HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Önce 2014'ü tartışalım

Başkanlık sistemi tartışması yepyeni bir sistemin Türkiye'ye yerleştirilmesi olarak göründüğü için bir çok kesim haklı olarak tedirginlik duyuyor ve tartışmada yer almak istiyor. Doğal. Yeni bir sistem getirilecekse taraflar onu ayrıntısıyla irdelemek istiyor. Hoş, öyle bir tartışma noktasında değiliz. Oysa başkanlık sistemi önemli bir yapısal değişikliktir ve gerçekten de irdelenmesi gerekir.


***
Ne var ki bana asıl çarpıcı geleni bu tartışma ihtiyacı değil. Hiç değil. Tersine asıl irkiltici olanı Türkiye'de kimsenin şu anda içinde bulunduğumuz durumu tartışmaması. Yani biz yeni ve doğacak bir sistemin getireceği sakıncaları, yararları vs görmeye çalışırken ve onu yepyeni bir sisteme geçmekten doğacak sakıncalarla birlikte düşünürken içinde bulunduğumuz, 2014'ten itibaren uygulayacağımız modelin getireceklerini kimse konuşmuyor. Hiç konuşmadı da.
Oysa hayli engebeli bir gelecek bizi bekliyor. Türkiye bugüne kadar sürdürdüğü alışkanlıkları bir yana bırakacak ve yepyeni bir siyasal bünyeye adapte olmaya çalışacak.
İşin belkemiği şu: bugüne kadar Cumhurbaşkanı tarafsız olsun, oldu-olmadı diye çırpınan, haykıran Türkiye unutuyor ki, o 2014 yılında Cumhurbaşkanını halk seçecek ve gene Cumhurbaşkanı partili biri olacak. Ondan sonra mesela bu tarafsızlık meselesini nasıl karşılayacak Türkiye, nasıl başa çıkacak onunla?
İkincisi, belki daha da önemlisi bu yeni sistemde Başbakan da halk tarafından seçilecek. Parlamentonun gücü ve meşruiyeti halk tarafından seçilmesinden gelecek. Onunla özdeşleşen, ona karşı sorumlu olan Başbakanın karşısında gene halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı olacak.
***
Ne Amerikan sistemine benzeyen ne Fransız sistemine benzeyen bir durum bu. Kim kime karşı nasıl sorumlu olacak. Buna bir de bugünkü anayasada sayılan Cumhurbaşkanlığı yetkilerini ekleyince iş içinden çıkılmaz bir yönetim kargaşası yaratmayacak mı?
Bunu da bir tarafa itelim. Bugünkü devlet yapısı a'dan z'ye kadar tarafsız Cumhurbaşkanı ve sorumlu Başbakan/ hükümet modeli üstüne bina edildi. Devlet bürokrasisinin belkemiğini bu esas teşkil ediyor. Kısa bir süre sonra model şu yukarıda söylediğim dokuya kavuşunca bu atamaların, bu sorumluluklar zincirinin nasıl kurulacağı konusunda en küçük bir akıl yürütme yok. Akıl yürütme de işe yaramaz. Bu sistemin yeniden düzenlenmesi gerekir ve kolay bir iş değildir.
***
Böylece farklı bir noktaya daha kayıyor Türkiye. İşin olumlu yanına bakmak gerekirse karşımızda en ileri düzeyde siyasallaşmış bir Türkiye bulacağız. Halk Cumhurbaşkanı seçiyorsa ve Cumhurbaşkanı partili biri oluyorsa başka bir izahı olamaz söz konusu yapının. Bu güçlü bir siyasal çizgidir. Ama parlamentarizmin çekirdeğinde yer alan fren-denge mekanizması yeniden düşünülmek şartıyla.
Türkiye muhayyel, mutasavver, meçhul bir Başkanlık sistemini değil, evvela bu yapının ayrıntılarını tartışmamalı mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN