Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Ne yapmalı?

15 Temmuz darbe girişimini püskürtmeyi başardık. Ancak darbenin arkasındaki küresel muktedirleri ve onların tetikçisi Fetullahçıları tanıyan, reflekslerini bilen aklı başında herkes bu işin "devamının geleceği" konusunda hemfikir.
Zaten finansal operasyonlardan gördüğümüz üzere ellerinden geleni ardına koymadan "deniyorlar" da.
Bu konuda uyarılar yapan isimlerden biri de emekli Albay H. Atilla Uğur. Dün tüyler ürpertici iddialarda bulunan Uğur "ikinci kalkışmaya hazır olun" diyor.
"Ve çok yakın bir zamanda... Çok net bilgi olarak söylüyorum: İkincisi daha kanlı olacak. Bugün bir zafer sarhoşluğu içindeyiz. Türkiye'yi uyarıyorum. Kimse 'Tamam bu iş bitti, Türkiye rayına oturdu, artık ABD başka bir şey yapamayacak, FETÖ başka bir şey yapmayacak, PKK başka bir şey yapamaz, biz belini kırdık bu örgütlerin' falan demesin. Bu bizi, hazırlanmakta olan kalkışmada tamamen başarısızlığa götürür. Paramparça oluruz."
Emekli Albay tarih de veriyor: "Türkiye'yi uyanık olmaya davet ediyorum. Eğer biz bu oyunu bozmazsak, ikinci girişim kasımı geçmez!"
Kuşkusuz somut delillerle desteklenene kadar, bu iddialarla aramıza mesafe koymamız gerekiyor. Bu uyarılara aracılık eden "aklanmaya muhtaç" kimi çevrelerin "kişisel ajandaları" olabileceğini de akıldan çıkarmamalıyız.
Ama bu sağduyu "aymazlığa" varmamalı.
Zira 2013'ten beri sistematik olarak saldırı altında olan, 15 Temmuz'da ise açıkça "vurulan" Türkiye'nin küresel muktedirlerin yeni dönemdeki başlıca hedefi olduğu ortada.
Bu ülkenin yurtseverlerine, demokratlarına düşen, spekülasyonlara prim vermeden ve paniğe kapılmadan durumun ciddiyetine uygun olarak "tetikte olmak."
Evet, 40 yıldır bu işe hazırlanan tetikçiler kendilerini hepten yok etmek pahasına da olsa "denemekten" vazgeçmeyecekler. Ama kimse aklından çıkartmasın, bizler de boş durmayacağız!

***

YENİKAPI RUHU VE RUHSUZLAR

15 Temmuz'un ardından Türk halkının Yenikapı'da egemenlerin tarihine düştüğü "şerhi" küçümseyen ya da sudan gerekçelerle değersizleştirmeye çabalayanların "bir ulusun vebalini üstlendiklerini" görmeliyiz.
Bu süreci "yapay" olarak nitelendiren kimi "ruhsuzların" derdinin muhalefet değil, "yıkıma omuz vermek" olduğunu anlamalıyız.
"Küllerin prensi olacaksın" deseler, gözlerini kırpmadan ülkeyi yakmaya çalışan muhterislere "vatana rağmen" muhalefeti hoş görmeyeceğimizi "belletmeliyiz" ki bu topraklarda bağımsız ve onurlu şekilde var olabilelim.

***

'CADI AVI' DİYENLERE İKİ KEZ DİKKAT!

15 Temmuz sonrası başlayan "vesayetçi unsurlardan arınma," demokratikleşme ve sivilleşme sürecinde "yanan yaşlar" olduğuna şüphe yok. Bu haksızlıklar karşısında mağdurların haklarını aramak, onların sesi olmak da görevimiz.
Ne var ki bu "istisnaları", devletin ülkeyi işgale açık hale getirmek için yapılan bir askeri darbe girişimine karşı kullandığı meşru müdafaa hakkının "esasına" eşitlemeye çalışmak "iyi niyetle" bağdaşmıyor.
Öyle ki bazen bu bağlamdaki eleştiriler, demokratlık ve insan hakları savunuculuğu sınırlarını aşıp, emperyalistlerin ve darbecilerin korunup kollanmasına hizmet ediyor.
Elbette, Türk devletini yıkıp 79 milyonu esarete mahkûm etmeye çalışanlara, 250 canımızı alıp Meclis'imizi bile vuranlara hukuk ve hakkaniyet sınırları içinde ciddi bir bedel ödeteceğiz.
Bu, uluslararası hukukun bizlere tanıdığı bir hak olduğu gibi, gelecek kuşaklara karşı imtina edemeyeceğimiz sorumluluğumuz da...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA