OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Referandum göze alınabilir mi?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, askere sivil yargı yolunu açan yasayı onaylamasının ardından, siyasetin geleceğini temelden etkileyecek bir süreç başladı. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, dün yaptığımız görüşmede "Bu yasayı siyasi alana çekmemek lazım. Yasayı güncel olaylarla ilişkilendirip sonuç çıkarmak doğru olmaz" dese de durum tam olarak öyle değil. Zira, Türk hukuk sisteminde "yasaları şartlı onay" müessesesi bulunmuyor. Perşembe gününden itibaren yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte, iddia olunan Ergenekon Terör Örgütü kapsamındaki soruşturma ve davayla bağlantılı sarsıcı gelişmeler yaşanmasına engel bir durum yok. Sanıklar, zanlılar ve şüphelilerle ilişkiler, eldeki bilgi, belge ve dahi emareler üzerinden yeni bir dalga başlatılması hukuken mümkündür. Belki de bu nedenle Cumhurbaşkanı Gül, onayına eklediği yazıda "ivedi ek düzenleme" gereğini temenni etmiştir. Acaba "ivedilik" vurgusu, TSK komuta kademesindeki hâkim kaygılar, hayatın gerçeğine dönüşmeden önlem alınması zorunluluğunu mu vurgulamaktadır?

***

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesinde karşılığını bulan suçlar bakımından da uzun ince bir yola çıkılmıştır. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı darbe girişiminde bulunanların üniformalı olup olmadığına bakılmaksızın sivil mahkemede yargılanması kadar, halen devam etmekte olan davadaki aktörlerin temyiz makamı olarak başvuracağı Yargıtay'ın bugünden oluşturduğu içtihatla da bağlantılıdır. Yasa eğer Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmezse, "askeri mahalde, asker kişi suç işlemiştir, askeri mahkemede yargılanmalıdır" hükmü verilemeyecektir. Bu nedenle, kamuoyunda hâlâ tartışılan yasanın iptali istemi, devam etmekte olan Ergenekon Davası'nı, en azından bazı şahsiyetleri yakından ilgilendirmektedir.
Ancak yasanın, CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşınacağı görülmektedir. Yüksek Mahkeme yasayı iptal kararı verirse, kulislerde konuşulan muhtelif senaryolar akla gelmektedir. Ankara'da itibar gören versiyon şudur:
"Silivri'de görülmekte olan davanın emekli ve muvazzaf simalarının, asker kişi olmaları, iddia edilen suçun askeri mahalde işlenmiş olması gibi gerekçeler yaratılarak, temyiz aşamasından sonra askeri mahkemeye çıkarılmaları ihtimal dahilindedir. Bu tezin sahipleri Şemdinli Davası'nda alınan kararı örnek göstermekte, suç mahalli, suç işlediği ileri sürülenlerin kimliği dolayısıyla farklı yargılama usulüne tabi olunduğunu hatırlatmaktalar. Böylece, Silivri'den ne karar çıkarsa çıksın emekli orgeneraller için askeri mahkemeye doğru kapı aralanacağı, burada olayın bir şekilde hal yoluna konulacağı savunulmaktadır!"
Yasanın iptali halinde iktidar partisi de siyaseten yıpratılacaktır. Çünkü, o andan itibaren elindeki tek enstrüman, askeri mahkemeleri ve askerlerin yargılanmasını düzenleyen Anayasa'nın 145. maddesindeki çerçeveyi değiştirmek, belki de referandumu göze almak olacaktır. Bu arada takvimin de ilerlediği dikkate alındığında seçimlere iki yıldan az bir süre kalmışken referanduma gidilmesi hem gerçekçi değildir hem de umulmadık siyasi sonuçlara açıktır. Öyle ki erken seçim senaryoları dahi raftan indirilecektir.

***

Yazıya Başbakan Yardımcısı Çiçek'le başladık, onunla bitirelim. Çiçek, Türkiye'deki "imtiyazlara" işaret etti ve bizim de katıldığımız şu öneriyi getirdi:
"Havaalanları VIP salonlarındaki listeye bir bakalım. Orada ne kadar sıfat varsa o kadar da ayrı yargılama usulü var. Türkiye'de, tüm imtiyazları gözden geçirmeli. Madem AB'ye tam üyeliği hedefliyoruz, AB'de milletvekiline, hâkime, büyükelçiye, valiye verilen güvence ne ise onu sağlayalım. Hukuk devletinde teminat bizzat hukukun kendisidir. Hukuk, sıfatlardan önce gelir."
BİZE ULAŞIN