İBRAHİM ALTAY İBRAHİM ALTAY

Hakan Arslanbenzer’in Eskimeyen Kitaplar’ı

Bir ya da iki sayfalık kısa jurnallerden oluşan kitaplara bayılırım. Onları çalışma masamın üzerine, her zaman görebileceğim bir yere koyarım. Kadim başyapıtlardan fal açıyormuşçasına, ara sıra, bir yahut birkaç sayfasını okur ve üzerinde düşünmeye başlarım

Bu tür kitapları bir solukta okuyup bitirmek ya da nerede kaldıgınızı unutmak kaygısı yoktur.
Aksine bir cümleden ya da paragraftan yola çıkıp koskoca bir külliyatı dolasma, ters yüz etme, didikleme hazzı vardır. Rastgele de okusanız, kitabın zihninizde olusturmaya çalıstıgı perspektif arka planda kendi kendisine çalısır ve tamamlanır.
Hakan Arslanbenzer'in Eskimeyen Kitaplar'ı da iste böyle bir eser. Yazar sıkça atıf yapılan 250 'klasik' yapıtı kendi bakıs ve anlayısıyla degerlendirmis. Canım sıkıldıkça açıp bakıyorum. Özellikle tanıdıgımı, bildigimi düsündügüm yazarlardan ve kitaplardan baslıyorum.
Ve genellikle "Iste, budur", "Evet, böyle de denebilir", "Gerçekten ilginç", "Hayret, benim aklıma neden gelmemisti" diyorum.
Elbette yadırgadıklarım da oluyor, ama bunlar yazarın görüs ve ifadelerinin tutarlılıgının ve muhkemliginin gölgesinde kalıyor umumiyetle.

***

Nurullah Ataç hakkında söyle diyor mesela: "Büyük bir telas içindedir Ataç.
Sürekli sınav kagıdı okuyup not vermek zorunda olan ögretmenler gibi davranır." Gayri ihtiyari bir tebessüm kaplıyor yüzümü.
Özellikle 'olmayan ama oldurulmak istenen resmi edebiyat' kısmına geldigimde...
Idris Küçükömer'in Düzenin Yabancılasması kitabının büyüklügünü tarih ve sosyoloji disiplinine degil 'yerli düsünceye' ve 'Türkçe düsünmeye' baglıyor:
"...Küçükömer ne söylemisse, bunların tamamını sıkı sorularla yıpratabilir, saglam bilgilerle teçhiz edilmis aksi tezlerle çelebilir ve yeni yorumlarla alt edebilirsiniz. Ama ne yaparsanız yapın, Küçükömer düsüncesinin en temel yönünü, düsüncedeki Türkçe açıklıgı gizleyemez ve yenemezsiniz." Kesinlikle katılıyorum. Ben de Küçükömer'in görüslerini yüzde yüz dogru bulanlardan degil, çabasını takdir edenlerdenim.

***

Bir baska bölümde, Erol Güngör'ün Islamın Bugünkü Meseleleri kitabının hakkını veriyor: "Serif Mardin ve Tarık Zafer Tunaya'nın Islamcılık çalısmalarının yüzeyselligi ve meseleye dısarıdan bakması karsısında Erol Güngör hocanın eseri büyük bir gelismedir." Kafamı bir ileri bir geri sallıyorum. En çok da müellifin eserinin yeterince tartısılmadıgı yakınmasına verdigi "Kim tartısacaktı ki" yanıtına.
Hikmet Kıvılcımlı hakkındaki tespiti de anlamlı: "Hayatının üçte ikisi hapiste geçtigi için kimse Hikmet Kıvılcımlı'nın Marksizminden, komünizminden kusku duymaz. Biz de duyuyor degiliz, fakat bugün Marksist deyince akla gelen seylerle Kıvılcımlı'nın ilgisini kurmakta güçlük çekiyoruz." Ve Ziya Gökalp'in kimsenin okumadıgı ama hakkında herkesin bir fikir sahibi oldugu kitabı: "Ziya Gökalp düsüncesinin en olgun meyvesi olan Türkçülügün Esasları, bir düsüncenin ne kadar saptırılabilecegi yolunda bir ders olarak da okutulabilir.
Kitapta Gökalp'in ırkçılıgı, kavmiyetçiligi, hatta siyasi milliyetçiligi inkar ettigini görmek bazılarınızı sasırtacaktır.
Bir kültür milliyetçisidir Gökalp.
Bu kültür de halk kültürüdür."

***

Hakan Arslanbenzer'in Eskimeyen Kitaplar'ı bırakın elestirmen olmayı, yazar ve sair olmak için de 'okumak' gerektiginin güzel bir kanıtı. Yazarıyla ne sorununuz varsa onu bir kenara bırakmanızı ve bu kitabı satır satır, cümle cümle okumanızı tavsiye ederim. Unuttuklarınızı hatırlamanıza ve hatırladıklarınızı yeniden anlamlandırmanıza katkı saglayabilir.
Ingilizce bilenler Arslanbenzer'in Daily Sabah için haftada bir yazdıgı portreleri de okuyabilirler.

***

Kitabı nasıl yazmış?

Masa üstü kitaplarından söz etmişken Selim İleri'nin hazırladığı hikaye ve roman antolojilerine de değinmeliyim. Türk Romanından Altın Sayfalar ve 99 Hikayeciden 99 Hikaye işte böyle kitaplar. Aynı zamanda bir yazarın seçme zevkini de yansıtıyorlar.
Öteden beri Türk edebiyatının 'çatışmanın kurgulanması' anlamında arzu ettiğim düzeyde olmadığını düşünürüm. Karakterler oluşturmak ve bunları birbiriyle çatıştırmak, yetmedi bu çatışmayı edebi eserlere yansıtmak titiz bir çalışma gerektirir.
Bunun nasıl yapılabileceği konusunda güzel bir örnek var elimizde. Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanı ve yine aynı yazarın Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım adlı çalışması.
İkinci kitabı birinci kitabın nasıl yazıldığını çatışma döngülerini gösteren şemalarla anlatıyor.
Bir yazar için riskli ama okurlar ve yazar adayları için öğretici bir ikili.

***

Kurmaca kitapları

Hazır kurmaca konusuna girmişken şu kitapları anmadan geçmek olmaz:
- Edebi Teoriye Soyut Modeller, Franco Moretti, Türkçesi: Ebru Kılıç, Esin Düzel, Nurçin İleri, Agora Kitaplığı
- Kurmaca Nasıl İşler, James Wood, Türkçesi: Ekin Bodur, Ayrıntı Yayınları
- Edebiyat Olayı, Terry Eagleton, Türkçesi: Başak Yüce, Sel Yayınları
- Genç Bir Romancıya Mektuplar, Mario Vargas Llosa, Türkçesi: Emrah İmre, Can Yayınları
- Yazı Üzerine Çeşitlemeler, Roland Barthes, Türkçesi: Şule Demirkol, Yapı Kredi Yayınları
Yazarlık işinin 'nasıl' kısmıyla ilgileniyorsanız, bir kısmını sahaflarda bulabileceğiniz bu kitaplara göz atmanızda mahzur yoktur sanırım.

BİZE ULAŞIN