OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Ekonomide "orta vadeli dersler"

Geçtiğimiz hafta açıklanan 2013-2015 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) gerek ekonomi yönetiminin performansı gerekse kamu maliyesindeki gerçeklerin görülmesi bakımından önemli ipuçları veriyordu.
O tabloda ekonomi yönetiminin uyum kalitesi de vardı, kamu yönetiminde denizin bittiğini gösteren veriler de...
Önce, bakanlar arası işbirliği eksikliğine değinelim. OVP'yi üç bakan birlikte açıkladı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz. Bu üçlü, fena sayılmayacak eşgüdüm içinde çalışırken Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan genellikle dışarıda bırakıldı. OVP'nin duyurulduğu gün Çağlayan'ın eksikliği öyle iddia edildiği gibi "önceden planlı randevularla" izah edilecek kadar basit değildi. Ekonomik büyümenin motorunu oluşturan ihracatın siyasi sahibi konumundaki Çağlayan'ın özellikle Babacan'la ortak zeminde buluşamaması, OVP'deki dış denge tahminleri oluşturulurken kendisine danışılmaması ve OVP'yi imzalama sürecinin bir hayli uzaması üzerinde durulmaya değer hususlardı.

***

Gelelim, OVP'nin vaat ettiklerine...
Küresel krizin etkilerinin sürdüğü, "gaz-fren" tartışmaları ile geçen 2012, ilerisi için "gösterge yıl" oldu. Örneğin, Haziran 2011 Seçimleri'nden önce AK Parti'nin ilan ettiği 2023 Hedefleri'ndeki en kritik göstergelerde sapma yaşandı. Cumhuriyetin 100. yılında kişi başına 25 bin dolar milli gelir düzeyini amaçlayan Hükümet, 2014 için 14 bin 46 dolara ulaşılacağını açıklamıştı. OVP'de 2104 tahmini 11.982 dolar olarak verildi. Böylece hedefin 2.064 dolar gerisine düşüldü.
***

2012'de bütçe de ilginç seyir izledi. Vergi gelirleri beklentileri karşılarken en temel sorun, harcama tarafında gözlendi. Bu yıl 21.1 milyar lira dolayında kalacağı öngörülen bütçe açığının 12.4 milyar lira sapma ile 33.5 milyar liraya çıkacağı neredeyse kesinleşti. Bu gelişme ağırlıklı olarak memur maaşlarındaki ek düzeltme, emekli aylıklarındaki intibak düzenlemesi ve cari giderlerdeki artıştan kaynaklandı.
Bilhassa vergi ve sigorta prim borçlarının ödemesini kolaylaştıran yeniden yapılanmalarla sağlanan bir defalık gelirlere dayalı harcama anlayışı artık sürdürülemez sınıra dayandı. Yani, yılbaşında tahsis edilen ödenek tavanlarını aşmamak gerektiği tescillendi. Harcamalardaki tırmanış bütçenin faiz dışı fazla üretme kapasitesini de aşağıya çekti.
2012, büyümeden fedakârlık yapılan ama cari açık ve enflasyonun arzu edildiği ölçüde düşürülemediği bir yıl olma özelliğiyle de kayda geçti. Bir başka ifade ile cari açık ve enflasyon korkusu ile büyümeyi frenleme politikasına ince ayar gerektiği net biçimde görüldü.
***

Ve son konu... Türkiye, Ağustos 2008'de patlak veren küresel mali krizden bu yana yapısal reformlarını erteleyerek, geçmişte yapılan reformların hasılatını toplayarak bugüne kadar gelebildi. Şimdi sırada kapsamlı harcama ve vergi reformu var.
OVP'deki, "Harcamalar, verimlilik artışı sağlamak amacıyla gözden geçirilecek ve bu amaçla idari mekanizma oluşturulacak" vurgusu önemli.
Yine OVP'de yer alan, "İstisna, muafiyet ve indirimler nedeniyle oluşan vergi harcaması tutarları kamuoyuyla paylaşılacak" ifadesi de dikkate değer. Zira Maliye, vergi kanunlarındaki 99 ayrı gerekçe ile bu yıl 18 milyar lira gelirden vazgeçti. 2013'te bu tutar en az 20 milyar lira olacak.
Özetle...
Türkiye'nin harcamalarda kalite kontrolünü artıran, ödenek limitlerini zorlamayan, sadece yatırımlar için muslukları açan, büyümeye duyarlı, istisnai vergi kayıplarını azaltan yeni bir yaklaşıma ihtiyacı var. Yoksa, arsaydı, banka hisse satışıydı, özelleştirmeydi derken bir yere kadar varılabilir. Sonra iş yeniden başa düşer!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN