OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Erdoğan'ın yolu

Pazartesi gecesi atv'de yayınlanan "Başbakan'la Gündem" programımız hayli ses getirdi. "Anayasa değişikliği çıkmazı, seçimlerin zamanlaması, 5 Mayıs 2007 Dolmabahçe Zirvesi'nin ipuçları, DTP'lilerin randevu talebine Erdoğan'ın bakışı, IMF ile ilişkilerin geleceği, siyasetin dili" farklı gazetelerde, farklı yorumlara konu oldu. Kuşkusuz programın öncesi ve sonrası da dikkate alındığında söylenecek çok şey var.
***

- Erdoğan Kriterleri: Kasım 2002'de iktidara geldiğinde AK Parti'nin, geniş toplum kesimleri ile uzlaşma niyetinde olduğu, zamanla güven sorununa dayalı kopmaların başladığı bugün daha iyi anlaşılıyor. Sanki Erdoğan, "askere, yargıya, üniversitelere, sivil toplumun değişik kanallarına" göre orta yol bulmak istemiş ancak yerleşik kalıpları kıramayıp, "niyet okuma sorunu" derinleşince kendi oyununu oynamaya karar vermiş gibi. Bu nedenle Başbakan'ın, hemen her konudaki keskin çıkışlarını benimsemesek de anlamlandırmamız mümkün. Beğenilsin beğenilmesin "Erdoğan kriterleri" ile yönetim tarzı gelişmiş durumda.
***

- Uzlaş-ma Çizgisi: Başbakan'ın, "mutlak uzlaşma" ile başlayan çizgisi, "nitelikli uzlaşma" sınırına kadar gelmişken bugün bir başka kulvara girdiği görülüyor. Demokratikleşmeyi destekleyecek, özgürlük alanını genişletecek kısmi anayasa değişikliği artık iyimser beklentilerin içinde bile yer almıyor. Başbakan'ın, "Ortada bir konsensüs yoksa kamuoyunu niçin bu tür bir konuyla meşgul edip diğer yapacağımız işleri aksatalım. Biz gerilimin tarafı olmayız" sözleri çok şey anlatıyor.
***

- Tarz Farkına Rehabilitasyon: Medeniyetler İttifakı Projesi'ne hamilik yapan Türkiye, kendi iç dinamiklerindeki korkuları, neredeyse kinle beslenen düşmanlıkları aşamıyor. Yaşam tercihleri, ayrışmayı derinleştiriyor. "Alternatif mali kurumlar, üniversiteler, hastaneler, marketler, yayınlar ve tatil beldeleri" ile pekişen bu görüntü "toplumsal öteleme hareketini" ivmelendiriyor. Bu durum, Başbakan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'ın keman ve şan dersleri aldığına ilişkin haberler kamuoyuna yansıdığında iyice belirginleşiyor. Erdoğan'ın, "Kendileri için normal karşıladıklarını bizler için anormal karşılıyorlar. Sanki uzaydan gelmiş mahluklarmış gibi" ifadesi bana göre, "yaşam tarzları uyum projesi" geliştirilmesini kaçınılmaz kılıyor. Bir diğerini tehdit unsuru görmeden, bir arada yaşama becerisinin geliştirilmesi gerekiyor.
***

- Sivil ve Asker Duruşu: Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini doğrudan etkileyen 27 Nisan 2007'deki e-muhtıranın ardından Başbakan Erdoğan'la dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt arasında 5 Mayıs 2007'de gerçekleşen Dolmabahçe buluşmasının, Türkiye'nin demokratik gelişim eksenindeki rolü az da olsa hissediliyor. Erdoğan'ın sır gibi sakladığı bu görüşmeyi, "sivil-asker ilişkileri bakımından dönüm noktası" olarak tanımlaması günümüze ışık tutuyor. Öyle ki Başbakan'la Genelkurmay Başkanı, e-bildiri ile haberleşmek yerine haftalık olağan görüşmede bir araya gelebiliyor. Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, "Sivil ve askeri liderler arasındaki güven büyük öneme sahiptir" diyor, bu ilişkiyi ülkenin özgün şartları ile ilişkilendirip, anayasal çerçeveye bağlıyor.
***

- Piyasaların IMF Kaderi: Ekonomide "gerçekçilik" anlayışının yeniden hâkim olduğu anlaşılıyor. Başbakan'ın, "Küresel krizden az etkilenen bir ülkeyiz, tamamen kurtulduk desek yanlış olur. Yıl sonuna doğru yavaş yavaş kurtulabilme umudu olan bir ülkeyiz" vurgusunu, IMF'ye yönelik son mesajıyla değerlendirme gereği doğuyor. Erdoğan'ın, "Gelir artırıcı, gider azaltıcı önlemlere varız" kararı, "IMF destekli ekonomik program" seçeneğinin masada olduğunu gösteriyor.
BİZE ULAŞIN