OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Başsavcı ne dedi?

Türkiye siyaseti "ürkek-erkek" tartışmasını geçmişte çok yaşadı. Söyleyecek sözü olmayan, çözüm üretmeyen siyasiler, işi gelip cinsiyet üstünlüğüne, bilek gücüne kadar vardırdı. Ve bir süre sonra siyasi mezarlıktaki yerlerini aldı.
Dün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın son dakika sürprizi niteliğindeki açıklamalarını dinlerken gaza gelen, gaz veren "erkek" çıkış değil, kendince makul fikirlerini paylaşan, milletin sağduyusuna hitap eden "kontrollü ifadeler" gördük. Bahsettiğimiz Cumhuriyetin Başsavcısı'nın değil, mesajının "serçe misali" ürkekliği.
Peki Başsavcı niye sahne aldı? Öyle ya Anayasa'nın 10 ve 42. maddelerinde değişiklik yapılmadan önce yazılı bildirimle uyarıda bulunmuş, arkasından kapatma davasını açıvermişti. Sanırım Başsavcı, Yargıtay'da günlerdir devam eden anayasa paketi analizinden güçlü ses çıkmayıp, sadece Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ve HSYK Başkanvekili Kadir Özbek üzerinden yürüyen, parçalı tartışmayı yeterli görmedi ve anayasa girişimine bütüncül bir yaklaşımla yanıt vermek istedi. Kuşkusuz, basın toplantısı haberi duyulur duyulmaz heyecanlı telefon trafiği de başladı. AK Partililer dahil herkes "Ne oluyor?" sorusunu sordu. Bu soruya bizim bulduğumuz yanıtlar ise şöyle:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın, durumdan vazife çıkararak, medya önünde sahne alması, yasalarla tanımlı göreviyle örtüşmemekle birlikte, makamının genetik sorumluluk kodları ile uyumlu gibiydi.
2- Başsavcı, "Laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği iddiasıyla ceza almış bir parti anayasa değişikliğine soyunamaz" demedi.
3- Başsavcı açıkça, "anayasa değişikliği, anayasaya aykırıdır" tezini işlemedi ama ima etti.
4- Anayasayı değiştirme iradesi sergileyen iktidar partisine güçlü şekilde, "kapatma davası" hissettirmedi. 5- "Yüksek yargı, HSYK'da ağırlığını korusun. Hâkim ve savcıları atasın. Yargı kendi iç dünyasıyla baş başa kalsın" arzusunu yansıttı.
6- HSYK'dan, Adalet Bakanı ve Müsteşarı'nın çıkmasını isterken, bugünkü duruma ilişkin mesleki açıdan özeleştiri yapamadı.
7- Kürsüdeki hâkim ve savcılardan HSYK'ya 10 üye seçilmesini yadırgayıp, "adayların siyasi görüşü ön plana çıkar" kaygısını yansıttı. Buna karşın yüksek yargıda ideolojik duruş esas alınıp yapılan cari seçimleri sanki görmezden geldi.
8- "Başsavcı olarak ben kapatma davası açayım. Ön izin mekanizması olmasın. Ötesine mahkeme karar versin" diyerek, nostaljik zihniyeti canlı tuttu.
9- "Hâkim ve savcıların, yargı bağımsızlığına dair çıkışlarını siyaset yapma olarak görmeyin. Biz, kendi konularımızda konuşuyoruz, siyasete karışmıyoruz" diyerek toparlamaya çalıştı.
10- Son olarak, toplumsal uzlaşmaya, milletin ferasetine ve AB normlarına atıfta bulunup, yukarıdaki tüm gerekçelerinin vehimden ibaret olduğunu dolaylı olarak kabul etti; çelişkilerini ortaya koymaktan kaçamadı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN