OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Fakirleşme tablosu

Türkiye, demokrasi kavgası ile ekmek kavgasını aynı anda veren ülke konumunda. Özellikle 2007'de, devletteki güçler dengesinin halkın iradesi ile uyumlu biçimde kurgulanması adına başlayan süreç sancılı bir dönemin de habercisi oldu. Eğer düşmanlık tohumları ekilmeden yol alınabilirse orta-uzun vadeli gelecek adına umut veren siyasi gelişmeler de var, kısa vadeli perspektifte ise ekonomik açıdan kayıplar...
Kuşkusuz birinci sınıf demokrasi olmadan refah toplumu kurulamaz. Ama birinci sınıf ekonomi olmadan da demokratik kazanımlar korunamaz. 2007'de cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimi atlatan bu ülke, 2008'e umutla girmeyi beklerken "demokratik travma" yaşadı. İktidar partisinin kapatılması istemi ile açılan dava, 2008'in üçte ikisini eritti. Tam, "anayasal uyarı ile iktidar partisi yola devam edecek" denildiği sırada, gerçekçi teşhis konulamayan küresel ekonomik kriz Türkiye'yi de vurdu. Burada kritik nokta şu:
"Demokrasinin bedeli fakirleşmeye dönüşmemeli" veya "Silahlı Kuvvetlere yöneltilen eleştiriler özgürlüğün bedeli gibi sunulmamalı."
Yukarıdaki değerlendirmelerin temelinde yatan gerçek, siyasi tartışmaların ivme kazandığı yıllarda, dış ekonomik şartlar da yardım etmiyorsa, halkın zenginleşme hayallerinin suya düşmesidir. Bunun için "darbe mi, demokrasi mi?" ikilemine girmeden sadece rakamların somut mesajlarına bakmak yeterli.

Nereye gitti 2.500 dolar?

Eğer işler yolunda gitseydi, 2008'de kişi başına milli gelir 11.228 dolar olacaktı. Ancak, iktidar partisinin kapatılması riski ile ipotek altına alınan gündem, toplumsal korkuları tetikleyince, ekonomi de umulan ölçüde büyümeyince kişi başına milli gelir 10 bin 436'da kaldı. Sadece 2008'deki hesaplaşmanın bedeli kişi başına 792 dolar oldu.
Gelelim 2009'a... Yıla girilirken vaat edilen kişi başına gelir 10 bin 936 dolardı. Bu tutar, 2008'deki siyasi ve ekonomik sorunlar nedeni ile 500 dolar eriyip 10.436 dolara inmişti. Nisan 2009'da açıklanan Katılım Öncesi Ekonomik Program'daki senaryo, 10 bin 436 dolar yerine 8 bin 936 dolar civarında kişi başına milli gelire işaret ediyordu. Hazırlığı süren Orta Vadeli Mali Program'da ise bu miktarın 8.736 doların altına inmesi sürpriz olmayacak.
Özetle, devletin zirvesinin demokratik kaliteyi yükseltme kararlılığı, askerin yıpratılmadan demokratik sınırlarda tutulması çabası, dünyanın krizi ile birleşti. Son iki yılda Türk halkı 3.750 TL'den oldu.

İkna edici program gereği
Yılın kalan dönemi sınırlı büyümeyi gösterse de, yukarıdaki tablonun ışığında reel durumun tercümesi resmi dokümanlara göre şöyle:
Nisan ayında (-) 3.6 olarak açıklanan 2009 yılı ekonomik büyümesinin daha doğrusu küçülmenin yüzde 6'yı bulması söz konusu. Kötümserler yüzde 9-10 arasında daralma tahmin ediyor.
Büyüme hızının beklenenden fazla yavaşlaması merkezi yönetim gelir bütçesinin performansını olumsuz etkiliyor. Sosyal güvenlik primlerinin gerilemesine yol açıyor, aradaki fark borçlanma ile karşılanıyor.
Küresel kriz ortamında özelleştirme gelirlerinin azalması, borçlanma baskısını artırıyor.
Sadece Nisan-Haziran dönemindeki tahmin sapması nedeni ile stoklara ilave 15 milyar lira borç yükü biniyor. Yıllık bazda ilave borçlanmanın 50 milyar lirayı aşması bekleniyor.
Hazine geri ödeme ve yatırım garantileri kapsamındaki yükümlülüklerin üstlenilmesi olasılığı bütçe dengelerinin görünümü bozuyor.
İşte bu ve benzeri faktörler gözetilerek Türkiye'nin "kendine özgü" bir programı ortaya koyup, çıkış stratejisini iç ve dış kamuoyu ile paylaşması için takvim sıkışıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN