MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Yükselen Atatürkçülük ve alçalan goygoyculuk

Tüm anketler kendini "milliyetçi" olarak tanımlayan vatandaşların arttığını gösteriyor. Bu durumun muhtemel nedenlerinden birisi de 15 Temmuz'da yaşadığımız toplumsal travma. Çünkü varlıklarının ve geleceklerinin güçlü bir tehdit altında olduğunu hisseden insanlar dünyanın her yerinde "yerel"e sarılır. İşte, sağ siyasetin 90 model şahinlerinin, 2017 Türkiye'sinde milliyetçi pastadan pay almak için doğan görünümüyle parti kurması da bu yükselişin sonucu...
Gündelik yaşamda ve medyada tarihi şahsiyetlerin tekrar gündeme gelmesi de...
Onlardan biri de kuşkusuz Atatürk. Ne var ki değerlerimiz güneş gördü diye kimilerimizi mutlu eden bu hava şimdiden üşüttü!
Örneğin, Atatürk'ü yeni keşfeden medya goygoycularının ilkokul müsameresi tadındaki, amatörce oldukları için sansasyon yaratan yazılarına bakın...
Toplumsal hafıza tazeleme fırsatı sunan bu dönemi nasıl da yağmaladıklarını, hoyratça harcadıklarını, sırıtan samimiyetsizliklerini anında göreceksiniz.
Sayelerinde entelektüel tartışma zemini iyice kayganlaşıyor.
Geçmişimize nesnel bir ışık tutacak soğukkanlı tartışmalar cesaret ister hale geliyor.
Hal bu olunca da sahne, gündeme gelebilmek için, "kritik" adı altında Atatürk'e hakaret eden meczuplara kalıyor.
Ve fasit daire tamamlanıyor. Sonuçta olan yine pratiklerinden dersler çıkartacağımız tarihi değerlerimize oluyor. Karakterlerimiz karikatürize ediliyor...
Her biri, tıpkı bir dönem yükselen milliyetçiliğe para yatıran sinema yapımcılarının ne hallere soktuğu Tarkan'a dönüşüyor.
Yazıktır.

***

Tabii Josef kim ki...


Elbette yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada milliyetçilik yükselişte. Maziye adeta nur yağıyor.
Avrupa'da pek çok ülkede iktidarda da ana muhalefette de milliyetçiler var.
Komşumuz Rusya'da da durum farklı değil.
Gündem, 1917 Ekim Devrimi ile (bu arada kasımda olmuştur) kurulan Cumhuriyet'in yüzüncü yılı ve o dönemin tek adamları.
Medyada konuyla ilgili açıklamalar yapan Putin'in o günlere dair şu sözleri ülkede epeyce tartışılıyor: "Devrimin 100. yılının toplumumuz tarafından geçmişte ülkemizi ve halkımızı ikiye bölen dramatik olaylara bir son veren bir tarih olarak algılanmasını ve bu ayrılıkların üstesinden gelmenin, ortak tarihimizi kabul etmenin sembolü haline gelmesini umuyorum."
Ancak Putin'in, "sembolik kalsın" dediği devrim mimarı Lenin'e değil de ondan sonra iktidarı alan ikinci adam Josef Stalin'e yüklenmesi de gözlerden kaçmıyor:
"Stalin döneminde milyonlarca insan halk düşmanı olarak yaftalandı, infaz edildi, sakatlandı, hapishanelerde işkencelere maruz kaldı ve sürgün edildi. Bu korkunç geçmiş ulusal hafızamızdan silinemez ve hiçbir şekilde haklı çıkarılamaz."

***


Otomobil uçup gitmeden

Milliyetçilikten bahsetmişken milletçe en eski teknolojik hayallerimizden olan milli otomobilimizle ilgili önemli bir gelişme var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan dün, "babayiğit" ismini verdiği projeye katılacak holdingleri açıkladı. Anadolu Grup, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holding.
"El âlem uçan araba yapıyor" diye projeye burun kıvıranlara bakmayın siz. Hâlâ klasik üretim revaçta.
Rahmetli Münir Nurettin'in yıllar yıllar önce "Otomobil uçar gider" dediği şarkısındaki mübalağanın gerçek olmasına henüz var.
Yarışa girmek için geç değil. Yeter ki devletin ve siyasetin tam desteğini esirgemediği patronlar bu kez işi sıkı tutsun... Hevesle çalışsın...
Gümrük duvarlarının sıkı olduğu günlerde hayallerimizin üstüne montaj sanayi ile yatıp servetine servet katan kimi işadamları gibi kurnazlık yapmasın...
Hayırlı olsun.

BİZE ULAŞIN