OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Öğretilmiş çaresizlik

Geçenlerde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'le sohbet ediyorduk. Gündem, açılımda gelinen son nokta idi. Odadaki psikiyatrist konuk, geniş kitleleri esir almakta olan duyguyla ilgili çarpıcı bir teşhiste bulundu...
Kuşkusuz farklı versiyonları var. Ama olayı anlatmak için fil örneği sanırım yeterli...
"Hindistan'da fil yetiştiricileri, onları küçükken kalın bir zincirle kazığa bağlarmış. Küçük fil önceleri zincirlerinden kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır ama özgürlüğüne kavuşamazmış. Zira yavru filin zinciri koparabilmesi mümkün değilmiş. Yıllar geçip fil, iri cüssesiyle zincirlerinden kurtulabilecek güce eriştiğinde ise bu yönde çaba göstermezmiş. Çünkü o, özgür olamayacağına şartlanmıştır. Artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıymış."
Buna, psikolojide "öğretilmiş çaresizlik" deniyor. Demokratik açılım sürecinde özelde DTP'nin genelde Türkiye'nin düşürülmek istendiği durum da bu.

***

Açılımın ilk günlerinde DTP'den beklenen, terör örgütü PKK ile arasına bir çizgi çekmesi idi. Ancak Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek' in benzetmesi ile "DTP çok başlı, çok etkiye açık" kimlikte. Bu yüzden DTP'li vekiller yeni duruma uyum sağlamakta hayli zorlandı. Açılıma inananlar kadar, "devletin oyunu" olarak nitelendirenler de oldu. PKK'sız mesafe alınamayacağına ilişkin inanç, "öğrenilmiş çaresizlik" olarak dışa vurdu. Öcalan'ın yerleştirdiği çaresizlik hissi, PKK'nın ipoteğinden kurtulmayı zorlaştırdı. Kayıtsız şartsız itaat edenler biliniyordu da arayış içindeki vekiller de İmralı'nın güç gösterisi karşısında pes etti. Böylece, terör örgütünün tasfiye edildiği, kan dökmemiş kadroların yeni bir isimle demokratik zeminde ülke bütünlüğü içinde siyaset yapması şansı kullanılamadı. Habur'daki talihsiz manzara, eve dönüşün istismarı, İzmir'deki tehlikeli karşılaşma, Reşadiye'deki kanlı pusu, açılım sürecini neredeyse tıkanma noktasına getirdi. Bu filmi defalarca görmüş ve teslim olmuş kadrolarda "çaresizlik" hâkimiyet kurdu.
***

Sağduyulu Türk halkı demokratik açılımın, milli birliği pekiştirecek yönüne ilk günlerde prim verdi. Bugün, "ihtiyatlı bekleyiş" aşamasına geçti. Çatışma kültürüyle büyüyüp, zorba devlet karakteri ile sindirilmiş olanlar, "Bu işten bir şey çıkmaz" diye daha baştan karşı cepheyi tahkim etti. Bölünme korkusunu pompalayanlar ile etnik kimliği reddedenler de cepheyi genişletti. Ve maalesef DTP'nin kapatılması ile tırmandırılan toplumsal olaylar, "Biz uyarmamış mıydık?" diyenleri cesaretlendirdi.
Bir yanda "İnadına açılım" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan ve ekibi, diğer yanda "Açılım etnik bölünmeyi getirir, kardeş kavgasını körükler" tezini işleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Lideri Devlet Bahçeli.
Arada bir yerde ise kıblesini arayan Kürt kökenli siyasi hareket.
Nihayet, terör olayları arttıkça, asayiş sorunu yaşandıkça daralan sivil siyaset, yeniden inisiyatif alan askeri yaklaşım...
Tüm bu gelişmeleri, semboller, sloganlar üzerinden yorumlamaya yatkın, anlık tepki veren milyonlar.
***

Bundan sonrasına gelince...
- Açılımın fitilini ateşleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, sürece nasıl müdahil olacağı, tansiyonu düşürme reçetesi yazıp yazamayacağı hassas nokta.
- Başbakan Erdoğan'ın, "Birinci etabını 2010 baharında tamamlayacağız ve durum değerlendirmesi yapacağız" dediği yoğun bakımdaki açılımı nasıl canlandıracağı, çatışma riskini bertaraf etmek için ne yapacağı da kritik bir diğer nokta.
- CHP'nin, "siyaset üstü yaklaşımla" devlet meselesine samimi katkı verip vermeyeceği hâlâ önemli.
- MHP'nin, söylemi gerilim yaratsa da eylemden uzak duran tarzı hayati. Tabii hem CHP hem de MHP'nin neden Doğu ve Güneydoğu siyasetinde yeterince yer alamadıklarına ilişkin özeleştirisi de gerekli.
- DTP'lilerin, Meclis çatısı altında siyasete devam edip etmeyeceği, Öcalan'ın tahliyesine endeksli, bölgesel özerklik içerikli taleplerini terör gölgesinde ısrarla savunup savunmayacağı ise psikolojik eşik.
- TOBB, TÜSİAD başta olmak üzere bir süredir "kısa yazılı açıklamalar" ile yetinen sivil toplum kuruluşlarının, karamsarlık bulutlarının dağılması için ülke genelinde üstleneceği sorumluluk da gösterge niteliğinde.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.