OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Zirveye kadın eli değmeli

Önceki gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'le Kayseri'de idik. "Konuşan Kitap Şenliği" çerçevesinde popüler sanatçılar, yazarlar, spor adamları gençlerle buluşturuldu. Engellilere özel ilgi gösterildi. Amaç, kitap okumayı özendirmek, internet bağımlısı bir nesli kitabın sınırsız dünyası ile buluşturmak, emek hırsızı korsan yayınlara karşı toplumsal bilinci artırmaktı. Klasik devlet organizasyonunun ötesinde farklı çevreden, farklı kıyafette insanlarla bir arada bulunduk. İçlerinde, dışa dönük, ülke sorunları ile derinden ilgili olan kadınlar çok fazlaydı. Öğrendik ki Hayrünnisa Hanım'ın akrabalarıymış...
Seyahate katılan bir kadın gazeteci arkadaşımız tanık olduğu olayların ardından yakınıyordu. "Nasıl yazacağımı bilemiyorum. Olumlu yazsam bir tarafa, olumsuz yazsam diğer tarafa çekilecek. Oysa ben nötrüm. En azından hanımefendiye karşı bir önyargım yok!"
Aslında bu sözler Türkiye'ye empoze edilen kamplaşmayı çok iyi özetliyordu. Öyle anlaşılıyor ki "Köşk'te türban" tartışması ile başlayan süreç içten içe devam ediyor. Lakin Cumhurbaşkanı Gül'ün, merhum Özal'ı aratmayan performansı artık göz ardı edilemiyor. Devlet meselelerine hâkim, pratik, iş dünyasına açık, siyasi dengeleri gözeten profil giderek daha fazla taraftar buluyor.
Ve nihayet eşi. Hayrünnisa Hanım bir dizi sosyal sorumluluk projesine ev sahibeliği yapıyor. Köşk, sade vatandaş için erişilmez olmaktan çıkıyor. Etkili halkla ilişkiler çalışması sayesinde Çankaya'nın simgesel duvarları ile halkın zihninde örülen duvarlar artık yıkılıyor.

***

Söz, sosyal sorumluluktan açılmışken insan, "Acaba devletin zirvesini kapsayan ortak bir görüntü verilemez mi?" demekten kendini alamıyor. Örneğin, "terör-şiddet ve anne" temalı uluslararası toplantı düşüncesi... Bu girişim sadece Hayrünnisa Gül'ün çabasıyla mı sınırlı kalmalı? Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan da katılsa, Genelkurmay Başkanı'nın eşi de omuz verse daha iyi olmaz mı?
Tabii konu hassas. Dünkü yazımdaki bir cümle bile farklı yönlere çekilmiş. Zira Bayan Gül'ün şiddete ve teröre karşı projesinin, eli kanlı teröristlerle, onları himaye edenlerle uzaktan yakından ilgisi yok. Bu yönde polemik yaratacak bir çağrışımı veya ifadesi de söz konusu değil. Gül sadece, annelik duygularını, toplumsal huzuru hedef alıyor, ana yüreğinden hareketle küresel ortak payda arıyor.
İşte bu noktada bir cesur açıklama da Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un nisan ayında Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada karşılığını buluyor. Org. Başbuğ'un, "Çeşitli nedenlerle evlatlarını örgüte kaptıran ana ve babaların duydukları acıları ve onların içinde bulundukları durumları da düşünmek ve onları anlamak zorundayız" ifadesi sivil-asker, kadınerkek, sağ-sol ayrımı olmaksızın herkesin daha soğukkanlı olmasını gerektirmiyor mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN