OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Org. Başbuğ analizi

Yeniden ivme kazanan Kürt açılımı ve yaklaşan Yüksek Askeri Şûra Toplantısı ışığında "askerin yol haritası" na bakmakta fayda var. Kuşkusuz bu fotoğrafın ana aktörü Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ... Bu sıralar Org. Başbuğ için sarkaç misali iki uçta gidip gelen yorumlara tanık oluyoruz. Bir kanat, "klasik asker" diğer taraf "demokrat asker" eksenini gösteriyor.
***

Türkiye'nin, "darbe hafızası" nın silinmesi yolunda atılan hukuki adımlara karşın Org. Başbuğ için, "Askeri geleneğin temsilcisi ama elini tutan nedenler söz konusu" diyenler, şu örnekleri veriyor:
1-
Org. Başbuğ, Genelkurmay Başkanı olduktan kısa bir süre sonra, (o sırada) Kandıra Cezaevi'nde tutuklu bulunan emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'u ziyaret etmesi için Kocaeli Garnizon Komutanı Korg. Galip Mendi'yi görevlendirdi. "Silah arkadaşlığı, vefa borcu" gerekçesi ile izah edilse de bu sinyal, Ergenekon soruşturmasını etkileme girişimi gibi algılandı. Bir bakıma Org. Başbuğ, askeri tabandaki rahatsızlığı giderme kaygısı ile demokrasiye bağlılık iradesi arasında kaldı.
2- Poyrazköy kazılarından sonra düzenlediği basın toplantısına "kullanılmış law"la gelmesi, soruşturma kapsamındaki silah ve mühimmatın TSK'ya ait olmadığını açıklaması, "aceleci aklama çabası"nın dışavurumu olarak yorumlandı. Ki daha sonra bazı mühimmatın MKE tarafından TSK birliklerine teslim edildiği de belgelendi.
3- Emekli generallerin, Kandıra- Silivri güzergâhındaki yolculuklarının GATA'da sonuçlanması, sağlık sebebi ile tahliyeler yaşanması "askeri ağırlık" izlenimi verdi.
4- Genelkurmay Harekât Başkanlığı emrinde görevli Kur. Alb. Dursun Çiçek'e yönelik suçlama ve belge tanzimi iddiaları karşısında takınılan tutum, "Başbuğ'un, karargâhı mutlak savunma" güdüsüne bağlandı. Org. Başbuğ'a sempati duyanlar bile Paşa'nın, "Emrimde olup da yanlış yapan varsa cezasını ben veririm" mealindeki çıkışını yeterli bulmadı ve bu kuşkulu işin sivil yargıya bırakılması gerektiğini düşündü.
Öte yandan...
Genelkurmay Başkanı'nı, "demokrat komutan" olarak görenler şu karşı tezleri sıralıyor:
1- Emekli orgenerallerin cezaevinde ziyaret edilmesi emri, göreve yeni başlayan komutanın, "askeri, sivil demokrasinin sınırlarına çekme projesi" için zaman ve zemin kazanmaya dönük stratejik yatıştırma tercihiydi.
2- Org. Başbuğ'un bir dönem alt kadrosunda çalıştığı komutanların gözaltına alınması, o anda Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin gözetilmesi dönüm noktasıdır. Zira istenseydi, "Asker kişi, askeri mahal" mazereti yaratılarak bu sorgulamaların askeri savcılıkta yapılması sağlanabilirdi. Ama Genelkurmay, hukuk devleti ilkelerine açıkça aykırı düşebilecek bir yöne sapmadı.
3- Emekli generallerin, bir süre GATA'da yatması,
adliye-hastane aşamasındaki sevkler, sivil otoritelerce verilmiş kararlardı. Bunların, Genelkurmay'ca organize edildiğini ileri sürmek haksızlık olur.
4-
Albay Dursun Çiçek vakasına gelince... Org. Başbuğ'un, "TSK'da, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşüncenin içinde olan, davranışlarda bulunan personel barınamaz" teminatı yeterli sayılmalı.
***

Yukarıdaki verilerin ışığında şunları söylemek mümkündür:
1- TSK'nın şahin kadroları geçmişte, medya ve sivil toplum üzerinden kimlere karşı asimetrik psikolojik harekât yürütmüşse, bugün de etki-tepki ilişkisi çerçevesinde o kesimler karşı harekât yürütüyor olabilir.
2- Asimetrik psikolojik harekât,
vesayet demokrasisinden, sivil demokratik devlete geçişle ilişkilendirilmekte ve toplumsal taraftar bulmaktadır.
3- TSK'nın, terörle mücadele ve ulusal güvenlikle ilgili hayati rolünü, bölgesel çıkarlarının önünde engel gören kimi uluslararası aktörler mevcuttur. Bu çevrelerin yazdığı gizli planların, ülke içindeki demokratik arınma hareketi ile birleştirilmek istenmesi milli güvenlik açısından rahatsız edicidir.
4- TSK ve askeri yargı AB dönüşüm sürecine, sivil demokratik devletin giderek keskinleşen taleplerine uyum sağlamakta geç kalmıştır. Tepkisel hareketler yerine proaktif davranmak doğru olanıdır.
BİZE ULAŞIN