OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Baykal'ın beklediği mektup

Demokratik açılım sürecinin kritik virajı, AK Parti ile CHP arasındaki "mektup diplomasisinden" sonra geçilecek. Daha doğrusu Başbakan Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal arasındaki yazışmanın seyrine göre, açılımın yol haritası masaya serilecek.
Peki, Baykal'ın dün itibariyle postadan çıkmadığını söylediği mektuba ilişkin beklentileri neler? Bir başka ifade ile Erdoğan nasıl bir mektup kaleme alırsa Baykal'la buluşma, demokrasiye yeni ufuklar açma şansı doğacak?

***

Önce Başbakan'ın güncel yaklaşımını anımsatmakta yarar var. Erdoğan, 3 Ekim günü AK Parti Kongresi'nde CHP'ye çağrısını yinelerken, umduğunu bulamazsa izleyeceği stratejinin ipuçlarını verdi.
Dedi ki...
"İki aydır İçişleri Bakanımız bütün sivil toplum örgütleriyle, siyasi partilerle, düşünce gruplarıyla, medya temsilcileriyle, akademisyenlerle, bu konuda söyleyecek bir şeyi olan kim varsa görüşmeler yaptı, yapıyor. Şu anda havuzda bir şeyler birikti... Süreci, parlamentoda milletimizin vekilleriyle müzakere edeceğiz. Sonra, bütün Türkiye'yi dolaşmaya başlayacağız.
MHP ret cevabı verdiği için gerek yok. CHP yazılı cevap vermediği için Kongre'den sonra ben kendilerinden bir yazılı davet isteyeceğim. Verirler veya vermezler. Vermeleri halinde gideceğim konuşacağım. Konuştuktan sonra ona göre yolumuza devam edeceğiz."
***

Gelelim, Baykal cephesindeki son duruma... CHP Genel Başkanı, önceki gün Meclis bahçesindeki sohbette konuyu açtığımda, "Randevu talebine ilişkin mektupta ne olmalı?" diye kendisi sordu ve yanıtladı:
"Anaların gözyaşı dinsin, kan dökülmesin tarzı klasik ifadeler kullanılıp, 'gelin görüşelim' denirse bu olmaz. Herkes gözyaşı ve kan dinsin istiyor. Önemli olan hangi yöntemle kan ve gözyaşının durdurulacağı. Bu nedenle mektupta şöyle denilebilir: Sayın Baykal, Türkiye'nin en önemli sorununun çözümü yolunda bir adım attık. Görüş ve önerileri aldık. Bu çerçevede parlamento zemininde atmayı düşündüğümüz somut adımları sizinle de paylaşmak ve katkınızı almak istiyoruz."
Baykal, bu giriş cümlesinden sonra hükümetin planladığı idari ve yasal değişikliklerin, kısa-orta ve uzun vadeli adımların ana hatlarıyla sıralanması gerektiğini de vurguladı. "Merak etmesinler devlet sırrı niteliğinde bilgiler varsa kamuoyu ile paylaşmam. O görüşme ve mektubun içeriği bizim arşivimizde sır olarak saklanır" dedi.
Baykal, (kendi deyişiyle) klişe sözlerden ibaret bir randevu mektubu gelmesi halinde, görüşmeyi yararlı kılacak esasları içeren cevabi bir yazıyı Başbakan'a göndereceğini, mektubun adrese ulaştığından emin olduktan sonra kamuoyunu bilgilendireceğini kaydetti.
***

Baykal, "Başbakan, CHP'nin 1989'da hazırladığı Güneydoğu Raporu'na atıfta bulunuyor. Bu rapor, karşılıklı görüşmenin zeminini oluşturamaz mı?" soruma ise şu yanıtı verdi:
"Bir rapordur tutturdular. Yepyeni bir şey keşfedilmiş gibi hava yaratıyorlar. O rapora dün olduğu gibi bugün de sahip çıkıyoruz. İçindeki öneriler bireysel özgürlükle, kimliklerin, kültürlerin özgürce yaşanıp, ifade edilmesi ile ilgili. Ancak, devlet kimlik işine karışmamalı, kaşımamalı. Örneğin, o raporda Kürtçe yayın yapılması öneriliyor ama bunun devlet eliyle yapılmasına karşıyız. Bugün TRT 6 yarı resmi TV gibi algılanıyor ve etkinliği azaldı. Siz devlet olarak gerekli maddi ve teknik desteği verin, insanlar yayınlarını yapsınlar."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN