KEREM ALKİN KEREM ALKİN

Globalizme karşı ‘Milli Bilinç’ mücadelesi

G-20 ülkelerinin tümünde, ülkenin iş, sanat, bürokrasi ve siyaset dünyasından belirli sayıda insan, fikirlerin, uygulamaların, inançların, değerlerin, besinlerin, ürünlerin, kanunların ve neredeyse dillerin homojen bir yapıya kavuşması adına, 'globalizm' olgusunu savunmaktalar.
Globalizm (küreselizm) taraftarı bu insanların bir kısmı iyi niyetli olsalar da, 'homojen bir modernizm'in dünya için daha iyi olduğunu zannetseler de, onların su üzerindeki iyi niyetinin altında, bu insanları da vahşi şekilde kullanan, hayli karanlık, hayli tehlikeli emelleri olan büyük ve gizli bir kütle söz konusu. Öyle karanlık bir yapı ki, ülkelerin milli bilincinden, milli iradesinden, milli egemenlik duruşundan hiç hazzetmeyen, bilakis nefret eden sorunlu ve tehlikeli bir yapıdan söz ediyoruz. Bu yapıyı tehlikeli kılan en önemli noktalardan birisi, globalizmi bir 'inanç sistemi' olarak dünya vatandaşlarına ve ülkelere gerekirse cebren, hatta tehditle kabul ettirme gayretleri.
Son dönemde, ülkelerinin milli değerlerini, egemenlik anlayışını ve milli inanç sistemini güçlendirerek, yukarıda tarif ettiğimiz 'dayatılmış' globalizm olgusuna karşı yeni bir 'milli bilinç' oluşturma gayretinde olan tüm önde gelen ülkeler, 'globalcilerin' kontrolündeki medya ve diplomasi kurumları, düşünce kuruluşları aracılığıyla; ayrıca, onların hâkimiyetinde ülkelerin bürokrasi ve yargı kurumlarına, parlamentolarına dağılmış destekçileri, yardakçıları aracılığıyla ağır saldırı altında. FETÖ gibi, saldırı altındaki ülkelerin tüm kurumsal yapısı içine yerleştirilip, söz konusu globalci yapılar lehine 'kaleyi içeriden fethetme' operasyonlarına dahil olanlar da cabası. Saldırıların hedefi olan Türkiye, Rusya, Çin gibi önde gelen ülkeler arasında, Brezilya bu saldırılara dayanamadı; 'milli bilinci' oluşturamadı.
'Globalciler' Brezilya'da elde ettikleri sonucun coşkusu ile daha ağır salvolarla Türkiye, Rusya ve Çin'e saldırmaktalar, saldırmayı da sürdürecekler.
Oysa ki, post-modern emperyalizmin yansıması olan globalizmin aksine, aralarında Türkiye'nin de yer aldığı E-7 Grubu, buhar motorundan jet uçaklarına, kitaplardan uydulara, ampullerden yongalara, telgraf hatlarından internete uzanan teknolojik sıçramaları ve buluşları, dünya vatandaşları arasında mesafeleri küçülten, fırsat ve imkânlardan herkesin daha eşit yararlanmasını sağlayacak 'kapsayıcı' bir yeni 'küresel' ekonomik düzen için mücadele veriyorlar. 2006'da Danıştay saldırısından, ABD'deki malum davaya kadar uzanan tüm süreci bir de bu perspektiften okumalıyız.
Önümüzdeki 5-10 yılı, Türk olmanın getirdiği tüm ahlaki, vicdani değerlerle, güçlü bir inanç sistemi ile hem Yerli, hem Ulusal bir 'Milli Bilinç'le kenetlenerek aşmamız gerektiğinin idrakinde olalım.
BİZE ULAŞIN