MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Sandıklar kurulsun, sayımı da gelsin Piri yapsın

"İçerden yürüyen" Kılıçdaroğlu'na Kandil ve Pensilvanya'dan sonra bir dış destek de Brüksel'den geldi.
Avrupa Parlamentosu, Kılıçdaroğlu'nun 16 Nisan referandumunun iptali için AİHM'ye yaptığı başvurunun hemen ertesinde, Türkiye ile müzakerelerin dondurulması kararı aldı.
Raporu hazırlayan, ne kadar Türkiye düşmanı ve firari terörist varsa dostluğunu sergilediği bir kare fotoğraf çektirmiş olan Kati Piri.
Metinde yer alan gerekçeler ve talepler de, egemen bir devletin iç işlerine ve kalkınmasına müdahale anlamına geliyor.
Örneğin gerekçelerden biri 16 Nisan referandumu... Hadsizler, seçmenin demokratik ve meşru yollarla anayasa değişikliğine verdiği onayın çöpe atılmasını istiyor.
Yaptıklarının, Türkiye'de "çobanın oyuyla benimki bir mi" diyen, istedikleri yönde oy kullanmayan yoksul vatandaşları "çomar" diye küçümseyen faşistlerin tavrından farkı yok.
Raporun bir diğer dikkat çekici talebi ise, ciddi enerji açığı olan Türkiye'nin nükleer santral projesini durdurması.
Açıkça, nükleer enerjiye sahip pek çok Avrupa ülkesine hak olan bu avantajın Türk halkına lüks olduğunu söylüyorlar.
AP'nin sanki bir işgal gücüymüş gibi Türkiye'ye dayattığı hukuksuz taleplerinin ne uluslararası hukukta ne de Kopenhag ya da Maastrich kriterlerinde yeri var.
Zira nasıl bazı AB devletleri yarı başkanlık, parlamenter monarşi hatta krallıkla yönetiliyorsa, Türk halkı da kendi hükümet modeline karar verebilir.
Stratejik konumdaki enerji kaynaklarımızı çeşitlendirme kararı da rakiplerimize değil seçilmiş siyasi iktidara düşer.
AP'nin buram buram çifte standart kokan kararının ardından çeşitli siyasi görüşlere sahip pek çok okurdan benzer tepkiler aldım.
Herkes, kısa bir süre önce arkasına bakmadan AB'den kaçan Birleşik Krallık gibi bizde de bir referandum yapılmasını istiyor.
Eskiden AB üyeliğini önemseyen bir vatandaş olarak ben de kendilerine katılıyorum.
Çünkü artık aşağılanmak istemiyoruz!

***


Dostun iyisi kara günde, düşmanın kötüsü ise iyi günde...

Ne zaman ekonomik göstergeler biraz yoluna girse aynı odaklar hareketleniyor.
Tıpkı Gezi öncesi olduğu gibi, şimdi de ihracat artınca, Merkez Bankası'ndaki rezervlerimiz yükselince, dolar gerileyince, borsa tavan yapınca sokağa çıkanlar da aynı, dışarıdan Türkiye'ye parmak sallayanlar da...
Bereket 4 yıl öncesine göre bu memleketin yurtseverleri daha uyanık. Siyasal iktidar, devlet de daha hazırlıklı ve kararlı.
Çünkü içeriden ve dışarıdan üzerimize yürüyenlerin maskeleri düştü.

***


Sessizlikleri, tutmayan provokasyonun üzüntüsünden mi?

Geçtiğimiz günün flaş haberi, Kılıçdaroğlu'nun yürüyüş konvoyuna saldırı hazırlığındaki DEAŞ militanlarının yakalanmasıydı.
Zira ele geçirilen araç içine özenle yerleştirilmiş AK Parti şapkaları ve bayrakları, provokasyonun açık delili.
Çünkü hırsız bile işe çıkarken kimliğini yanına almaz. Kaldı ki bir kalabalığa saldıracak birine en son lazım olan şey de sanırım güneş şapkası ve parti flamasıdır.
Ancak ne gariptir ki, yürüyüş esnasında yol kenarında bozkurt işareti yapan vatandaşa kurumsal tepki veren CHP Genel Merkezi ve Kılıçdaroğlu bu büyük provokasyonla ilgili ağızlarını bile açmıyorlar.
CNN Türk gibi CHP yandaşı kanallar da sus pus...
Sizce neden?
Kim neyi bekliyor bilmiyorum.
Ama CHP'li ya da başka bir partili herhangi bir vatandaşımızın burnu kanarsa, sorumlusu, günlerdir terör örgütlerine provokasyon zemini hazırlayan Kemal Kılıçdaroğlu'dur, kayıtlara geçsin.

BİZE ULAŞIN