OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

İngiliz büyükelçinin vizyonu

Türkiye'nin, küresel dengeleri etkileme gücünü doğru okuyanların bakışı gerçekten farklı oluyor. İşte size en canlı örnek İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Nick Baird. Büyükelçi ile iki ülkenin büyüklüğü yakışır müthiş bir ufuk turu yaptık. "Birleşik Krallık, Türkiye'yi sadece bölgesel değil küresel aktör olarak görüyor" sözü, gelecek tasarımı açısından başlı başına önem taşıyordu.
***

Büyükelçi Baird'in, "Türkiye dersine" iyi hazırlandığı her halinden belliydi. Zira üniversite kapısında yığılan gençlere müjdesi vardı...
"Türkiye'de her yıl 1.5 milyon öğrenci sınava giriyor. 750 bini yüksek okula yerleşiyor. Ancak hiçbir hükümet bu kadar büyük talebi kamu fonları ile kurduğu üniversiteler aracılığıyla karşılayacak güçte değil!" Ardından, şu planı açıkladı:
"6 bin Türk öğrenci Birleşik Krallık'ta okuyor. Son dönemde Türk öğrenciler ABD'ye göre daha fazla İngiltere'yi tercih ediyor. Türkiye ekonomisindeki düzelme ve refah seviyesindeki artış bu durumu destekliyor. Eğitim alanında Türkiye-Britanya Üniversitesi çalışmamız sürüyor. İki yıl İngiltere'de, iki yıl Türkiye'de okuyan öğrenci her iki ülkede de kabul edilen çift diplomaya sahip olacak."
***

İngiliz Büyükelçi'nin, küresel kriz ortamında Türkiye için çizdiği profil de göz ardı edilecek gibi değildi...
"Türkiye ile Birleşik Krallık'ın ticaret hacmi 14 milyar doları aştı. Her yıl iki milyon İngiliz Türkiye'ye geliyor. Çok sayıda İngiliz, Türkiye'ye yerleşiyor. İngiliz şirketlerinin Türk piyasasını algılamasında iyileşme görülüyor. Bunda geleneksel pazarların küçülmesi ve Türkiye ekonomisinin küresel krizden fazla etkilenmemesinin payı büyük."

***

Enerji oyununun kritik aktörü konumundaki İngilizler, "arz güvenliği ve kaynak çeşitliliğini" de önemsiyorlar. Büyükelçi Baird'in, "Küresel krizin olumlu yanı, ülkelerin krizden çıkabilmesi için birbirlerine bağımlı olduğunu göstermesi oldu. Bugün enerji güvenliği, dünyanın öncelikli gündem maddesi. Alternatif hatlar açısından Nabucco ilgi alanımızda" vurgusu çok şey anlatıyordu.
***

Dış politika alanında ise 4 dosya ön planda idi...
1- İngiltere, Türkiye'nin AB katılım sürecini güçlü şekilde destekliyor. Bu süreç kolay değil. Ciddi bir sınav olduğu gerçek. Ama süreç devam ediyor.
2- İngiltere ile Türkiye arasında terörle mücadele diyalogu var. PKK'yı terör örgütü ilan ederek faaliyetlerini yasakladık. İngiltere, PKK terörü ile mücadele için gerek maddi gerekse ciddi ölçüde insan kaynağı ayırıyor. AB'de PKK ile ilgili özel dosya açılması ve Europol konusu haline getirilmesine çalışıyoruz.
3- Kafkaslar'da istikrarın ne kadar önemli olduğunu, Gürcistan'daki son gelişmeler gösterdi. AB'nin ortaya attığı "Doğu Ortaklık" kavramı içinde Türkiye önemli bir role sahip. Bu bölgede Türkiye'nin çok derin ilişkileri mevcut. Türkiye'nin Ermenistan'la ilişkilerini geliştirme çabaları, takdire şayan. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün milli maç dolayısıyla Erivan'a gitmesi son derece cesur bir adımdı. 1915 olaylarının bağımsız tarihçiler komisyonuna açılmasını İngiltere olarak destekliyoruz. Britanya arşivleri için talep gelirse değerlendiririz.
4- Afganistan'da Türkiye'nin NATO kapsamındaki rolü çok önemli. Bu sorun artık Pakistan-Afganistan sorunu. Pakistan'daki durum endişe verici. Küresel krizden olumsuz etkilendiler. Şimdi, Taliban'la çatışma nedeniyle siviller ülkeyi terk ediyor. Pakistan hükümetinin ülkede istikrarı sağlama çabası desteklenmeli. Burada da Türkiye vazgeçilmez konumda.
Sözün özü... Bu vizyoner yaklaşım, "Keşke İngiliz Büyükelçisi, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin dış politika danışmanı olsaydı" dedirtiyordu.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN