HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Açlık grevi satrancı

İki taraf da direndi. İki taraf da ölümün oluşturduğu siyaset teli üstünde oynadı. Belki bu açlık grevleri daha baştan ince bir hesaba ve bir kurguya dayanıyordu. Henüz ayrıntılarını ve arka planını bilmiyoruz. Fakat sonunda iki kişi öne çıktı. Biri zaten yerinde duruyor ve bundan sonra, bugüne kadar olduğu gibi, bu çekişmenin bir tarafını meydana getiriyor: Erdoğan. Diğeri, son dönemde büsbütün dağılmış, parçalanmış, bölünmüş Kürt tarafında yeniden sahneye yürüdü, Öcalan.
***
Gerçekten bilmiyoruz ama besbelli, seziyoruz, Öcalan'la devlet bu süre zarfında temaslar kurdu. Bülent Arınç'ın açıklamaları bunu işaret ediyordu. Sonunda cevap veya tepki veya karar oluştu. Öcalan grev bitsin dedi. Öylelikle sadece grev bitmedi, Öcalan sahanın hakimi olduğunu ortaya koydu. Öcalan uzun süredir silinmişti, gözden kaybolmuştu. Geriye gelirken onun yerini almaya, boşluğunu doldurmaya çalışan Kandil bir anlamda bertaraf edildi. Böylece devlet kendi bakımından oynadığı satrancı kazandı. PKK hâlâ bir gerçek, elbette bir gerçek, ama muhtemeldir ki, kontrol konusunda Öcalan bir kere daha Kandil'in önüne geçecek. Kazandı derken bunu kastediyorum: devlet, Öcalan'ı muhatap almayı Kandil'e yeğliyor. Üstelik bu sonucu, Erdoğan, Öcalan'ın mahkûmiyet koşullarında bir değişiklik olmayacağını vurgulayarak elde etti.
Şimdi BDP ne yapacak? Bu önemli bir soru. Bugüne kadar yeteri kadar siyaset üretemeyen ve Öcalan'la Kandil arasında sıkışan BDP muhtemelen bu hamleyle birlikte Öcalan çizgisini izlemeye başlayacak. Yanlış değil. Ayrıca bundan sonrası için de gelişmelere açık bir tavır olacaktır bu.
***

Geriye PKK kalıyor. Daha doğrusu Kandil.
Kandil'in işinin kolay olduğunu söylemek zor. Savaş şartları büsbütün ağırlaşacak. ABD, elini doğrudan ateşe sokmayıp Suriye ve OD konusunda Türkiye'nin bölge kontrolünü istedikçe ve destekledikçe Türkiye de PKK mücadelesinde kendisine destek sağlanmasını isteyecek ve onu elde edecek. Barzani'nin gerek AK Parti kongresine gelmesi, gerekse son günlerde Esad rejimine dönük açıklamaları Türkiye çizgisini kabul ettiğinin ve dolaysıyla PKK ile aynı çizgide olmayacağının bir kanıtı. Bu şartlarda PKK'nın İran ve Rusya yakınlaşması kendisine ne kadar manevra alanı sağlar, görülecek. Ama bu tablonun PKK'ya rahat bir zemin yaratmayacağı aşikar. Üstelik, öteki kutba yerleşmiş Öcalan başka bir diken.
Bu şartlar altında PKK belki kentsel şiddeti artıracak, belki kitlesel eylemlerini daha da yoğunlaştıracak. Bölgede denediği fakat yeteri kadar güç elde edemediği şehir savaşı yöntemini zorlayacak. Bunların hepsi onun açısından beklenebilir, akla gelen yöntemler. Ama bunlardan bir sonuç elde eder mi, işte o soru bundan sonra devlet-Öcalan ilişkisinde düğümleniyor.
***

Bütün bunlar başka bir anlam kapısına açılıyor. Türkiye, Kürt sorununda çok önemli bir adım olan Oslo girişimini sürdüremedi. Muhtemelen 'iyi saatte olsunlar' devreye girdi. Çok önemli bir fırsat ve olanak bu yoldan kaybedildi. Şimdi Öcalan'ın muhatap olması, Kandil'in gerilemesiyle bu şans yeniden yakalanabilir. Muhtemelen de grevlerin sona erdirilmesi için sürdürülen bu satranç oyunu, Öcalan'ın meydanda tek başına kalmasına ve devletin bundan böyle onu muhatap alacağına yönelik bu girişimler sırasında bu konu gündeme gelmiştir ve yeni bir Oslo'nun başlamasını beklemek son derecede mantıklı görünüyor.
Umarı yeni bir dönemeç Kürt sorununda...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN