyaya daha iyi anlatması şarttır. Esed sonrasındaki yapılanmayı şimdi Türkiye çok yoğun ilişkiler içinde bulunduğu Suriye muhalefeti üstünden nasıl kuracağını ve o muhalefeti ne yönde "işlediğini" dünyaya çok daha iyi duyurmalı. Eğer Türkiye demokrasiden, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden yana bir rejimi destekliyorsa, kanlı, karışık ve korkulu OD coğrafyasında bu demokrasi platformunu çok somut ve güçlü bir biçimde savunarak politikasını sürdürecek Türkiye'ye kim destek vermeyecek? Hele o Türkiye'nin bunca sorunun yaşandığı Suriye ile arasında şu kadar kilometre sınır varsa...
***

Türkiye zarını attı. Türkiye yaptığı açıklamalarla Mübarek rejiminin çökmesini sağladı, Arap ateşini tutuşturdu. Bu bakımdan İran'ın Türkiye'yi Suriye'den sorumlu tutması doğrudur ama eksiktir. Türkiye asıl OD'dan sorumludur. Belki kuvvetli bir ifadedir bu fakat öyledir. Ne var ki, bu sorumluluğun sınırları iyi tarif edilmeli. Bu karışık bölgede demokrasiyle problemi olan ne ilk ülkedir Suriye ne de tek. Türkiye pasif değil aktif bir siyaset izleyecekse bunun koşulu rejimlerden değil muhalefetlerden yana olmaktır. Gelecek OD bakımından onlardadır. Ama bunu yaparken güdülecek siyasetin inceliğini gene en iyi tayin edecek olan ülke Türkiye'dir.
OD Türkiye'dir dersem doğru söylemiş olur muyum?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA