OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

IMF ile anlaşma şartı

IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarının gerçekleşeceği 6-7 Ekim 2009 tarihi, Türkiye için iki açıdan tarihi önem taşıyor.
Öncelikle, küresel krizden çıkış stratejisi İstanbul'da netleşecek.
İkinci olarak, IMF ile muhtemel yeni ekonomik program üzerindeki mutabakat şekillenecek.
Ankara'da, IMF destekli ekonomik program üzerindeki çalışmalar sessiz ve derinden sürüyor.
Bir yanda "IMF seçeneği" diğer yanda IMF'siz uygulanabilecek "Orta Vadeli Program" var. Ekonomi yönetimi, IMF ile ilişkilerin geleceğine ise eskisinden farklı pencereden bakıyor.
Zira küresel risk iştahının açılması, Merkez Bankası bilançosunun net-hata noksan kaleminde görülen döviz varlığı, bankacılık sektörünün sağlam sermaye yapısı sayesinde IMF'nin finansal kaldıraç etkisine acil ihtiyaç duyulmadığı belirtiliyor.
Hatta hükümet, IMF olmadan da kredibilitesi yüksek ekonomik program açıklanabileceği fikrine de uzak durmuyor.
Lakin, en geç 2011 baharında yapılacak genel seçim şartlarında programın sürdürülebilirliğine piyasaları ikna etme güçlüğü hissediliyor.
Ve son husus, büyüme.
2009'da yüzde 6'yı bulması beklenen ekonomik küçülmeyi takiben gelecek büyüme ortamının iktidara seçim kaybettirmeyeceği, Türkiye deneyiminin bu durumu teyit ettiği savunuluyor.
Bu denkleme, ekonomi dışı bir faktör de ekleniyor. Kürt sorununun çözümü ekseninde ABD'nin rolü ve IMF üzerindeki nüfuzu. Bir başka ifade ile "Bugün hız kazanan demokratik açılım çabası, ABD'nin 2011'de askeri güçlerini Irak'tan çekme planı ve stratejik hedefleri ile örtüşüyor. Bu hassas bağlantı, ABD'nin istikrarlı Türkiye ekonomisi isteği ile birleştirilince IMF'nin katkısı da doğal sonuç haline geliyor."

Pazarlık konuları

IMF ile Türkiye arasındaki görüşmeler, "mali uyum"da düğümleniyor. IMF'nin 2012'ye kadar düzeltme istediği üç gösterge var:
1-
Borç/GSYİH oranında iyileşme olmalı. Borç stoku yeniden düşüş eğilimine girmeli.
2- Türkiye ekonomisi üç yıl içinde faiz dışı fazla üretebilmeli.
3- Bütçe açığını azaltan mali önlemlere bu yıl başlanmalı.
IMF isteklerine karşın, Ankara'daki hesaplardan şu hava yansıyor:
1-
Borç/GSYİH oranı 2012 sonunda artış eğiliminden kurtulur ama hızlı düşüşe geçmez, bir süre yatay seyreder.
2- Bütçe, 2012 sonunda faiz dışı fazla vermez ancak başa boş noktasını yakalar.
3- Mali düzeltme önlemleri küresel krizin etkisindeki ekonominin çıkışını frenleyecek çapta olamaz. 2010'da ekonomi büyümeye başladığında zaten gelir performansı iyileşeceği için bütçe açığı da otomatik olarak gerileyecektir. Güncel veriler ışığında görünen tablo ise şöyle:
1- IMF, üç yıllık programa daha toleranslı yaklaşabilir.
2- Hükümet, katı Stand By yerine, IMF destekli esnek programa 'evet' diyebilir.
3- IMF ise tüm ağırlığını yapısal reformlara verecektir. Ki bunların büyük bölümü ertelenen vaatlerden oluşuyor. Gelir İdaresi'nin denetim kadrosunun takviyesi. Risk odaklı denetim modelinin etkinleştirilmesi. Harcamalardan hareketle gelir sorgulaması yapılabilmesi. Vergi ve sigorta primi tahsilatının birlikte gerçekleştirilmesi. KİT'lerde yönetişim sisteminin kurulması. Sağlık harcamalarında israfı önleyecek bilgi tabanının işletilmesi. Yerel yönetimlerin öz gelir kaynaklarına kavuşması ve bütçe desteğinin kademeli olarak azaltılması vb.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN