MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Masum değiliz hiçbirimiz

Kelimeler masum değildir. En azından ilk ağızdan çıktıkları günkü kadar...
Çünkü her biri masum olmayan bizlerin niyetidir. Ve çok eskidirler. Kullandıkları yetmiyormuş gibi bir de bizler tasarlar, ölçer biçer, söyleriz.
Kendimizden koyarız üstüne.
Kaldı ki kelimelerin söylendikten sonra da devam eden bir anlam kazanma süreci vardır. Zira ortada ağızdan çıkmış bir kelime varsa, bu eylem başka bir insanın varlığına da işaret eder.
Bir de "o" ölçer, biçer, tasarlar, anlar...
Yani her kullanan, anlayan bir iz bırakır kelimelerde.
İşte bu yüzden ne söylenildiğinden çok nasıl söylenildiğine bakmak önemlidir. Eğlencelidir de. Hele ki siyasette...
Mesela bir zamanlar bizim solcular arasında "PKK" harflerini "PEKEKE" diye söylemek modaydı. Çünkü otorite "PEKAKA" diye okuyordu. Yani bizler söylediğimizden çok tavrımıza bakıyorduk.
Rahmetli Mehmet Ali Birand gibi, 28 Şubat günlerinde "PEKEKA" şeklindeki telaffuzlarla orta yolu bulmaya çalışanların katkılarıyla da iş "PEKAKE"ye kadar vardı.
Hatta bu çabalar, mizahçıların "Alfabemiz artık 28 harf, çünkü P kaka bir harf" esprilerine konu oluyordu.
İlginç telaffuz denemelerinden en çok payını alansa kuşkusuz AK Parti.
"AKAPE" diyen de var, "AK Parti"de karar kılıp daha sonra küserek usulca 'AKEPE'ye dönen de...
Kimseyi gücendirmemek için "Adalet ve Kalkınma Partisi" diye uzatmayı göze alan da.
Şimdi Meral Akşener'in partisinin söylenişi tartışma konusu. Akşener her ne kadar solcuların da oyuna talip olduğu için "düz kontak milliyetçi" görünmemeye çalışsa da alanı tamamen boş bırakamıyor...
Partisinin toplantılarında Göktürk alfabesinden "IYI" yazılı bayraklar açtırıyor.
Ancak Akşener'in "İyi Partisi"yle kısaltması aynı olan İşçi Partisi'nin (İP) lideri Doğu Perinçek, yeni partiye kısaca "İP" demekte kararlı.
Kemal Bey'in CHP'siyse bu eğlenceli tartışmaya da mesafeli. En fazla "CEHAPE" diye okunuyor, ona da kimsenin güldüğü, alındığı yok.

***


Ketenpereye gelmemek için Kontemporari Efendi

Sabah Okur Temsilcisi İbrahim Altay'ın yeni kitabı "Kontemporari İbrahim Efendi'nin Rüyaları" çıktı.
Kitabın kahramanı, tarihteki tüm dönemeçlere şahitlik ettiği için muhteşem bir deneyime sahip.
Ergenekon Destanı da onun zamanında yaşanmış, Homeros da... O hem Marco Polo'nun arkadaşı hem de Zeus'un...
Yani aynı zamanda tarihin yükü de omuzlarında.
İşte bu, Kontemporari Efendi'ye fazlasıyla "üstten bakış" hakkı tanıyor.
Ama yazarından çok şey taşıdığını düşündüğüm kahramanımız fazlasıyla mütevazı.
Fakat bir kara mizah örneği olan kitapta, gözünün yaşına bakılmayan gerçeklerin izi çok.
12 Eylül'den sonra yurtdışına kaçıp orada yaşamak zorunda kalan bir grup ülkücünün Kosta Rika'da hükümet darbesi yapıp vatansızlıktan kurtulma planları gibi...
Gerçeğin ketenperelerinden sıkılanlara Kontemporari Efendinin rüyalarının gerçekliği iyi gelecektir.
Zevkle tavsiye ederim.

BİZE ULAŞIN