MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

O haritalar gözümüze sokulurken biraz zor

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin "bağımsızlık referandumu"nun ardından kriz derinleşiyor.
Komşu ülkelerin ekonomik yaptırımları, uçuş yasakları bir bir devreye giriyor. Gazprom gibi dev şirketler de bölgedeki projelerini iptal ediyor.
Barzani dün de merkezi hükümetin sınır kapılarını teslim etmeleri yönündeki talimatını sert şekilde geri çevirdi...
Bölgesel yönetimin bu sıkışmışlık halinde nefes alacağı tek yer Türkiye. Barzani de bunu çok iyi biliyor.
Ancak Türkiye'nin "Barzani'nin bağımsızlığına" karşı tavrı net.
Tezkerenin Meclis'ten rahatça geçmesinin de gösterdiği üzere, CHP ve MHP de hükümetin Irak politikasına tam destek veriyor.
***
Ne var ki Barzani için Türkiye ile bir kanal açmak tercih değil, zorunluluk. Bu yüzden de ısrarından, kabul görmese de yeni girişimlerden vazgeçmiyor.
Barzani hükümetinin dış ilişkiler sorumlusu Hoşyar Siwaily'in açıklamaları bunun son bir örneği:
"Türkiye'ye heyet göndermek istiyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi'nden anlayış bekliyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili büyük umut ve beklentilerimiz var."
Siwaily, Ankara'daki kapıların yüzlerine kapanması ve diyalog taleplerinin reddedilmesini ise Türkiye'nin kaygılarına bağlıyor.
Diyor ki; "Türkiye'de hem hükümet hem de muhalefetteki çeşitli siyasi partilerde, Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulmasının, Türkiye'de de benzer bir konuyu gündeme getireceği kaygısı bulunuyor. Bu yersiz bir kaygı. 1992'den bu yana belli bir noktaya kadar bir bağımsız devletimiz var. Ama 'Kürdistan'ın diğer bölümleri' üzerinde negatif bir etkimiz olmadı. Bu, aynı kalacak.
Türk halkının, bağımsız bir devlet kurduğumuzda bunun Türkiye'de negatif ve yıkıcı bir etkisinin olacağı yönünde kaygılanmak için hiçbir nedeni olmamalı. Bunun böyle olmadığını 25 yıl boyunca kanıtladık."
***
Bölgesel yönetimin halkın ve siyasetin kaygısını net şekilde anlamış olması iyi.
Doğrudur, Ankara, Barzani'nin referandumun Irak'taki etkilerinden çok Türkiye'deki etkileri üzerine düşünmektedir.
Ancak Barzani ve ekibi bilmeliler ki, diplomasi "anlamaktan" çok "anlatmaktır."
Ve kuşkusuz, yukarıdaki aktardığım sözlerde olduğu gibi, "Kürdistan'ın diğer bölümleri" gibi ifadeleri kullandıkça hükümete de Türkiye vatandaşlarına da hiçbir şey anlatamazlar.
Hele hele resmi kanalları RUDAW'ın referandum haberlerini verirken kullandığı, "Türkiye'nin bir kısmını da içine alan" haritalarla hiç olmaz...
Çünkü Türkiye'de yaşayan insanlar bu "Kürdistan'ın diğer bölümleri"nden coğrafi, tarihi, mitolojik anlamlar çıkartmıyorlar.
Bunun bir hedef, ideal olduğunu düşünüyorlar ve dolayısıyla da tehdit olarak algılıyorlar.
Haksızlar mı?
BİZE ULAŞIN