OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Cumhur'un bayramı kurban edilir mi?

Cumhuriyet'le hesaplaşmasını tamamlayamayanlar ile Cumhuriyet üzerinden simgesel siyaset üretenlerden bıkmadık mı?
Bir ülkenin, bir milletin, bir devletin var oluşunun yıldönümünün böylesine istismar edilmesi, karşılıklı inatlaşmaya dönüşmesi ne kadar acı!
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının karşısına, "Cumhuriyet Mitingi" zihniyetinin çıkarılması ne büyük talihsizlik.
Oysa bu bayram öncekilerden farklı olacaktı. Cumhur'un Köşkü'nde ilk kez, Cumhur'un başkanı, halkı ile siyasetçisi ile askeri ile buluşacaktı. Yıllarca bu toplumu birbirinden uzaklaştıran suni kaygılar aşılacak, önyargı duvarları yıkılacaktı. En azından beklenti bu yöndeydi.
Ama...
Şimdi, gerilim filminin sahneleri yeniden yazılmaya başlandı...
"Ankara'daki alternatif bayram töreni nasıl olacak? Valilik izin vermediği için 1. Meclis'ten Anıtkabir'e yürüyüşün yolu kesilecek mi? Çatışma çıkacak mı? Biber gazı sıkılacak mı? Ülkenin sinir uçlarına dokunulacak mı? Kamplaşma derinleşecek mi?"

***

Bu sinir harbine ne gerek var?
Niye, sivil bayram kutlamasını beceremiyoruz ki?
İsteyen istediği gibi kutlasın...
Dileyen Ulus'ta toplansın, hatta Anıttepe'ye kadar yürüsün.
Dileyen alışveriş merkezlerindeki, Kızılay'daki etkinliklere katılsın.
Ve toplumun tüm kesimlerini temsilen Çankaya Köşkü'ne davet edilenler de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün vereceği resepsiyonda bulunsun.
Niye biri, diğerinin yerine konulsun?
Cumhuriyet, kimsenin tekelinde değil ki...
***

Kabul ediyorum. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki olaylara takılıp kalanlar çok aramızda. Kandırıldığını iddia eden Kürtler de rejimi oturtma adına baskı gören dindar kesim de hâlâ kızgın. Bu yetmiyormuş gibi... Güncel değişime isyan edenler de direnişte. Kendini, devletin asli sahibi olarak gören ve imtiyazını kaybettiği telaşına kapılan dar bir elit ayrıca huzursuz.
Aslında bu gruplar zamanla marjinalleşecek. Çünkü...
Ne Cumhuriyet elden gidecek ne de yeni bir Cumhuriyet kurulacak. Sadece ve sadece Cumhuriyet daha çok Cumhur'la buluşacak, daha fazla demokratikleşecek. Ve bu demokrasi yürüyüşü ne bugünkü iktidarla sınırlı kalacak ne de sadece modern muhafazakârlara endekslenecek. Düne kadar varlıklarını görmezden geldiğimiz, talep ve beklentilerine kulak tıkadığımız, Cumhuriyet'in imkânlarını paylaşmak istemediğimiz, tek tipleştirmeye çalıştığımız herkesin ve her kesimin sesi daha fazla duyulacak.
***

Eğer Atatürk Cumhuriyeti'ni, gerçek manada Cumhur'a mal etmekten söz ediyorsak O'nun ilkelerinin çağdaş karşılığına odaklanmak zorundayız. Bakmayın siz Atatürk'ü tartışmaya açanlara... Temelini attığı Cumhuriyet sapasağlam. Çünkü, modern dünyanın değerleri bu Cumhuriyet'in mayasında var. Sorun hep uygulayıcılardan, kurucu ilkelerin demode ve despot yorumundan kaynaklandı.
Geldiğimiz noktada; Cumhuriyet'in, partiler üstü ortak paydasının tanımı artık daha net...
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesine inanıyorsak, Cumhuriyetçilik.
Sosyal yardımı, sosyal sorumluluğu benimsiyor her türlü ayrımcılığı reddediyor, insan haklarına sahip çıkıyorsak, Halkçılık.
Düzenleyici denetleyici, küçük ama etkin devlet arzuluyorsak, Devletçilik
Ar-Ge'yi, ekonomik, hukuki ve siyasi reformları başarıyorsak, İnkılapçılık.
Barış içinde bir arada yaşamayı hedefliyorsak, Milliyetçilik.
Farklı inançların özgürce yaşadığı bir ortamı hedefliyorsak, Laiklik...
Sözün özü...
Milli bayramlar da dini bayramlar da bizim. Ve öyle olmaya devam edecek.
Ağız tadıyla bir bayram geçirmenizi dilerim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN