HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Ortadoğu’da Türkiye olmak...

Türkiye bir kere daha yedi düvelle vuruşuyor. Özellikle Avrupa'yla sorunlarımız var. İşin daha ciddi yanı Avrupa'nın sadece kendisiyle sınırlı bir kıta olmadığıdır. Dünkü dünya için geçerli bu husus bugünkü dünya için haydi haydi geçerli. Yani, sözün kısası, Avrupa asıl Avrupa dışında etkili. Avrupa'nın 'iç işleri' asıl Avrupa'nın sınırı dahilinde olmayan bölgelerde geçerli bir kavram.
Ortadoğu (OD) o bölgelerin başlıcası. Çok daha öncesinden, Napolyon döneminde başlayan ilgi ki, 19. yüzyılın başı demektir, 20. yüzyılın başında misli misli artarak devam etti.
***
Şimdi yüzüncü yılı nedeniyle yayınlanan kitaplardan anlıyoruz ki, 1. Dünya Savaşı iki nedenle çıktı. Biliyorum, bazı tarihçiler itiraz ediyor ama gene de vurgulayayım, ilk nedeni imparatorlukların sona erdirilmesiydi. Başlamış etnik milliyetçi hareketler böyle bir aşamayı zorluyordu. Bunun içinde de münhasıran Osmanlı İmparatorluğu bir odak noktasıydı.
İkinci büyük neden, OD'nin ele geçirilmesiydi. Osmanlılar bu bakımdan da önemliydi. Çünkü bölgenin hâkimi onlardı.
Avrupa bu maksatla önemli bir hamle yaptı. Sadece topu tüfeği değil politikayı da savaşı kazanmak için kullanmalıydı. Kullandı. Arap milliyetçiliğini ayaklandırdı. Arapları Osmanlılara karşı örgütlemeyi başardı. İngilizlerin biçimlendirdiği bir ortamda Osmanlı yüzlerce yıl yönetiminde kalmış toprakları terk etti.
***
O gün bugündür OD savaşları sürüyor. 2001'de İkiz Kuleler'e yapılan saldırıdan sonra ABD de bu savaşa dahil oldu. Üst üste aldığı yenilgilerden sonra Arap Baharı'nın ardından daha akıllı bir plan kurdu. Bu defa fiili olarak savaşmaktansa bölgenin kuvvetlerini silahlandırmayı, onları savaştırmayı (daha ziyade İngiliz yöntemidir bu) öngördü. Türkiye'nin artan bir tonda bölgeye müdahil olmak istediğini belirtmesiyle de açık açık söylemese bile Türkiye'yi karşısına aldı. OD'de, ABD, Türkiye ile savaşmaya başladı. Eh, dünyanın en büyük sırrı değil ya, söyleyelim, Türkiye de 'müttefiki' ABD ile her düzeyde uyum içinde değildi. O da el altından kendi çıkarını güçlendiren hamleleri yapıyordu.
***
Kürt kartını ABD bu aşamada devreye soktu. İlk Irak müdahalesinden beri yazıyorum. ABD'nin maksadı Kuzey OD'de bir Kürt devleti kurmaktır. Bu maksadına adım adım yaklaşıyor.
Önce PYD, YPG düzenini kurdu. İngilizlerle zaman zaman ortaklaşa bu iki milis kuvvetini güçlendirdi, donattı, kullandı. Ardından şimdi Kerkük kartını açtı. Orada bir referandum yapılacak. Ve bağımsız bir devlet kurulacak. Türkiye'nin neredeyse bir asırdır işlediği, savunduğu Kerkük şimdi bambaşka bir düzleme geçiyor.
Bu arada THY uçakları için ABD ve İngiltere tarafından ortaklaşa verilen 'yasak' kararını anımsayalım. Yani, Theresa May, seçilir seçilmez Trump'a koşacak, oradan çıkınca nefes almadan Türkiye'ye gelecek, onu CIA Başkanı izleyecek, bugünlerde ABD Dışişleri Bakanı 'uğrayacak' Türkiye'ye, o arada bunca şey olacak ve bütün bunlar 'tesadüf' diye mi açıklanacak?
Tesadüf diye bir şey yok. Besbelli ki, ABD-İngiltere hattı Türkiye'den bazı taleplerde bulunuyor. Türkiye ile çekişiyor. Elinden geleni ardına koymuyor.
Bütün bunlara Türkiye'nin çok akıllı, çok esnek ve ittifaklar temelinde/ bağlamında cevap vermesi gerek. Yani çatır çatır diplomasi yapması gerek Türkiye'nin.
Niye olmasın ki?...
BİZE ULAŞIN