OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Sınır ucu sinir ucu

Nihayet eteklerdeki taşlar dökülüyor. Kürt aktörler veya çözüm adına rol üstlenenler, bırakın tahammül etmeyi, duyulması bile zor gelen talep ve önerilerle kamuoyunu sarsıyor. Haliyle, "Ne oluyor?" sorusunu soran sağduyulu vatandaşın sayısı artıyor. "İpin ucu kaçıyor!" kaygısı ise bulaşıcı etki ile yayılıyor.
Daha da önemlisi, homojen gibi gözüken siyasal Kürt hareketinin içinden çatlak sesler duyuluyor, pozisyon alma çabasındaki isimler adına verilen beyanatlar birbirini tekzip ediyor. Her şeye rağmen, planlı ve bir amaç doğrultusundaki kampanya ise ivme kazanıyor.


***
Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, 29 Mart yerel seçimlerinden sonra "Kürdistan sınırlarını belirledik" derken, bu kadar sarsıcı etki yapmış mıydı? Ağustos 2009'da demokratik açılım süreci başlamadan önce, terör örgütünün siyasi uzantıları niyetlerini açıkça ilan etmemiş miydi? Ve bugün manipüle edilenin aksine Milli Birlik Projesi, zaten kopmakta olan Türk-Kürt eksenini, son bir hamleyle demokratik çizgide buluşturmayı hedeflemiyor muydu? Yine o süreç, kısa vadeli zafer sarhoşluğuna kapılan vizyonsuz Kürt siyasetçilerin, ülkenin tamamını geren gösteri ve beyanları ile sekteye uğramamış mıydı?

***
Bugün gelinen noktada...
İmralı'da aylar öncesinde kurgulanan senaryonun güncel versiyonunu, demokratik hak mücadelesi olarak mı yorumlayacağız, yoksa Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan milyonların sabrını test etme girişimi olarak mı okuyacağız? "Ayrılmak istemiyoruz" söylemine itibar etmek isterken, "ayrışmak için elinden geleni yapanlara" kayıtsız mı kalacağız? Demokratik özerklik adı altında, Türkiye'de etnik temelde bölünmeye kadar varacak kurtarılmış bölge oluşturma girişimini "meşru mu göreceğiz?" yoksa "bazı çevrelerin çözüm diye sunduğu reçetenin uygulanamaz olduğunu mu anlatacağız?" Devletin zirvesinin ve geniş "halk yığınlarının duyarlılığının dozunu ölçmeye çalışıp, sonra geri adım atanları ciddiye mi alacağız?" yoksa farklılıkları zenginlik kabul edip, "kendini ifade etmek isteyen ama gürültü yapamayan sessiz milyonların sesine mi kulak vereceğiz?"

***
Halihazırda, federatif imtiyaz peşinde koşan, peşmerge tarzı silahlı güçle desteklenen, yerel bayrak ve meclisle bezenen bölgesel Kürt yönetimi senaryosuna karşı, iki merkezden gelen açıklamaları doğru okumak zorundayız. Biri, devletin ve milletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, diğeri milli iradenin temsil edildiği TBMM'nin Başkanı Mehmet Ali Şahin. Tarafsız oldukları kabul edilen isimlerin, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarına gönderdiği mesajları önemsemek durumundayız. O Cumhurbaşkanı ki, açılım sürecinin fitilini ateşlemişti. O Meclis Başkanı ki, Kürt siyaseti güden temsilcilere, çözümün adresini gösterirken, anayasaya bağlılık yeminini hatırlatmıştı.
Bu yüzden Genelkurmay'ı, CHP'yi, MHP'yi "Ne dediler, ne diyecekler acaba?" diye bekleyenlerin, zaten üretilmiş olan barış içinde bir arada yaşama formülünü görmezden gelmemesi gerekiyor.
"Üniter devlet yapısına bağlı ama o yapının hatalarını sorgulayıp ders çıkaran, ana dilini öğrenme ve yaşatma hakkına saygı duyup ortam sağlayan, ötekileşmek için çaba harcayanlara prim vermeyen, seçim barajını düşürüp makul temsile fırsat tanıyan ve Meclis çatısı altında tesis edilecek mutabakatla her türlü soruna çözüm arayan anlayış!"

***
BDP'li vekillerin erken başlattığı tartışma esasen, Haziran 2011 seçimleri öncesinde bölge illerinde kullanılacak malzemelerin deşifre olmasından başka bir şey değil. Ve işin tuhaf tarafı, yıllarca Kürt kökenli vatandaşları dışlayan, inkâr eden zihniyet bugün dönüşüm geçirip bütünleştirmeye çalışırken, Kürt kökenli vatandaşlar adına hareket ettiğini öne süren terör destekli odaklar, bütün içinde demokratik soluk almaktan ziyade ayrışmanın savunucusu olarak reel politiğe aykırı davranıyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.