TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Acil ekonomik program

Mayıs 2004'te, Başbakan Tayyip Erdoğan' la Romanya'ya gitmiştik. Resmi toplantıların ardından düzenlenen özel yemeğe efsanevi futbolcu Hagi de gelmişti. Hoş sohbetin ardından Erdoğan dedi ki, "Hagi, futbol oynasana. Niye oynamıyorsun?" Temenni güzeldi. Lakin Hagi ilerleyen yaşını da dikkate alan etkileyici bir cevap verdi:
"Sayın Başbakan, beynim oynuyor oynamasına da bedenim kaldırmıyor!"
Aslında bu ifade, küresel krizin baskısı altındaki Türkiye ekonomisinin bugünkü durumuna birebir uyuyor. 2002-2007 yıllarının görkemli büyüme şartları artık yok. Ekonominin beyni, "Büyüyeceğiz" diye talimat verse de bu cüsse büyümenin dayanılmaz ağırlığını taşıyamıyor.

***

Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan istihdam ve teşvikler açısından oldukça önemli kararlar açıkladı. Son dönemdeki toplantıların aksine Başbakan sahnede tek değildi. Birlikte çalıştığı tüm bakanları yanına alarak bilgi verdi soruları, gerilmeden yanıtladı. Bu resim, gelecek adına ümit verici idi. Erdoğan'ın ağzından iki stratejik tespite tanıklık ettik:
1- İşsizlik Sigortası Fonu, hem kısa süreli istihdam hem de meslek edindirme faaliyetleri için daha yoğun kullanılacak. Ki bu doğru bir tercih.
2- Yöresel küçük siyasi hesaplara değil, ülke gerçeklerine uygun teşvik tedbirleri uygulanacak. Tabi, "Trabzon, Konya, Kayseri ve Konya" gibi illerin son anda avantajlı teşvik bölgesine alınması da manidardı.
Burada kritik soru şu:
"Gerek teşvik gerekse istihdam paketi, küresel krizden çıkış reçetesi gibi sunulabilir mi?"
Her iki tedbir, kriz şartları giderek etkisini yitirdiğinde, dünya tekrar büyümeye başlayıp alternatif yatırım alanları aradığında Türkiye'ye avantaj sağlayacaktır. Uluslar arası sermayeye cazip fırsatlar sunulacak, nitelikli işgücü güvencesi verilecektir. Ancak Türkiye'nin yapması gereken, kısa vadeli moral reçetesi yazılması kadar, toplam kamu dengesini düzeltecek kararları da tedavi planına eklemesi olacaktır.

***

Karar doğru olsa da zamanlaması doğru değilse beklenen sonuç alınmayabilir. Örneğin, 2005-2006 yıllarında defalarca üzerinde çalışılan "sigorta prim indirimi, genç ve kadın istihdamını teşvik" gibi kararlar, iki yıl sonra hayata geçtiğinde, dünya krizinin sarmalına giren özel sektörü umulduğu gibi rahatlatmadı. Kamu maliyesi, istihdamın önündeki engelleri kaldırma adına 5 milyar lira ek yüke katlandı ama iş dünyası değişen gündem nedeni ile hükümete teşekkür bile edemedi.
İşte size bir başka örnek:
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, kriz işsizleri meslek edindirme projesini, İş Kur'la imzalanan protokole rağmen, bürokrasi yüzünden aylardır hayata geçiremedi.

***

Dikkate değer bir diğer husus, kriz deneyimli kadroların erimesidir. Maliye Müsteşarı Hasan Basri Aktan'ın emekliliği düşündürücüdür. Bu arada piyasaların beklediği asıl kararların ötelendiği de unutulmamalıdır. Nedir o kararlar?
"2010-2012 döneminde bütçe dengelerini kuracak, vergi tabanını genişletecek, verimsiz harcamaları kısacak, yerel yönetimleri öz gelirlerine kavuşturacak, performans yönetimi ve denetimini ön plana çıkaracak mali kurallar dizisi."

***

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in gidişatın farkında olduğunu duyuyoruz.
TOBB öncülüğündeki "Kriz varsa çare de var" tarzı kampanyalar ise sadece romantik değer taşıyor. Sorunların farkında olmakla "bize bir şey olmaz" arasındaki gel gitler, görüş mesafesini daraltıyor. İster IMF'li, ister IMF'siz yenilenen ekonomik program en geç sonbaharda ortaya konmalı. Aksi takdirde yılsonunda başka şeyleri tartışırız!
BİZE ULAŞIN