HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Pos bıyıklı şişman adam

Çok üzüldüm, Tevfik Çavdar ölmüş. Gazetelerden öğrendim, o da cenazesi kaldırıldıktan sonra. Hayatımın bir döneminde hayli yakın olduğum, çok sık görüştüğüm, yararlandığım biriydi.

***

Çavdar'ı belki 40 yıl önce ilk defa TV'de gördüm. Yanılmıyorsam Mümtaz Soysal'la program yapıyorlardı. Planı, planlamayı anlatıyordu. Sonra biz yetiştik. 1980'lerin ikinci yarısı SHP ile içli dışlı olmaya başladım. Tevfik Bey aktif PM üyesiydi. Daha sonra Kültür Bakanlığı'nda danışman oldum. Bir ara Fikri Sağlar partinin kritik noktalarına gelince her pazartesi Tevfik Bey'le birlikte üçümüz haftanın siyasetini oluştururduk. Bir defasında Afyon'a bir parti toplantısına gitmiştik. Yaptığım ilk sistemli siyasi konuşma belki de odur. Halk beni çok alkışlayınca "yahu hata mı ettik" demişti gülerek. Son derecede olgun bir insandı.
Çavdar'la siyasetin ötesindeki konuları tartışırdım; iktisatçıydı. Benim de bir iktisat eğitimim vardı ama o kadar ilgili değildim. Onu iktisadın ötesine geçen olayları, kişileri anlatmaya zorlardım. İdris Küçükömer'li, Sencer Divitçioğlu'lu, Asaf Savaş'lı, İktisat Fakültesinden anılar ve etrafı... Daha ötesi, daha zevklisi de vardı: tarih ve edebiyat!
Edebiyatla yakın olduğunu baştan biliyordum. 1950'li, 60'lı yıllarda Pazar Postası gibi mecralarda yazmıştı. Dehşetli bir roman okuruydu. Ne zaman gitsem odasına, masası romanlarla dolu olurdu. Asıl tartıştığımız onlardı. Kaçınılmaz biçimde romanın toplumsal örgüsüyle, bağlamıyla ilgilenirdi. Sonra romanları bu açıdan ele alan eleştirilerini bir kitapta topladı. Bana 1950'lerin şair ve yazarlarıyla ilgili çok güzel, ilginç anılar anlatmıştı. Attila İlhan'a, İlhan Berk'e, dönemin birçok yazar ve şairine çok yakındı.
Asıl siyasal tarihi çekici buluyordu. Nitekim sonradan iki ciltlik, benim de yararlandığım, iktisadi boyutu sağlam bir Türkiye siyasal tarihi yazdı. Osmanlı-Cumhuriyet hattında Liberalizmin doğuşu dikkat dairesi içindeydi. Onu da yazmıştı.
***

Çavdar, o tarihlerde sol denen bu büyük bilmeceye son derecede berrak bir açıdan bakıyordu. SHP içindeki kırılmalarda daima daha liberal, yenilikçi kanatta yer aldı. CHP'nin klasik çizgisini şiddetle eleştirirdi. Hatta Recep Peker öldüğünde dayanamayıp takla attığını söylemişti. Ama İttihatçıları severdi. Daha "sivil", daha "örgütçü" bulduğu Talat Paşa'ya düşkündü. Biyografisini yazmıştı; çizgisine kendini yakın hissederdi. Ali Kemal konusunda, Cavit Bey konusunda çok "aykırı", bugün benimsenen düşünceleri ağzından duyduğum ilk kişi odur, şimdi yerinde yeller esen Körfez Lokantasında mutat cuma yemeklerimizi yerken. Bu onun aydın namusundan kaynaklanıyordu. İnönü'yle mücadelesinde daha yeni görüşleri savunan Baykal'ı desteklemekten çekinmemişti. Ertuğrul Günay, o, ben saatlerce kapanıp konuşurduk.
Sonra olanlar oldu. Şimdi tartışmak istemiyorum. Belki 28 Şubat'tır sebebi ve onun etrafa saçtığı ulusalcılık zehridir, belki başka bir etken, Çavdar da daha yerleşik düşüncelere gelip dayandı. Son kitabını okurken bu nedenle hayret etmiştim. Klasik CHP çizgisinde görüşler savunuyordu. Ne yalan söyleyeyim, zamanında eski bulduğu "şeyleri" sahipleniyordu. Bu en çarpıcı, radikal örneğini Attila İlhan'da gördüğüm bir dönüşümdür ve araştırılmaya değerdir.
İstanbul'a ayrıldıktan sonra görmedim ama daima haberlerini almaya çalıştım. Bir defasında beni eleştiren bir gazete veya dergi ondan da görüş aldığında düşüncelerimi paylaşmıyordu ama beni savunuyor, "önemimi" teslim etmeye çalışıyordu. Müteşekkirim. Çavdar'ı gözlükleri, pos bıyığı, yusyuvarlak gövdesi, iki yana açarak yürüdüğü elleriyle daima çalışkan, üretken, çok iyi bir insan olarak eski ve uzak yılların bir anısı olarak saklayacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN