OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Terörün amansız talebi!

Vesayet demokrasisinden sivil demokrasiye geçişin sancılarını yaşayan Türkiye, terör ve ekonomi gündemini de ıskalamadan yoluna devam etmek zorunda. Bu nedenle kurumlar arası uyum hayati önemde. Geleceğe atılan kin tohumları ise endişe verici...
Halihazırda ekonomide, üç yıllık perspektif için IMF ile çalışılıyor. Sessiz ve derinden gelir artırıcı dolaylı vergilerle mesafe alınıyor.
Terör dosyası da, DTP-PKK eksenindeki açıklamalarla güncelliğini koruyordu.
Nihayet dün Başbakanlık'ta yapılan güvenlik ağırlıklı toplantı, asker-sivil fırtınası içinde bize şu gerçekleri bir kez daha hatırlattı:
PKK terör örgütünün kirli yüzünü AB'ye yeterince anlatabiliyor muyuz? Örneğin, "PKK, benim askerimi-polisimi öldürüyor ama ticaretini yaptığı uyuşturucu da senin çocuklarını öldürüyor" diyebiliyor muyuz?
Peki, PKK'nın uyuşturucu gelirinin miktarı biliniyor mu? Hayır. Elde ne var? Sadece tahmin. Peki, AB'deki muhataplarımız bunu tatmin edici buluyor mu? Cevap yine hayır.
25 yıldır terörle mücadele eden Türkiye'nin, PKK'nın içyüzünü gösteren belge değeri olan yayını var mı? Hayır. Böyle bir kitapçığın hangi kurumdan isteneceği belli mi? Hayır. Bu amaçla Dışişleri Bakanlığı yeni yeni devrede.
Gelelim madalyonun öbür yüzüne...
Terörle mücadeleyi uluslararası boyutta çoğu zaman kurumsal değil de kişisel düzeyde sürdürmüyor muyuz? İşte size en canlı örnek. Bir süre önce İsviçre Adalet Bakanı Ankara'da idi. İsviçre tarafı, terör örgütü listesi hazırlamadıklarını, bu yöndeki kararların örgütleri yeraltına ittiğini söyledi, "Lakin örgüt mensuplarını izliyoruz" demekle yetindi. Oysa, ABD'nin girişimi ile 11 Eylül'den sonra El Kaide, İsviçre'de terör örgütü ilan edilmişti. Bu ayrıntı bir bakan tarafından hatırlatılınca, çifte standart ortaya çıktı.
Ve bam teli...
Irak'ın kuzeyindeki terör örgütü lider kadrosu bir kuzey Avrupa ülkesine gönderildi diyelim. Bölgedekiler de silah bırakıp günlük hayata karıştı. Sonrasına ne kadar hazırlıklıyız? Daha önce, "Terör var, kan dökülüyor denildiğinde" Türkiye'ye iyi kötü hak veren AB tarafı şimdi, "Bakın şiddet ortamı sona erdi. Gelin ileri adımlar atın" dediğinde ne yapılacak? Türkiye'nin bir bölgesinde özerk yönetim kurulmasına, ayrı bayrak dikilmesine, ayrı parlamento oluşturulmasına, devletin resmi dili dışında ikinci bir dille eğitim verilip, yazışma yapılmasına "Evet" denilebilir mi? Hayır. Bu yüzden, Kürt sorunu ile terör sorunu arasına kalın çizgiler çekilirken, devletin vazgeçilmezlerini de her zeminde, her vesile ile netleştirme gereği var.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN