KEREM ALKİN KEREM ALKİN

Çin-ABD rekabetinde derin siyaset

Bölgemizdeki sıcak gelişmeler ve Asya-Pasifik'e uzanan paslaşmalar, küresel ekonomipolitiğin iddialı ülkeleri arasında 2050-2100 dönemine yönelik pozisyonlanmalardan kaynaklanıyor. 2100'de 11.2 milyara ulaşması beklenen dünya nüfusunun 4.9 milyarının Asya'da, 4.4 milyarının ise Afrika'da yaşaması bekleniyor. Çin'in 'kuşak-yol' projesi, 2100'de dünya nüfusunun yüzde 83'ünü temsil edecek coğrafyalar arasında ekonomik ve siyasi işbirliğini güçlendirmeye yönelik stratejik bir süreci temsil etmekte ve Türkiye'ye de 'kavşak' noktası olarak önemli bir inisiyatif kazandıracak. Bununla birlikte, Doğu ve Güneydoğu Asya'dan Afrika'ya uzanacak 'kuşak-yol' projesi, hiç şüphesiz kalıcı başarı için Ortadoğu ve Körfez'de de barış ve istikrarı gerektirmekte. Çin, başta İran ve Suudi Arabistan, 'kuşak-yol' projesinin başarısında kritik önemde rol oynayacak ülkelerin tümünü birlikte gözetmek zorunda. Bu arada, Katar'ın da, Avustralya'dan sonra, Çin'in 2'nci en önemli sıvılaştırılmış doğalgaz tedarikçisi olduğunu hatırlatalım.
Katar Krizi'ne sebep olan Katar ile İran arasındaki yakınlaşma süreci de, Çin'in enerji tedarik stratejisi açısından hayati önemde. S. Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz'in martta, Pekin'de 65 milyar dolarlık 14 anlaşmaya imza attığını da unutmamak gerekir. ABD, bu tablo içinde, Çin'i hem pasifik, hem de Ortadoğu ve Körfez cephesinde sıkıştırmak zorunda. 2050-2100 dönemi adına, Çin'in ilerleme kaydetmesi, ABD'nin ciddi alan kaybına uğraması anlamına gelecek. Bu nedenle, ABD Başkanı Trump'ın Güney Kore ile başlayan Uzakdoğu temasları ve Kuzey Kore ile ilgili beklenmeyen açıklamaları ile geçen hafta sonu S. Arabistan kraliyet ailesini ilgilendiren beklenmedik ölçüde hızlı gelişmeler aynı potada okunmalı ve eritilmeli. Hilal Kaplan'ın pazartesi günkü yazısında detaylarını paylaştığı süreç, Çin'in S. Arabistan- İran- Katar üçlüsü arasında kurmak zorunda olduğu hassas dengeyi ABD'nin kırmaya yönelik bir operasyonu olarak da okunmalı.
Keza, tarihi bir önem arz eden Suudi Aramco şirketinin halka arzına Çinlilerin ciddi anlamda talip olduğuna dair açıklamaların bu kadar üst perdeden doğrulanmaması da bu çatışmayı teyit ediyor. Türkiye'nin Çin'in içine düştüğü zor tabloyu iyi analiz ederek, gerek S. Arabistan'daki gelişmeleri, gerekse de Çin aleyhine, ABD'nin gerdiği S. Arabistan- İran- Katar ilişkilerini çok isabetli bir uzaklıktan takip etmesi gerekiyor. Dışarıdaki algı operasyoncuları ile içerideki yardakçıların Türkiye Ekonomisi'ne yönelik mesajlarını bu perspektiften de okumayı ihmal etmeyelim.
BİZE ULAŞIN