OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Ali Sami Yen'de anayasa projesi

Anayasa değişikliği süreci yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından da yakından izleniyor. İlk tur oylamalarda AK Parti'nin sergilediği blok duruşun, ikinci turda sürüp sürmeyeceği merak ediliyor. Son günlerde birbiri ardı sıra gelen telefonlarda da benzeri sorulara yanıt aranıyor? AK Parti fire verir mi? BDP, son anda devreye girer mi? Kürt siyasetinin desteği, iktidar partisini yıpratır mı? Paketteki bazı maddeler 330 oyun altında bırakılarak gündemden düşürülür mü? Referandum öncesi ülkeyi istikrarsızlaştıracak sansasyonel olaylar yaşanır mı? Cumhurbaşkanı ne yapar? Meclis, bazı maddelerin ayrıştırılarak referanduma sunulmasını sağlayabilir mi? CHP ile AK Parti arasında son dakika uzlaşması mümkün mü? Sorular, sorular, sorular... Cevapları bulmak için anayasa değişikliği oylaması ilk turundan çıkan sonuçlar iyi okunmalı:
1- AK Parti, bazı çevrelerde temenni edildiği gibi surda gedik vermedi.
2- Referanduma sunulması halinde, Anayasa değişikliğine toplumun 'evet' demesinin yüksek ihtimal olduğu genel kabul gördü.
3- TBMM'de, AK Parti'nin yalnız kaldığı, bu durumdan milletvekillerinin de memnun olmadığı anlaşıldı. Uzlaşma için tüm seçeneklerin denenmesi gerektiğini düşünen bu milletvekillerinin üzerine oynayıp, oyunun yönünü değiştirme hesaplarının ise boş çıkacağı fark edildi.
4- AK Partililer, ilk turda sergilenen birlik beraberliğin genel bir mesaj olduğunu savunurken, özellikle parlamento dışı muhalefetin ikinci turda, yargı ile ilgili maddelerde sürpriz yaşanması için uğraştığı ortaya çıktı.
5- Ve en önemlisi... Anayasa paketini engelleme senaryoları zayıfladıkça, hiç olmazsa madde bazında düzeltme yapılması için muhalefete yönelik baskı arttı. Pakete destek vermeyen muhalefete, "Hiç olmazsa Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile ilgili modeli yeniden kurgulamak üzere iktidar partisi kurmayları ile temasta kalın" çağrısı yapılmaya başlandı.

***

Kuşkusuz anayasa değişikliğinin hayati yönü, "yargı reformu" ile ilgili. Geç ve güç tecelli eden adalet algısı, hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukuku yakınması, yargı ile ilgili değişikliklerin, teferruatlıca bakılmadan destekleneceğine işaret ediyor. Anayasa Mahkemesi'nin 48. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla geçtiğimiz hafta verilen resepsiyonda sohbet ettiğimiz Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker de yargının içe kapanık yapısını adeta 'vakıa' olarak niteledi. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının aynı anda gerekli ve eşdeğer öncelik olduğunu belirten Gerçeker, önerilerinin en kritik bölümünün dikkate alınmadığını anlattı. Israrla "siyaset yapmıyoruz" dedi. Sadece erkler arası ayrımın gözetilmesi adına konuştuklarını söyledi.
Dikkate değer bir diğer husus ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, yeterince üzerinde durulmayan çağrısı idi. Kılıç, yargı kararlarının şeffaflaştırılması beklentisini dile getirirken karar duruşmalarının halka açılmasını teklif etti.
Bugün, "Kapalı kapılar ardında kalan, kararlarının hesabını vermeyen yargı imajı" sade vatandaştan piyasa profesyonellerine kadar yer etmiş durumda. Getirilmek istenen sistemin, etkin işleyen, siyasetten uzak, bağımsız yargı özlemini ne derece karşılayacağı da tartışmalı. Lakin sokaktaki insan, değişimden yana. Atılacak adımın beraberinde geçireceği sorunların "kervan yolda düzülür" misali aşılacağı kanaatinde.
Öyle olmasa anayasa paketinin ekonomiyle kesiştiği alana niye odaklansın ki? Bu anayasa değişikliği ile idarenin eylem ve işlemleri için mahkemeler "yerindelik denetimi" yapamayacak. Örneğin, Ali Sami Yen Stadı'nın yerine kurulacak iş merkezi ve konutlar için belediyenin yerine geçip karar veremeyecek. Bu güvenceyi görmese, iş adamları o alana niye 416.5 milyon lira yatırsın ki!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN