OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Ertelenen ev ödevleri

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın, ekonomi yönetimine dönmesi hem bürokrasiye hem de sivil toplum örgütlerine hareket getirdi. Babacan'ın, alışılmış "kapalı devre" tarzı sürse de yeni ekonomik programı yazarken oluşturduğu "istişare mekanizması" son derece yerindedir. Bu süreci iş adamlarıyla sınırlamayıp işçi, esnaf, çifti kesimi ve üniversiteleri de sisteme katması, ileride yaşanabilecek defansif tavırların aşılması açısından önemlidir. Bölgesel ekonomik toplantılara da başlanması "doğru örneklerin" devam ettirildiğini göstermesi bakımından anlamlıdır. Örneğin, Kalkınma Ajansları'na dönemin başbakan yardımcısı Abdüllatif Şener'in, GAP Eylem Planı'na ise Nazım Ekren'in büyük emeği geçmiştir.
Öte yandan Babacan'ın, "Kriz sonrası çıkış planını hazırlıyoruz" vurgusu dikkate değerdir. Zira Türkiye, depremin her türlüsünü yaşamış ve kayıplar vermiş bir ülkedir. 17 Ağustos 1999'da kaybedilen canlara, 2001 krizinde intiharlar eklenmiştir. Ağır bedeller ödenerek yapılandırılan bankacılık sektörü ve etkili kamu gözetimi sayesinde küresel mali sorunlar finans alanına teğet geçmiştir. Ağır yaralı olan reel sektördür. Çıkış stratejisinin ağırlık merkezini de özel sektör oluşturmak zorundadır. Yeni ekonomik şartlara uyum sağlanması için gerekenler bellidir ancak reçetenin uygulanabilirliği soru işareti taşımaktadır. Geniş toplumsal uzlaşma sağlanamazsa, örtülü muhalefet siyasetin işini zorlaştıracaktır. Üstelik hükümetin önünde uzun bir zaman da yoktur. Şunun şurasında seçime iki yıldan az süre kalmıştır.

Sancılı kararlar

Peki yapılacak olanlar nelerdir? Aslında çok açık. Önceki programlarda dokunulmayanlar ile şöyle kıyısından köşesinden geçilen pek çok reformist düzenleme.
KOBİ'ler, küçük aile şirketi kimliği, yer yer kayıtdışı çalışma esnekliği ile artık mesafe alacak halde değildir. Bu yüzden, bilançoların şeffaf hale getirilmesi ve kurumsallaşma kaçınılmazdır. Vergi ve benzeri desteklerle, KOBİ'lerin kayıtlı ekonomiye geçişin motoru olması temin edilebilir.
İstihdam piyasası da neşter istemektedir. Adına esnek çalışma denilen, taşeronlaşmayı da aynı gün içinde birden çok iş yerinde kısmi çalışmayı da içeren model bir şekilde gündeme gelecektir. Kıdem tazminatı da fon veya benzeri yöntemle çözüm olarak sendikaların önüne gelecektir. Ancak yüksek oranlı işsizlik şimdilik bu operasyonu erteletmektedir.
Enerji sektöründe rekabetçi ortam daha da keskinleşecektir. Sanayi elektriği nispeten ucuz olacaktır, konutlarda kullanılan elektriğe zam kapıdadır. Ayrıca yıllık maliyeti 600 milyon lirayı geçen şehir içi aydınlatmanın bedeli de vatandaşın elektrik faturasına yansıtılacaktır.
Yerel yönetimler de merkezi yönetim bütçesine yaslanmak yerine öz gelirlerine yönelecektir. İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanunu'nu bekletilemeyecektir. Kent Vergisi günlük hayatın parçası sayılacaktır.
KİT sistemi de elden geçirilecektir. Elde kalan kamu şirketleri bütçeye yük getirmeyecek şekilde, otomatik fiyat ayarlamaları yapacaktır.
Sosyal güvenliğin sağlık ayağı aksamaktadır. Aile Hekimliği, bekleneni veremeyip askıya alınmıştır. İlaç tüketimi, hekime gitme sıklığı, tahlil sayısı ve içeriği sınırlanacak, katkı payları maliyetin hatırı sayılır bölümünü karşılayacaktır.
Bütçe dengelerinin yeniden kurulması, dolaylı vergilere bağlıdır. Kriz darbesi yemiş kayıtlı mükellefin üstüne gitme şansı yoktur. Para ve mal hareketleri izlenerek gizlenen servetler vergilendirilecektir. Sigara, alkollü içkiler, akaryakıt ürünleri, doğalgaz zamları zamanlamayı beklemektedir. Harçlara, motorlu taşıtlardan alınan vergilere bir kez daha yüklenilmesi şaşırtıcı gelmeyecektir.
Memur maaşları ile emekli aylıklarına 2010 yılında yapılacak düzeltme ve güncel asgari ücret, hedef enflasyonu aşmayacaktır. En düşük dereceli memurun maaşındaki iyileştirme 10 ekmek parasını geçmedi diye yakınmalar duyulacaktır.
Ve bam teli. Bütün bu kararlar için illa IMF'ye gerek yoktur. Lakin, zorlu icraatların az sancıyla atlatılması, IMF'nin ek kredibilite katkısını ve dış krediyi gerektirmektedir.
BİZE ULAŞIN