OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Demokrasi Okulu'nda büyük sınav

Anayasa değişikliği Türkiye'nin iç işi gibi algılansa da sınır aşan boyutları da var. Örneğin, Demokrasi Okulu olarak kabul edilen Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) durum böyle. "Yargı reformu, sendikal ve sosyal haklar, pozitif ayrımcılık, darbe geçmişi ile yüzleşme" başlıkları Avrupa'nın da gündeminde. Üstelik AKPM Başkanı bir Türk olduğu için durum daha da ilgi çekici. Öyle ki Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'nun Strasbourg'daki gündeminde, Türkiye'deki anayasa reformu ve taş atan çocukların durumu kadar, volkanik patlama nedeni ile uçuş güvenliği, Yunanistan'ın ekonomik krizi, Ukrayna'daki durum, Arnavutluk'ta muhalefetin boykotu da önemli yer tutuyor. Hatta "dünya küçük" dedirten olaylar da yaşanıyor. Volkanik kül bulutu nedeniyle Avrupa hava sahası kapatılınca Antalya'da 8 gün beklemek zorunda kalan bir gazeteci de derdini Çavuşoğlu'na anlatıyor. "Siz Antalya milletvekilisiniz" diye söze başlıyor, sanki seçmen gibi konuşuyor. Uçuşlara sınırlı izin verildiği sırada uçak şirketinin ayrıcalıklı müşterileri kayırdığını öne sürüp, araştırılmasını istiyor.

***
AKPM Başkanlık koltuğunda Türkiye'den bir milletvekilinin bulunması demokratikleşme yolunda kat edilen mesafeyi göstermesi açısından da dikkate değer. Çok değil, 10 yıl öncesine kadar sicili bozuk, sürekli savunmada kalan bir ülkenin, kimliğinden sıyrılıp, uygar ülke liginde takım kaptanlığına yükselmesi gerçekten etkileyici. Çavuşoğlu da güçlü insani ilişkileri, samimi ve tutarlı tarzı ile Avrupalı çoğu parlamentere nüfuz etmeyi başarabilmiş. Ancak, uluslararası kuruluşların başkanlık koltuğunu almak kadar bürokrasisine hâkim olmak da gerekiyor. Çavuşoğlu'nun yanındaki ekibin orta uzun vadeli perspektife göre takviye edilmesi, Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ile işbirliği içinde çalışması yararlı olabilir!

***
Mevlüt Bey'in AKPM'yi yönettiği oturuma tanıklık ederken aklımız sürekli Ankara'da idi. "Anayasa paketinin bazı maddeleri ayrılarak referanduma sunulur mu? CHP, Anayasa Mahkemesi'ne gider mi? 110 imzayı bulur mu? Oylamanın gizliliğinin ihlal edildiği iddiası ciddiye alınır mı?" türünden pek çok soruya muhatap olduk. Doğrusu, ana muhalefet partisinin esastan karşı çıktığı bir paketi, anayasal hakkını kullanarak yargıya taşımasında eleştirecek yön çok ama kızılacak yön yok. Meşru sınırlar içindeki başvuruyu herkes içine sindirmeli. Buna karşın, vatandaşın hakemliğine gitmek, anayasa değişikliğinin risklerini halka anlatmak mümkünken işin zor tarafını bırakıp, meseleyi 11 hâkime havale etme kolaycılığına yönelmenin siyaseten ikna edici olduğunu söylemek güç. AK Parti'nin yargıyı dönüştüreceği, kendine uygun kararlar verecek ekibi iş başına getireceği öne sürülüyorsa, CHP ve MHP'nin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını teminat altına alacak önerilerini kamuoyuna sunması, hatta pakette bu yönde düzeltme yapılması için harekete geçmesine yetecek vakit hâlâ var! Aksi takdirde CHP, Anayasa Mahkemesi'nden medet umarken iktidar partisi, siyasetin doğal akışını değiştirecek sansasyonel olaylardan, yargının vereceği karardan doğacak mağduriyetten medet umacak. Daha önce denenmiş her iki yöntemin, toplumun arzu ettiği uzlaşma kültürüne, demokratik olgunluğa hizmet etmediği, tepkisel sandık sonuçlarına yol açtığı zaten görüldü.
Oysa, Yunanistan ve Portekiz başta olmak üzere Avrupa mali sarsıntı geçirirken, bünyesel sorunlara boğulmuşken, küresel koşullar Türkiye'ye ekonomik ve siyasi açıdan makası kapatmak ve sıçrama yapmak için tarihi fırsatlar sunuyor. Ve hissedilen o ki referandum sürecinin gürültüsü, yapısal değişimin önüne geçeceği gibi erken seçimi de tetikleyerek ekonomiye hız kestirecek!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN